"Hiçbir şey hayret verici değildi, her şey dogaldı."Huzursuzluk romaninda mülteci sorununa eğilen Livaneli bu romaninda da benzer bir konuya değinmiştir. Sorunlara parmak basarken çözüm önerisi sunmak yerine farkindalik oluşturmayı seçiyor. Çunku farkına varılmayan hirbir şeye çözüm sunulamaz. Kör gözüne parmağim şeklinde bir ideolojiyi dayatmıyor. Şu günlerde ülkemizin gündeminde olan göçmen sorununa esaslı bir dokunuşta bulunup maden şirketlerinin dağları, balık çiftliklerinin denizleri, turizm şirketlerinin koyları nasıl talan ettiklerini anlatıyor. Insanlar doğanın, denizin yavaş yavaş ölümünü izlerken bir yandan da göçmenlerin ölümüyle yüzleşiyor. Her şeye rağmen Türkiye belki de Livaneli'nin başka bir romanindaki "Son Ada" dır. Kim bilir. Hala Livaneli okumamıs varsa hayatlarında büyük bir eksiklik olduğunu bilsinler isterim.