herkesin öve öve bitiremediği ve filminin çıkmış olduğu kitabı sonunda okudum. İlk kısmı gayet normal bir şekilde okudum. karakterleri tanımaya çalıştım, anlamlandırmaya çalıştım. ikinci kısma geçtiği anda dedim ki tamam ben olayı çözdüm. ki ben normalde çok da fazla gerildim kitabı okumayan birisiyim. kitabı verity’ye çok fazla benzettim, belki de bundan kaynaklı çok da sevemedim çünkü olayları tahmin edebildim. sadece son sayfada tekrar bir şoka uğrattı. onun dışında tahmin ettim yine de inanılmaz akıcı bir kitaptı ve bir günde bitirdim. bunu da söyleyebilirim. reading slumptan çıkmaya çalışıyorsanız tam ideal bir kitap
İlk Ayfer tunç kitabım hayırlı olsun. kitaba başladığımda diliyle beni içine çekti. acaba Aziz Bey’e ne oldu, Aziz Bey’le Zeki neden kavga etti diye bakarken birdenbire aslında tüm insanların yaşamış olduğu, belki de yaşayacak olduğu o zamanları okudum. bir yerden aslında çok gündelik ve sıradan bir hikaye okuyoruz ama işte önemli olan kısmı da bu sıradanlıkta. kendimizi bulmamızı sağlıyor böylece. o yüzden sevdim.
aziz Bey’in babasıyla olan bağlantısını anladığı kısım beni dumura uğrattı, o sayfa gerçekten benim için çok güzel bir sayfaydı. ve aslında sonlara gelirken de bir hayatın nasıl yitip gittiğini görüyoruz. bir yandan hepimizi gösteriyor bir yandan o gururumuzu gösteriyor. benim severek okuduğum bir kitaptı. Ayfer Tunç’a da devam edeceğim
İlk kısımlarını sevdiğim fakat sonrasında çok fazla tekrara düşen bir kitaptı. en son şeytanın güncesi tekrar bir toparladı ama yine de o tekrara düşmeleri ile yer yer sıkıldığım bir kitap oldu.