Sanki tüm hayatım boyunca bir uçurumun kenarında oturmuştum ve nihayet, onunla tanıştıktan sonra atlayacak kadar cesur hissediyordum. Çünkü yere inmeyeceğime güveniyordum. Uçmaya devam edecektim.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Allahım bu nasıl anlatımmm
Pekala. Bütün parmaklarımı kes. Ben benim. Ruh bütün kalır. Her iki eli de kes. Her iki kolu omuz başlarından kes. Her iki bacağı kalçalardan kes. Ve ben, fethedilemez ve yok edilemez olan ben yine hayatta kalırım. Etin parçalanıp küçültülmesi beni azaltır mı? Kesinlikle azaltmaz. Saçlarımı kırk. Keskin ustalarla dudaklarimi, burnumu,kulaklarımı traşla; hatta gözlerim kökünden uyup çıkart; parçalanıp biçimsizleşmiş bedene tutunan biçimsiz kafatasının içinde hapsolmuş, kimyasal etin o hücresindeki hala ben olurum; Parçalanmamış, eksilmemiş.
Sayfa 130 - Kültür yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Kaçtığını sanırsın ve kendine çarparsın.
Felsefe
Kendini balkondan aşağı atıverse ne olurdu? Onu durduracak kimse yoktu. Luc'un ona emanet ettiği sırlar güvenle korunur ve Ferron başarısız olurdu.
"Bu insanlar, düşünmeye fırsat vermeyen bir yaşamın tuzağına düşmüş insanlardır. Eğer bulaşıkçılar düşünebilmiş olsalardı çoktan bir sendika kurar, daha iyi ücret alabilmek için greve giderlerdi. Ama düşünmezler çünkü bunun için boş zamanları yoktur; yaşamları onları köle yapmıştır. Sorun şu ki bu kölelik neden böyle sürüp gidiyor? İnsanlar tüm işlerin mantıklı bir amaç için yapıldığını baştan kabul ederler. Başkasının hoş olmayan bir iş yaptığını görürler ve işin gerekli olduğunu söyleyerek sorunu çözdüklerini düşünürler. Örneğin kömür madenciliği zor bir iştir ancak gereklidir çünkü kömüre ihtiyacımız vardır. Kanalizasyonda çalışmak hoş değildir ama birilerinin kanalizasyonda çalışması gerekir. Bulaşıkçının işi de aynı şekilde düşünülür. Bazı kimseler restoranda yemek yemek zorundayken bazıları da haftanın seksen saatini onların tabaklarını silerek geçirmesi gerekir. Bu, uygarlık gereğidir ve bu yüzden sorgulanamaz bir durumdur. Göz önünde bulundurulması gereken şey budur."
Sayfa 136 - Venedik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"... herkesin kendisine güldüğünü fark edemeyecek kadar da sarhoştu."
Sayfa 110 - Venedik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam