Tuhaf şey, kıyametinizin yaklaştığını bildiğinizde bütün anlar kıymete biniyor, hiçbirini ziyan etmek istemiyorsunuz. Ama sonra ölüm yine ırak olduğu varsayılan meçhul bir vakte ertelenince, tek yaptığınız, hızla tüketirseniz çok arzu ettiğiniz bir yere ulaşacakmışsınız gibi, günleri bozuk para misali harcamaya çalışmak oluyor. Varacağınız istasyonun boyunuza göre kazılmış bir çukur olduğunu unutup, süratle eritmeye bakıyorsunuz zamanı. Kadirbilmezlik insanın hamurunda var.
Bir yere dönmek, baştan sona yanılgıdan ibaret. İnsan, döndüğünü zannederken, aslında sadece kaybettiği şeyi arıyor. Esasen aradığı yerin, kaybettiği şeyin ve tabii kendisinin üzerinden çok sular aktığı, zahir ve tezahür fazlasıyla aşındığı için, bulmanın imkânsızlığını görmeye Nobelli fizikçi zekâsı gerekmiyor.