Latîfî'nin kitap aşkı
...her kitâb u defter nazarumda bir dilber-i nev-hat u semenber ve dilrübâ-i meh-peyker idi ve hurûf-ı nukat safha-i ızârında mânend-i hâl ü hat olup her bir satr müselsel misk-âgîn ü miskîn misâl-i zülf-i girih-gîr-i pür-çîn ve bir şekl-i zencîr-i anberîn görinürdi ve sevâd-ı zulmet-i hatt içre Hızr-ı dile âb-ı hayât bulunırdı. .....
Sayfa 53·Kitabı okudu
(...) Makber mi nedir şu gördüğüm yer? / Yâ böyle revâ mı câ-yı dilber? Bir tecrübedir bu, hîledir bu... / Yok mahvıma bir vesîledir bu. Bak bak, ne değişmiş ol *semenber! / Gül çehresi, bak, ne yolda *mugber. Nefrîn, bu siyâh bahte *nefrîn, / Feryâd bu hâle tâ-be mahşer...
Sayfa 451 - 452 VIII. Cilt. -Tanzîmat Şiiri, Doç. Dr. İsmail Parlatır-, ABDÜLHAK HAMİD TARHAN, -Makber- Ötüken Neşriyat
Makber
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Başda bir serv-i semenber vaslınuñ sevdâsı var Sûd kılmaz bâğbân nezzâre-yi gülşen maña Başımda yasemin göğüslü bir dilberin sevdası var. Ey bahçıvan! Gül bahçesini seyretmenin bana hiçbir faydası yok.
Sayfa 18 - Gazel 7·Kitabı okudu
MAKBER Eyvah!. Ne yer, ne yar kaldı, Gönlüm dolu âh-u zâr kaldı. Şimdi buradaydı gitti elden, Gitti ebede gelip ezelden. Ben gittim, o hâksar kaldı, Bir gûşede târmâr kaldı; Bâki o enis-i dilden, eyvâh!. Beyrut'ta bir mezar kaldı. Nerde arayım o dilrübâyı?.. Kimden sorayım o bi-nevâyı?.. Bildir bana nerde, nerde Yarab?... Kim attı beni bu derde Yarab?.. Derler ki: "Unut o âşinâyı, Gitti tutarak rehli bekayı... " Sığsın mı hayale bu hakikat? .. Görsün mü gözüm bu mâcerâyı? .. Süratle nasıl değişti hâlim?. Almaz bunu, havsalam, hayalim. Bir şey görürüm, mezâra benzer,
Şiir
MAKBER Eyvah!. Ne yer, ne yar kaldı, Gönlüm dolu âh-u zâr kaldı. Şimdi buradaydı gitti elden, Gitti ebede gelip ezelden. Ben gittim, o hâksar kaldı, Bir gûşede târmâr kaldı; Bâki o enis-i dilden, eyvâh!. Beyrut'ta bir mezar kaldı. Nerde arayım o dilrübâyı?.. Kimden sorayım o bi-nevâyı?.. Bildir bana nerde, nerde Yarab?... Kim attı beni bu derde Yarab?.. Derler ki: "Unut o âşinâyı, Gitti tutarak rehli bekayı... " Sığsın mı hayale bu hakikat? .. Görsün mü gözüm bu mâcerâyı? .. Süratle nasıl değişti hâlim?. Almaz bunu, havsalam, hayalim. Bir şey görürüm, mezâra benzer, Baktıkça alır, o yâra benzer. Şeklerle güzâr eder leyâlim, Artar yine mâtemim, melâlim, Bir sadme-i inkılâbdır bu, Bilmem ki, yakın mıdır zevâlim? Çık Fâtıma lahddan kıyâm et, Yâdımdaki hâline devam et, Ketmetme bu râzı, söyle bir söz, Ben isterim âh, öyle bir söz... Güller gibi meyl-i ibtisâm et, Dağ-ı dile çare bul, merâm et: Bir tatlı bakışla, bir gülüşle, Eyyâm-ı hayatımı tamam et. Makber mi, nedir şu gördüğüm yer?. Ya böyle revâ mı câ-yı dilber?.. Bir tecrübedir bu, hiledir bu.. Yok, mahvıma bir vesiledir bu.. Bak bak, ne değişmiş ol semenber!.. Gül çehresi, bak, ne yolda mugber... Nefrin, bu siyah bahta nefrin, Feryâd bu hale tâ-be-mahşer.. Yarab, bana bir melek ıyân et, Bir de beni öyle imtihan et: Doğsun göreyim o mâh yerden, Nûrun çıka ey İlâh yerden. Maksûd-ı hayatı dermiyân et, Ferdâ-yı beşer nedir, beyân et!. Ya fikrimi rûhuna kıl isâl Ya rûhumu hâkine revân et. Derdoldu mukim, çâre gitti, Guyâ vatanım kenâre gitti; Ben gurbet-i dâimide kaldım, Bir türbe-i bi-ümide kaldım. Ufkumdan o mâhpâre gitti, Bir matla'-ı şeb-nisâre gitti... Gördüm yüzünü misâl-i zulmet, Matla' ona bir sitâre gitti... Gördüm yüzünü türâb içinde, Geldim, aradım kitab içinde. Bir hâb gelir o, dideden dûr, Gitti diyemem
Edebiyat