TAM AĞZIMA LAYIKKKK
9/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
KİTABA BAYILDIM ASLINDA! Olay örgüsü olsun karakter analizi olsun tam ağzıma layık, satır aralarına bolll boll yorum sıkıştırdığım, altını çizdiğim dolu dolu bir kitaptı benim için. Kişisel yorumumu okumak istemeyenler aşağıda "ÖNEMLİ"olan kısmı okuyabilirler kitapla ilgili ince bir detay var bilginize:) Öyleseyse devam edelim...öncelikle kitabı okurken bazı yerlerde o kadar sinirlendim, o kadar yükseldim ki kitabın içine girip Andre'yi tokatlayasım geldi. Böyle yakasından tutarak sarsmak istedim adamı. Evet yanlış okumadın! Orchid değil Andre'yi. Neden? Çünkü o mal karı zaten kötü biri tamam mı? Zaten yapması gerekeni yapıyor ve belli bir amaç doğrultusunda hareket ediyor. Ama Andre...Ahh Andre o kadar malsın kiiii delirdim yani okurken. İçinde bir şeylerin yanlış olduğunu hissettiğin yetmezmiş gibi SANA TÜM GERÇEKLERİ EN YALIN HALİYLE GÖZÜNE SOKAN, O KADININ NE ÇEŞİT BİR MANYAK OLDUĞUNU BALYOZLA KAFANA VURA VURA ANLATMAYA ÇALIŞAN BİR ARKADAŞIN olduğu halde hatta ve hatta seni seven, bağrına basan, sevgi dolu bir ailen olmasına rağmen nasıl her şeyi inkar ederek onun peşinden gidebilirsin!! Hadi hiç sevenin olmasa,seni uyaran yakınların olmasa, gerçekten sevgiye aç biri olsan Orchid'ten aldığın sevgiye bağımlı hale gelsen anlarım ama senin sevgi açlığın da yok ki?? Babanın gururusun,annenin biricik oğlusun. Seninle çok iyi anlaşan bir ablan var. Seni seven pek çok arkadaşın var. Yani onca kişi arasından Orchidin sevgisine muhtaç olduğunu ben hiç düşünmüyorum..bence yaptığın şımarıklıktan başka bir şey değildi. Oh be! Rahatladım. Andre'ye sövmem bittiyse biraz da Orchide söveyim dicem de...kadın zaten kötü biri tamam mı? Onun düzelme ihtimali yok. Narsist olmayı kendi seçmiş ve bu konuda kendini özellikle geliştirmiş yani böyle hastalıklı bir insana ne
Duman ve AynalarElmar Akif · İkinci Adam Yayınları · 202583 okunma
10/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Bu eserde yer alan hikayeler hayattaki her mevsime tanıklık ettirtiyor okuyucuya. Kimisinde bir yaz akşamının ruha iyi gelen sıcaklığını, kimisinde yaşanan olaylar sonucunda yüreğinde taşıyamadığı duyguların dimdik duran ağacın sonbaharda dökülen yaprakları gibi yere düşmesini, kimisinde geçmiş anıların yarattığı boşluğun kış soğununda karlar altında kalmasını aktarırken içerine gelecek olan baharın umudunu da serpiştirir. Çünkü hayatta ne yaşanılırsa yaşansın hayatın içerisinde bazen baharın olduğunu fısıldar. ""İnsan kabuklu bö­cek gibi bir şey. Baktı dışarısıyla başedemiyor, kaçıveriyor içeri. Bu kimsenin kabahati değil." Sen ne kadar kaçsan da, ıskalasan da, görmezden de gelsen, kafanı kuma da gömsen, kalbine kilit de vursan, hayatın sana bir diyeceği varsa, sinsi sinsi bekliyor sırasını, yıllarca. Öyle sabırlı. Öyle fil hafızalı, öyle unutmuyor hayat. Sen sabaha kadar unuttum diye sağalt ruhunu. Gömdüm san. Defter kapanmayınca kapanmıyor. " Geçmişteki anıların ruhta bıraktığı izlerin peşinden sürüklenirken insan olmanın derinliklerini irdeleyecek okuyucu bu on öyküde. Aynı zamanda aile kavramını, anne ve kızın arasındaki derin bağın domates tohumları gibi eşsiz olduğunu, aşkın yürekte çınlayan sesini, ayrılığın kırık camını, cevapsız kalan binlerce soruyu, dostluğu tatlı melodisini, anıların seslerini ve umutların derinliğini öykülerin içerisinden çıkarıp masaya yatıracak okuyucu. "Bir yarayı iyileştiren, her şeyden önce orada bir yara olduğunu kabullenmekti.”Bir şeyim yok, iyiyim ben” dedikçe insan her şeyden önce tedaviyi reddediyordu. Nadiren de olsa küçük krizlerle içimdeki basıncın birazını olsun tahliye edip, ama kendimi asla büsbütün bırakmadan, sonra tekrar normale dönüyordum." Derin ve hayatın içerisinden olan bu öykülerde her yaşamın bambaşka ve eşsiz
Bazen BaharMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20195,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·119 syf.·
2026 12. kitabı
BAZEN BAHAR MELİSA KESMEZ Melisa Kesmez SAYFA SAYISI: 110 1980 İstanbul doğumlu olan Melisa Kesmez Mimar Sinan Üniversitesi’nde Sosyoloji okuduktan sonra bir süre Londra’da yaşamıştır. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları ve söyleşileri yayınlanmıştır. Çeviriler yapmıştır. Yazarın birçok öykü kitabı bulunmaktadır. Hayatın içinden çok dokunaklı on hikayenin yer aldığı Bazen Bahar’da şu öyküyü en çok beğendim diyemeyeceğimi belirtmeliyim. Hepsinin içinizi sızlatan farklı yanları var. Belki beni, Yılbaşı Ağacı hikayesi biraz daha fazla etkiledi diyebilirim ama hepsinde yüreğime dokunan noktalar vardı. Sanki birini beğenirsem diğerine haksızlık olacakmış gibi bir hisse kapılıyorum. Son dönemlerde kalemini sevdiğim, keyifle okuduğum yazardan, çoğu zaman gözlerimizi dolduran hepimizin geçmişinden bir şeyler bulabileceği bir kitap. Dilinin sadeliği nedeniyle yazardan ne okusam harika diyebileceğim öykülerin yer aldığı bu kitabı herkese tavsiye ederim. ALINTILAR Bazen gitmenin mi, yoksa kalmanın mı daha zor, daha hüzünlü, daha çekilmez olduğunu anlamamız için hayatın bize bunu bilhassa yaptığını düşünüyorum. İki seçeneğin de kurtuluş olmadığını anlamamız için. (Sf:75) İnsan kabuklu böcek gibi bir şey. Baktı dışarısıyla baş edemiyor, kaçıveriyor içeri. (Sf:92) Sen ne kadar kaçsan da, ıskalasan da, görmezden de gelsen, kafanı kuma da gömsen, kalbine kilit de vursan, hayatın sana bir diyeceği varsa, sinsi sinsi bekliyor sırasını, yıllarca. Öyle sabırlı. Öyle fil hafızalı, öyle unutmuyor hayat. Sen sabaha kadar unuttum diye sağalt ruhunu. Gömdüm san. Defter kapanmayınca kapanmıyor.(Sf:92)
Bazen BaharMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20195,2bin okunma
Aytmatov Kitaplığı
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Cengiz Aytmatov Herkes kendi hikâyesi okur, Aytmatov'un kaleminden. Kimi sel olur yorulur yâre giden yollarda; kimi düş olur düşer uçsuz bucaksız bozkıra... "Bozkırda trenler doğudan batıya, batıdan doğuya doğru gider gelirler." Hüzün dolu hikâyeleri taşır vagonlar yine de bitip tükenmez bozkırın çilesi. Taşıyamadıkları tek şeydir, hiç anlatılmamış hikâyeler. Senin taşınmaz hikâyen hangisi? Haydi Asel anlat bize! Suskunluğun acı bir kahveyi yudumlayan bozkırlar gibi... Ne olmuş kaybettiysen Kaybetmek bozkırın geleneği değil mi? Sen ki Tiyen-Şan Dağları'nın unutulmaz efsanesi, İlyas'ın yarım bıraktığı o türkünün son dizesi... Geçti zaman çoktan geçince ufkumuzdan kabullenmenin yasası. Tüm zamanlardan geriye elimizde bir tek "şimdi" kaldı. Seçim hakkın da yok üstelik kötünün iyisini, hatta en iyisini... Gel de bir zar atalım "şimdi" hayata. Sonra bir zar, bir zar daha... Cemile'nin, Tolgonay'ın ve Aliman'ın yerine de atalım bir zar. Ta ki son kaybedişe kadar. Ölememekle, yaşayamamak aynı şey değil mi zaten? Bırak artık şu geçmiş zamanın yakasını. Anlat bunca zaman sana ait olmayan bu dünyayı nasıl taşıdın omuzlarında? Usanmadın mı hâlâ mecburiyetine emek kisvesi giydirmekten? Gitmen gereken yerde kalmak için bu ısrar neden? "Sevmesi gerekenler sevmedi diye hak doğmuyor, sevmemesi gerekenlere..." Sahi, ölememek nasıl bir duygu, çıkıp gelsen de anlatsan Baytemir'in gölgesinden. Dön-sen yüzünü ışığa doğru yitip gidecek pişmanlıkların, keşkelerin. Bir kez kalksan ayağa görünecek cüce dağların ardı. Mahzun uykulardan uyanma zamanıdır
Edebiyat
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202113,5bin okunma
El Kızı
Puan vermedi·400 syf.··
2026 3. kitabı
Bazen bir kitap okumazsın… içine düşersin. “El Kızı”nı okurken şunu fark ettim: bazı hikâyeler anlatılmaz, yaşatılır. İçinde tanıdık bir sızı var bu kitabın. Yeri geliyor öfke, yeri geliyor kırgınlık… ama en çok da susarak büyüyen bir iç hesaplaşma. Yoksulluk, gelenekler, baskı… ve bir kadının kendi içinde verdiği o sessiz mücadele. Nazan sadece bir karakter değil; toplumun içinden çıkıp gelen, bastırılmış, görmezden gelinmiş ama aslında hep var olan bir gerçek. Sayfalar ilerledikçe şunu anlıyorsun: Hayat bazen adaleti hemen dağıtmıyor. İlahi adalet tecil ediyor. Bekletiyor. Sindiriyor. Çünkü bazı yüzleşmelerin zamanı var. Bazı duyguların olgunlaşması gerekiyor. Sen istemesen de… Kaçsan da… Görmezden gelsen de… Olan oluyor. Ben bu kitabı okurken sadece bir hikâyeyi izlemedim. Kendimi yakaladım. Yanlış zamanda doğru hisleri yaşamış halimi… susarak güçlü sandığım ama aslında içten içe kabullendiğim anları… Orhan Kemal’in ustalığı burada başlıyor zaten. Çok tanıdık bir konuyu öyle gerçek, öyle çıplak anlatıyor ki… son sayfaları sadece okumuyorsun, yaşıyorsun. Şunu fark ettim: Hayat düzeltmiyor, gösteriyor. Zaman iyileştirmiyor, öğretiyor. Ve adalet… geç geliyor ama eksik gelmiyor. Bazı insanlar hayatına olması gerektiği için giriyor. Bazı hikâyeler bitmesi gerektiği için yazılıyor. Ve sen… Hepsinin tam ortasında, olanı anlamaya çalışırken aslında zaten olanın içinden geçiyorsun.
1000k
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Benden anlamadın, şiirden anla.
9/10
·224 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2026 17:46
Şiir dünyama baharı getiren şair, demişim sana tanıştığımız gün. Soğukların iliklerimize kadar işlediği şu günlerde, en çok bahara ihtiyacımız var belki de. Yeniden doğmaya, üzerimizdeki toprağı atmaya, yeşermeye... "Yıkıldı yolunu bekleyen şehir Şimdi gelsen de bir gelmesen de bir." youtu.be/Q-rQ_QarR-Y?si=... "Ölü bir mahzene gömüldü kibir, artık sevsen de bir, sevmesen de bir." Geç olmanın hiç olma olduğunu hiç bu kadar net anlamamıştım. "Beklenen geç geliyor; geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor," der Oğuz Atay, bedeni olmasa da ruhu başka yerde oluyor insanın. Ve Ahmet Erhan farkındalığı... "Geç oldu, çok geç oldu kalbim." Farklı bir açıdan bakıyor Joseph Campbell, "Pişmanlıklar geç kalan hayallerdir." Eninde sonunda rahmetli Bülent Parlak'ın dediği yere geliyoruz: "Ne kadar geç kalırsak kalalım, hepimiz kıyamete yetişeceğiz." "Bileydim layık olmadığını Yürür müydüm yollarında?" Bile bile yürüyoruz, Yanlış yollarda, Zamansız yıllarda, Cennet bahçeleri dururken en taşlı topraklarda... Bile bile, isteye isteye... Bile... Hasan Hüseyin Korkmazgil misali, Soğuktu yeşillerim soğuktu temmuzlarım en bayram gülmelerimde bile kar yağardı sabah çaylarıma - sen yoktun. Yine bir kitabındaydı, "Farkında mısın, hayat gidiyor elimizden." "Hayat gidiyor." İki basit kelime gibi görünse de yaşadığımız trajedinin en net tabiri belki de. Oradan oraya savrulurken, üzerimize biçilen gömlekleri giyip hayat telaşında görevlerimizi yerine getirirken hayat gidiyor. Var olmadığımız hayatın varoluş sancılarını çekiyoruz. Orhan Veli Kanık'tan... Bakakalırım giden geminin ardından; Atamam kendimi denize, dünya güzel; Serde erkeklik var, ağlayamam. "At vuruldu; içim paramparça Rüveyda." youtube.com/shorts/qrYPBNCY... Kısa,
Şiir
YağmurNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20193,500 okunma
Reklam
Reklam