Hiçlik'te bulaşalım sevgilim, oturup konuşalım Dört yanımız dizboyu insan Yağmurdan bile usanalım Yağmurla sevişirken Bende inanmaların çağı geçti Sende sanki ilkbahar Bizimkisi karşıtların birliği Böyle sevgili olunur herhal Nihilist bir otobiyografi Buldum iç cebime astım Ben de bir kelimeyim ölümün dağarcığında Türkiye benim yurdum Hiçlik'te buluşalım, öpüşürken göz kırpalım Başağrısı çekelim üç gün üç gece Yalnızlığın sularını bulandıralım
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Anadolu
Beşikler vermişim Nuh’a, Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun? Utanırım, Utanırım fıkaralıktan, Ele, güne karşı çıplak… Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher – sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, Ne şah, ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selâm etmişim dostuma Ve dayatmışım… Görüyor musun?
Alıntı
Rüveyda'ya Ağıt
Ben bir aziz değilim, hele gündüz değilim Attığı her adımda siyah bir iz bırakan Bir yanında ürküten bir baldıran gövdesi Bir yanında kederi özümleyen bir lâle Merhamet sahrasının uyuyan gecesiyim Bırak da, böyle bitsin bu günahkâr serüven Bırak da kurtarayım bu emânet sarayı Yeter, intiharınla oyduğun yüreğimi Umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter Göğsümde bir yanardağ kıvranıyor Rüveyda Yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda Duman çöktü güneşin sitem aynalarına Aralandı perdeler; şimdi sessiz değilim Dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim Azizler tohum eker sevgi tarlalarına Senin gözlerin dram; oysa ağlatan benim Ben dilenci; sen sultan; sevgi dağıtan benim Sen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benim Ben ölümüm; sen hayat; cana can katan benim Sabah sende oluyor; güneşi tutan benim Soran ben; sorulan sen; hüznü damıtan benim Öldüren ben; ölen sen; kabirde yatan benim Sen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi Saklıyorum içimde seni bir tufan gibi Nerde uğruna ömür verdiğim belâ, nerde Her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde Düşlerim esrarınla çoğalan pervanedir
Sayfa 18·Kitabı okudu
Şiir
Evet, her şey insan içindir, biz ise Allah içiniz. Bu yüzden hayatı yaşarken inna lillahi ve inna ileyhi raciun: “Şüphesiz biz (her şeyimizle) Allah içiniz ve elbette biz (sonunda) ona döneceğiz” dememiz gerekir. Hâl böyleyken acaba ne kadar “biz Allah içiniz” diyebiliyoruz! Allah her şeyi senin hizmetine, emrine vermiştir ve her şey senin içindir; ama sen de onun içinsin. Öyleyse her ne olursa olsun bu âlemde neden bulunduğunu unutmaman ve her anda yalnız onun için olman lazım. Bu âlemde bulunmanın sebebi ibadet etmen, namaz kılman değildir. Namaz seni huzura çıkaran bir araçtır. Amaç ise Allah’a âbd olman, imanı kazanman, rabbine güvenmen, teslim olman, rabbini tanıman, anlaman ve onun yakınlığını tatmandır. Aynı şekilde oruç da öyledir. Oruç, nefsini temizlemen, tezkiye etmen, nefsine Allah’ın hükmüyle hükmedebilmen içindir; yani hükmün nefsinde değil sende olması içindir. Rabbimiz oruçla seni eğitir, terbiye eder, kendine hükmetme, gücünü, kuvvetini sana verir.
Sayfa 395·Kitabı okuyor
"Olup bitenleri görüp gözeten" anlamındaki er-Rakib ismi de Kur'ân'da yer alır: "Allah her şeyi görüp gözetmektedir. Meselâ, Allah hesap gününde Hz. İsa'yı ve annesini ilâh edinen Hıristiyanlar hakkında Hz. İsa'ya şunu soracaktır: "... 'Ey Meryem oğlu Îsâ! İnsanlara sen mi 'Allah'ın dışında beni ve annemi birer tanrı kabul edin.' dedin? Hz. İsa şöyle cevap verecektir: "Hâşa! Sen çok yücesin. Hakkım ol-mayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim şüphesiz sen onu bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, ama ben sende olanı bilmem. Gizli olanları tam olarak bilen yalnız sensin. Ben onlara ancak senin bana emrettiklerini söyledim; 'Benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' dedim. İçlerinde bulunduğum sürece onların yaptıklarına tanık idim. Fakat sen beni vefat ettirdikten sonra onların hâlini bilip gören (er-Rakib) sadece sensin. Sen her şeye şahitsin. "(Mâide 5/116-117)
Sayfa 101·Kitabı okuyor