Şeref Bey'in çapkınlık imalarını reddederek tepki göstermesinden ç.ekinen genç kadın, duyduğu sözler karşısında donup kaldı. "Devamlı baskı altında tutulan bir erkek olarak benden fazla şey beklemeyiniz Nüveyre Hanım. Unutmayınız ki en saf zeytinyağı dahi bir torbaya doldurulup sıkılırsa, patlar!"
Sayfa 242·Kitabı okuyor
Harabeye dönmüş doğu bölgelerini gezerken Lâtife hep yanındaydı. Öteki görevlilerin eşleri Samsun'dan gemiyle geri döndükleri halde, o Mustafa Kemal'le birlikte gitmek için ısrar etmişti. Aslında talihsiz bir karar vermişti, kocasının dostlarını kıskanıyordu. Erzurum'a giderlerken Tokat'ta, Lâtife onu birlikte olduğu neşeli gruptan ayırıp yatmaya götürmek için ısrar edince, herkesin önünde kavga ettiler. Erzurum'da verilen bir yemekte de kocasını, yöre komutanının güzel karısına fazla yakınlık göstermekle suçlayınca yine kavga çıktı. Ertesi gün, Mustafa Kemal yaveri Salih'le (Bozok) birlikte karısını arabayla Ankara'ya gönderdi ve Salih'e İsmet Paşa'ya iletilmek üzere mühürlü bir mektup verdi. **** Latife Hanım Ankara'ya tekaddüm ederek (bizden önce) geliyor. Birlikte gezimizin sürmesini uygun görmedik. Çünkü 2 senelik tecrübe, beraber yaşamak mümkün olamayacağına kanaat hasıl ettirdi. Kararımdan kendisini haberdar ettim. Çok meyus ve mahzundur. Zât-ı âlinizin ve belki Fevzi Paşa Hazretlerinin barışmamız için delaletinizi rica edecektir. Kararım kesindir. Yalnız, gerek kendisinin, gerek ailesinin şeref ve haysiyetini rencide etmek istemiyorum. Kendisine ve ailesine hürmetimi ve hakiki dostluğumu muhafaza edeceğim. Ayrılmamızın biçimini Ankara'da kararlaştırırız. Sükûnetle İzmir'e gitmeye muvafakatini temin lazımdır. ***** Salih (Bozok) yola çıkmadan önce Mustafa Kemal'in yakın arkadaşı Kılıç Ali'den, fikrini değiştirdiği takdirde bunu şifreli olarak kendisine bildirmesini istedi. Eğer fikrini değiştirirse Kılıç Ali "Sağlığı yerinde," diye bir telgraf çekecek, yoksa "Hastalığı devam ediyor" mesajını gönderecekti. Lâtife, ilk durak olan Erzincan'dan Mustafa Kemal'e yakarı dolu bir mektup yazdı. Araba Kayseri'ye varınca Salih'e (Bozok) Mustafa Kemal'in yolculuğu
Sayfa 480 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hanım kızım, siz bu güzelliğinizle, bu meziyetinizle pek iyi bir yere gelin olabilirsiniz. Belki, hanımefendi, beni isteyecek zararsız bir adam olabilirdi. Fakat ben kendi anlımın teriyle kendimi geçindirmeyi daha iyi buldum. Çalışmak ayıp değil, dedim. Sizi iyice bir ailenin iyice bir çocuğu için isteseler ne dersiniz? Tabi, kazandığım bu şeref için teşekkür ederim, fakat zannederim ki kabul etmem.
Sayfa 368 - İnkılap·Kitabı okudu
Şeref Hanım;
On sekiz bin âlemi icaddan maksud-ı Hak Nasa ancak arz-ı şan u itibarındır senin.”
Sayfa 95 - Çelik Yayınevi
Din
Sen, İslam'ın doğuşu ile hürriyetine kavuşan, Kuran'ı Kerim'in gelişi ile kıymetin zirvesine ulaşan, Hz. Muhammed Mustafa'nın (sav) yüce hükümleriyle şeref kazanan muhterem kadınsın...
Sayfa 1·Kitabı okudu
Atatürk
Meselâ sofrada birkaç Türk hanımı da varken, kendi eşini göstererek: - Var mıdır Türkler arasında böyle hanım? sözünü de ağzından kaçırdı. Atatürk yabancı "eş"lerden hoşlanmazdı. Türk kadınının şerefini yükseltmek ve ona hiç tariz ettirmemek başlıca meraklarından biri olduğunu bilirdik. Bu söz üzerine kıpkırmızı kesildi. Bir fırtına kopmasından ürküyorduk. Misafir de yaşlı idi. Kendini güçlükle tuttu. Başka bahislere geçti. Ondan sonra misafirle de pek alakalı olmadı. Zaman hayli ilerlemişti. Misafir kendisinden galiba bir şey sordu. Sözünü iyi işitmiyen Atatürk: - Ne buyurdunuz beyefendi? dedi. - Bana beyefendi demeyiniz. - Ya ne diyelim efendim? - Sadece adam deyiniz - İşte onu diyemediğim için beyefendi diyorum ya!
Sayfa 81 - Cumhuriyet yayınları·Kitabı okudu