… harf inkılabı geldi yetişti. Milletin asırlar içinde oluşan hafızası karardı; kitaplar, kütüphaneler, şerhler, haşiyeler, şiirler, sözler sükut etti.
Okur-yazar olanlar bir gecede kara cahil oldu ve bu inkılap memlekete, millete pahalıya patladı.
İbnü'l-Arabî'nin (ö. 638/1240) bütün eserleri içerisinde en bilineni ve en çok tartışmaya konu olanı hiç kuşkusuz Fusûsü'l-Hikem'dir. Fusûsü'l-Hikem sadece büyük düşünürün değil, belki bütün Müslüman bilim gelenekleri içerisinde yazılmış en sıra dışı, en iddialı ve en benzersiz kitap olarak kabul edilebilir.
Bu itibarla Fusûs, bir özeti gibi kabul edilebileceği el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye ile birlikte, İbnü'l-Arabî'nin eserlerinin merkezinde yer alırken, kendisinden sonraki tasavvuf düşüncesini esastan şekillendirmiştir.
Kitap bir yandan İslam düşüncesinin nazarı mirası dahilinde tasavvufun varabildiği en önemli düşünceyi, yani insan ve Tanrı arasındaki ilâhî isimler üzerinden kurulan ilişkiyi ele alırken, yazıldığı günden itibaren, üzerindeki şartlar ve ikincil literatür ile tartışmaların konusu ola gelmiştir. Bu yönüyle, üzerinde yazılmış şerhler ile birlikte başlı başına bir özne gibi, kendisinden sonranın kurulmasına temin eden en önemli metin haline gelmiştir.
Sayfa 9 - Fikriyat Yayınları, 1. Baskı, Aralık 2024 (Çeviri, Açıklama ve Notlandırma: Ekrem Demirli)·Kitabı okudu
"Sûfî, çalışıp çabalamanın kulun rızkını artırmayacağını, bunları bir yana bırakmanın da azaltmayacağını bilir.Çünkü rızıklar,kulun istek ve iradesine değil, Allah'ın hükmüne bağlıdır."
Ortaçağ Avrupası İslami eserlerini tercüme edilmesi sayesinde eski yunan felsefesini özellikle de Aristo’yu ilk defa duyma imkanı bulmuşlardır. İbn Rüşd’ün Aristo üzerine yaptığı şerhler başta Paris üniversitesi olmak üzere ders kitabı olarak okutulmuştur.