Ayakkabısı yırtık gönlü yamalı
Bir ihtiyar gördük geçerken yoldan
Selamı vardı sermaye diye, aldık
Dedik ki lokmayı bölüştüren berekettir
Bir tas su verdik içti, kendimiz de kandık o sudan
Cümle varlığı tek nefes bildik şimdi bizim
Dalımıza bir serçe kondu
Ne tahtımızı sordu
ne tacımızı
Ne adımızı sordu
ne unvanımızı
Bir kırıntı sevince kandı
Fazlasına tamah etmek kalbimize yüktür bizim
Yağmur yağdı
Rüzgâr geldi geçti
Kiminin çatısını aldı
Kiminin yüreğindeki pası sildi
Başa gelene eyvallah dedik
Gayrisi kısmettir bizim
Dünya malı dedikleri bir rüzgârın sesidir, ötesi yalan
Ne altın biriktirdik
Ne şöhretin gölgesini
Bir tanrı misafiri, bir tas su, bir selam
Dünyadan kârımız bunlardır bizim
Öğrendik ki
En hırçın dalgalar, en mağrur kayalar
Annem haklıydı. Yalnızca buradan dönmek değil, tüm dönüşler farklı bir anlam kazanacaktı zaman içinde. Yıl boyu iple çektiğim, bitmesini istemediğim bir tatilden ya da çok sevdiğim bir arkadaşımdan ayrılıp eve gelmek bile sevince dönüşecekti. Çok sevdiğin ve seni çok seven bir canlının olması, onun hep seni beklediğini bilmek, bambaşka bir duyguydu.