Söz , yazı , düşünce , zihin (sf: 33)
Daha yaşamsal olan, düşüncelerin yazıya geçirildikten sonra katılaşıp bu dünyaya ait cisimlere dönüşmesi tehlikesidir. Çünkü düşünceler ve duygular zihnin içinde kaldığı sürece akışkandır, değişkendir, uçucudur. Bu, insana müthiş bir hareket alanı verir. Zihin, tutarsızlığa düşmekten korkmaksızın, duruma göre kayıtlarını yeniden düzenler. Oysa yazı, bir sözleşme gibi tarafları bağlar. Söz konusu olan bir günlük olunca taraflardan biri özgürlüğünü yitirmek istemeyen canlı zihindir, diğeri ise cisimleşmiş düşüncelerdir. Söze dönüşmüş duygulardır. Söz bağlar.
Sayfa 33 - Can yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Geleceğin canileri, narsistleri nasıl yetişiyor?..
Belki anne babası katıldıklarından değilse de kayıtsızlıklarından, onun sahip olma arzusunu tatmin etmeyi Hiç düşünmemiş ya da belki hâlâ açığa çıkmamış daha derin içgüdüleri az açgözlülüğünün ardına gizlenmişti. (Sf. 7) ... En ufak şey dahi ruhunda önce yoğun, makul olmayan bir arzu uyandırır, Marcello o şeye sahip olunca da arzunun yerini şaşkın, büyülenmiş, doymak bilmez bir memnuniyet alırdı. (Sf. 7) .......... İçindeki acımasızlığı ve vahşiliği savaş oyununda, eğer savaş oyunu oynamıyorsa da yok etmeyi ve ölümü temel olan eğlencelerde boşaltmaya çalışırdı. O sıralardan Marcello'nun zalimliği kendisine doğal gelirdi, bundan ne pişmanlık ne de utanç duyardı; yavan olmayan bir zevke erişmesinin tek yoluydu bu ve henüz kendinde veya başkalarında şüphe uyandırmayacak kadar da çocuksuydu. (Sf. 8)
Sayfa 8-9, Kolektif Kitap, 5. Baskı, Ocak 2026 (Çeviri: Leyla Tonguç Basmacı)·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
‘Ta yüreğinde …. Bir yerleri acıyordu. Neresi ama , hiçbir yeri… Ama acıyordu. ‘ Sf:76 ‘ … yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir. Yalan teşkilat kurmuş , doğru yalnızdır …..’ Sf:153
Alıntı
Carmilla sf 28
Fakat tüm hayatlarda tutkularımızın en coşkulu ve en dehşetli biçimde uyandığın, güçlü duygularla yaşanan öyle sahneler var ki, bunlar diğer tüm sahnelerden daha belirsiz, daha bulanık anımsanıyor zannederim.
Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Dolaylı Kapitalist Marx'ın Komünist Düşüncesinin İflası
FAŞİZMİN ÇALIŞMA SİSTEMİ İşgünü nedir? Sermaye bir günlük değerini satın aldığı emek gücünü ne kadarlık bir süreyle kullanma hakkına sahiptir? Gün bu gücün yeniden üretimi için gerekli işin ötesinde hangi noktaya değin uzatılabilir? Bütün bu sorulara görülebildiği gibi sermaye şu yanıtı verir: İşgünü, emek gücünün işine yeniden başlaması için kesinlikle gerekli birkaç dinlenme saati çıktıktan sonra, 24 tam saatin geri kalan bölümünü kapsar. Emekçinin yaşamı boyunca emek gücünden başka bir şey olmadığı ve dolayısıyla kullanılabilir bütün zamanının da hukukça ve doğal olarak sermayenin ve sermayeleştirmenin malı olduğu kendiliğinden anlaşılır. Eğitim için, entelektüel gelişme için, beden ve kafa güçlerini özgürce kullanmak için, hatta (ve hem de pazar gününü kutsallaştıranların ülkelerinde) pazar günü için bile zaman ayrılması, saçmalığın ta kendisidir. Ama gözü bağlı ve ölçüsüz tutkusuyla, ek emek oburluğuyla sermaye, işgününün yalnız moral sınırlarını değil, en üst fizyolojik sınırını da aşar. Sağlıklı gövdenin büyüme, gelişme ve bakımının gerektirdiği zamana zorbaca el koyar. Açık havayı solumak ve güneş ışığından yararlanmak için kullanılacak zamanı çalar. Yemek zamanını pintice kısar ve yapabildiği her zaman onu da üretim sürecine katar. Öyle ki, basit bir alet durumuna düşürülen emekçiye, buhar kazanına kömür, makineye yağ verildiği gibi yemek verilir. Yaşam gücünü yenileyip tazelemeye yönelik uyku zamanını, tükenmiş bedenin yeniden çalışabilir bir duruma gelmesi için kaçınılmaz birkaç ağır uyuşukluk saatine indirger. İşgününün sınırlandırılması için emek gücünün normal bakımının ölçü hizmetini görmesi şöyle dursun, tersine işçinin soluk alma zamanının ölçüsünü, ne denli zorlu ve ne denli güç olursa olsun, günde en çok ne kadar çalışabileceği belirler. Sermaye,
Hayata Dair
Berger
1.ALINTI *İçinde milyonlarca yüreğin attığı şu kocaman kentte tek başınaydı ve şakır şakır yağan hain yağmurdan başka ona kulak veren ya da bakan yoktu.(SF.4) 2.ALINTI *İçimdeki her şeyin ısrarla evimi istediğini hiç bilmezdim, ama , şimdi yazarken bütün özlemim uyanıyor. *Ve bildiğim bir şey var: Eve dönmeliyim.(Sf.44) 3.ALINTI *Eğer biri acı çekecekse, bu kişi yalnızca kendi olmalıydı.(Sf.46) 4.ALINTI *Hastalara içeri girmeleri için işaret verilince Berger irkilmişti. Onlardan biriymiş gibi oturmuyor muydu orada, onların hepsinden daha hasta ve ölüme daha yakın değil miydi belki de ? Tuhaftı, böylece oturmaktan ve zamanın akıp gittiğini görmekten başka arzuladığı bir şey yoktu.(Sf.48) 5.ALINTI *Gecenin bir saatinde, umulmadık bir anda yaşamının yitirdiği anlamını ve hedefini bulmuştu sanki.( Sf. 51) • • • ;))))
Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı