Araplar büyük bir imparatorluk kurdular ama korumayı başaramadılar. Çünkü ülke yönetimi için gerekli olan düzeni, yolları, okulları ve sanayii kuramadılar. Aynı şekilde, tüm tembel öğrenciler,
Önder olacakların her ne olursa olsun, gayeden dönmemeleri, ülkede barınabilecekleri son noktada, son nefeslerini verinceye kadar gaye uğrunda özveriyi sürdüreceklerine işin başında karar vermeleri gerekir. Yüreklerinde bu gücü duymayanların işe girişmemeleri çok daha iyi olur. Çünkü, böyle bir durumda hem kendilerini hem de milleti aldatmış olurlar.
Mustafa Kemal Atatürk
Çapkınlık, toplumun önemli bir kesiminin gözünde erkeğin erkekliğini kanıtlayan bir davranış biçimidir. Böyle bir önyargıyla yaklaşıldığında, bu olgunun gerisinde kişinin erkeklik kimliğine ilişkin bir kaygı yaşamakta olduğu gerçeği de kolayca gözden kaçabilir. Çeşitli biçimlerde yaşanabilen bu kaygı, kökenini çocukluk yıllarından ve uyumsuz anne-oğul ilişkilerinden alır.
Örneğin erkekler vardır, sürekli baştan çıkarırlar. Bunu yaparken, başlangıçta ya kadına tapınırcasına davranır ya da aslında kadınlara özgü edilgin-baştan çıkarıcı tutumlarla kadının kendileriyle ilgilenmesini sağlarlar. Ancak, bir-iki kez cinsel beraberlik sağlandıktan sonra ilişki erkeğin beraberlikten kaçınmasıyla sona erer ve ne olup bittiğini anlayamayan kadın şaşkınlığıyla baş başa kalır.
Bu tür ilişkiler bazen uzun da sürebilir, ancak erkek zaman zaman görünür ve kadınla birlikte olur, sonra uzun aralarla ortadan kaybolur. Sürekli evde oturup aranacağı anı bekleyen kadın, gerilimi arttıkça öylesine davranır ki, erkeğin daha da çok kaçmasına neden olur. Erkek ise neden böyle davrandığının ya da başka türlü davranması gerektiğinin bilincinde değildir.
Böylece oluşan kısırdöngü, taraflardan birinin bunalımı belirli bir düzeyi aştığında ya da karşılıklı saldırgan eğilimlerin birden ortaya çıkması sonucu yaşanan bir olayla sona erer. Reddedici-bunaltıcı-baştan çıkarıcı annelerin oğullarında bu tür tutumlar daha sık görülür.
Kimi erkek ise başlangıçta güçlü görünen bir kadınla ilişki kurabilir ve ilişkinin sorumluluğunun çoğunu onun üstlenmesini bekler. Ama sorumsuzluk ve iktidar birlikte var olamayacağına göre, kendi erkekliğine ilişkin bazı kaygılar bu durumu izler. Ya da başlangıçta güçlü görünen kadın, sürekli vermiş olmaktan ötürü sonunda tükenir ve iki tarafın da sorumluluktan kaçmaya çalıştığı bir ilişki ortaya çıkar.