"İstediğiniz kadar mükemmel anayasalar yapın, seçim mevzuları düzenleyin, en özgürlükçü kanunları çıkarın, sosyalizmin ve komünizmin mucizevi gücüne inanın. Eğer yüz binlerce çocuğumuz dar görüşlü, faydasız insanlar olarak hayata adım atacaksa, her türlü yasaya ve sosyal haklara rağmen hayatlarımız sefil, sönük ve ruhsuz olacaktır. Bu gençler arasından çıkan memurlar ihmalkar, bankalar siyasi madrabaz, milletvekilleri ise halkın sırtından kazanan vurgunlar olacaktır. Okul yeni nesillerin aklını ve kalbini körelten yerler olur. Basın ise güzelliğini satarak geçinen bir fahişeye benzemeye çalışacaktır."
"Basında Cumhurbaşkanı Özal'ın anayasada değişiklik yaparak cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini sağlayacağı şeklinde yorumlar yapılıyordu. Bu konu Özal'ın cumhurbaşkanı seçilmesinden önce de gündeme gelmişti. O zaman ana muhalefet partisi olarak biz, cumhurbaşkanının meclis tarafından seçilmesi yönteminin herhangi bir nedenle değiştirilmesine karşı çıkmıştık. Halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanının, bizim gibi demokrasi geleneği henüz iyice kökleşmemiş ülkelerde diktatörlüğe kayabileceğinden endişe duyduğumuzu ifade etmiş, demokrasimizin sağlıklı gelişmesi açısından bunu sakıncalı gördüğümüzü söylemiştik."
Öğretmenler! Atatürk size güvenmedi mi? Neredesiniz? Hangi kuvvet, hangi ücret sizi bir Türk çocuğuna ders verirken, yabancı dil dersi dışında, İngilizce konuşmaya zorlayabilir, teşvik edebilir? Derslerinizi Türkçe veriniz ki çocuklar konuyu iyi öğrensin. Onların kafasına her gün vurur gibi aşağılık duygusu, ulusal kimliksizlik aşılamayı kabul etmeyiniz.
Öğrenciler, gençler! Atatürk'ün gençliğe hitabesi işte bu günler için yazılmıştı. Siz sömürge evlatları olmayacaksınız. Atatürk'ün ümidini boşa çıkartmayacaksınız. Yabancı dilleri de, ama önce kendi dilinizi, edebiyatınızı, tarihinizi iyi öğreneceksiniz.