Din iman, ibadet, güzel ahlak üzerine kurulu bir düzen. İman ve ibadet kısmı kişi ile Allah arasında olup direk ahiretteki düzenimiz ile alakalı iken; güzel ahlak kısmı toplumsal normlardan oluşup bu dünyadaki düzenimiz için geçerli. Ahlak kısmını, çiğnediği sakızı, elindeki çöpü, sigara izmaritini yere atmamak, yere tükürmemek gibi davranışlara vurgu yaparak açıklama yapan bir kesime rastlıyorum. Kabul ediyorum bunlar da insanı görevimiz ama bunları yapıp karşındaki insana yalan söyleyebiliyorsan, sözünde durmayıp onu beklenti içine sokuyorsan, rahatsız olduğu davranışlarda bulunuyor, mobbing uyguluyorsun, kalbini kırıyorsan...
Sorarım bu nasıl ahlak anlayışı?
Bunlar sadece birey olarak topluma ve insana karşı ahlaki görevlerimizden yalnız bir kaçı. Bir de bunun en başta devlet erkanı olarak akabinde yönetici, mesleki, ailevi konumlarla alakalı, adil olma, dürüst olma, hırsızlık yapmama, yalandan, riyadan uzak durma, emrindeki kişilere iyi davranma, vatanının hududunu koruma gibi nice başlığı var.
Şimdi sadede geleyim mi?
Bir kaç sorum var:
1-Bu saydıklarım ve sizlerin üzerine ekleyeceği onca konuda insan ahlaklı olmayı neden karşısındakinden bekler?
2-Kendine her türlü olumsuz davranışı hak görür ve yapar başkası yapınca neden gözüne batar?
3- Ypmadığı güzel bir davranışı, üstelik zıttını da yaparak başkasına yapması için neden öğütler?
4- Kendi uygulamadığı bir davranış başkasına nasıl etki eder?
5-Bütün bunları neden güzel ahlakı öğütleyen dine bağlar da dinin emrine uymayan, güzel ahlakı yaşamayan insanda kabahat aramaz?
6- Neden sürekli, "dindar insan" ya da "inandığınız dininiz", gibi terimleri diline dolar, sürekli kendisinin dışında hatalı arar da kendisi "örnek din ve dinin emrettiği güzel ahlak nasıl yaşanır?" uygulayıp, model olup