İnsanlar ilk aşkın tatlı olduğuna inanırlar ve en tatlı anın da o ilk bağın kopması olduğunu düşünürler. Bu fikrin doğruluğunu ispatlayan sayısız pop ve country şarkısı dinlemişsinizdir. Aptalın biri gidip kalbinin kırılmasına izin vermiştir. Yine de ilk kırılan o kalp, her zaman en acı veren, en zor şifa bulandır ve en görünür yara izini de o bırakır. Bunun neresi tatlı?
"Ebû Abdurrahman es-Sülemi (Rahmetullâhi Aleyh), Lokman suresi 22. âyetin tefsiri hakkında bazı ariflerin şu sözlerini nakletmiştir: “Her kim kendini iyiliğe adamış olarak özünü Allah’a teslim ederse sağlam kulpa yapışmış demektir.” Burada bahsedilen sağlam kulp, Hz. Muhammed Mustafa’dır (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem). Yine başka bazı âlimler bu kulpun İslam dini ve/veya tevhit akidesine şehadet etmek olduğunu da söylemişlerdir. "
Yüce Allah'ı tanımamak öldürücü zehirdir; tutkularına uyarak O'na karşı gelmek kalbi hasta eden illettir. Yüce Allah'ı bilmek ise kalbi [bu illetten] kurtaran panzehirdir. Tutkülarına karşı koyarak O'na itaat etmek ise kalbe şifa veren ilaçtır. İlaçsız bedeni tedaviye imkân bulunmadığı gibi hastalığın ortadan kaldırılması ve sağlığını kazanması yoluyla kalbin tedavisi için de ilaçtan başka yol yoktur. Bedenin tedavisinde kullanılan ilaçlar, sahip oldukları özellik sebebiyle, sağlığa kavuşmada etkilidir; bu özellikleri akıllı kimseler azıcık akıllarıyla anlayamaz; bu konuda hekimleri izlemek gerekir ki, onlar da bu bilgiyi peygamberlik özelliği sayesinde varlıkların özelliğine vakıf olan peygamberlerden almışlardır.
"İnsanları dinlemek, onlara zaman ayırmak ve acılarına ortak olmak yerine onlara bir reçete uzatmak modern zamanların en kolay kaçışıdır. Gerçek şifa, kimyasal moleküllerde değil, insani bağlarda ve samimi bir adanmışlıkta gizlidir."