Canavarımın Kalbi
3/10
·400 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 11:27
Herkese merhaba, Evet serinin son kitabınıda okuduk ve bitirdik... cok büyük hayal kırıklığı bir seri oldu benim için. Aşırı merak ettiğim bir karakterdi Krill ama keşke merak etmeseydim. Nefret ettim kendisinden resmen... bence rina kent tek kişi değil, bir kaç kişi olduğunu düşünüyorum, mahlas olarak rina kent adını kullanıyorlar.. Çünkü yalanın serisi ile bunu yazan aynı ayzar olamaz... Ne erkek karakter ne kadın karakter nede ilgi cekici olmayan bir kurgu yazmış... Hikaye bile aşırı basit ve ne amacla yazıldığı belli değil... intikam mı ? hayır? Güç hırsı mı ? hayır aşk mı? Asla hayır.... sadece iki hasta kişilikli insanın malca hallerini okuduk... kadın karakteri okuduğum en salak kadın karakterleri arasına giriş yaptı... evet öyle başka adam fılan sapıkça fılan şeyler yoktu ama asla karakterleri yazamamış.. en çok krill’den nefret ettimde, bide yazar onu pakhan yaptı yaa inanamıyorum Adrian varken o mal krill mı yaptın gercekten...yazıklar olsun sana beee... Bide kardeşlere olan tavrı neydı öyle acaba; kendi firavun sandığı için psilik herif onlara bile nasıl davrandı asıl senın o şekil davranılması gereken bir canavarsın... nefret = sen krill 3 kitap olmaması gereken bir seri de , smut sahneleri yazmıyorum bile atlatım... ikisinin okumak midemi bulandırdığı için hemen geçtim o sahneleri... çok bir şey yazmaya gerek yok... Bide kitabın için gay aşkı sıkıştirmış bana daha çok geldiler valla banane onlardan yaa , illa epoze edecekler yani... yoksa olmaz Asla asla okumayın bence... ama tabikide Rina kent okumaya devam, bir tane çürük cıktı dıye yazarımızı silecek değilim hahaha
Dark romance
Canavarımın KalbiRina Kent · Ren Kitap · 2026318 okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2026 13. kitabı
"Dervişler, olaylardan çok olayların ardındaki gerçeğe ve esrara eğilirler. Yani faturayı başkalarına kesip tatmin olmayı tercih etmezler başkalarını suçlamazlar. 1925'ten önce dervişlik tasavvuf hayatının içinde olan erbabın bir kısmı kalemi bıraktı, sohbetle yetindi. Bir kısmı sohbeti terk etti, yazıp çizmeyi görev bildi. Bir kısmı da hiçbir alanla ilgilenmedi. 1930'lu 40'lı yıllarda yıllarla birlikte matbuat aleminde yeni bir nesil göründü bu asrın başında yetişen Gönül adamlarından feyz alan ve tasavvufi kültürün içinde yetişen insanlar: Mesela Abdülhakim Arvasi'nin yanında Necip Fazıl. Abdülaziz Bekkine'nin yanında Nurettin Topçu, Ahmet Remzi Akyürek ile Sadettin Evrin. Kenan rifai ile Semiha Ayverdi. Bu insanlar Şeyh olmamalarına rağmen eserlerinin temel örgüsü tasavvufi neşve ile örülmüştü. Bu şahsiyetler; hikaye, roman, deneme, şiir, hatırat, fikriyat türü eserler de kaleme alsalar aşk merkezli bir hayatı anlatıyorlardı. Tasavvuf merkezli bir tefekkürü topluma sunuyorlardı, ahlak merkezli bir dünyanın hasretini çekiyorlardı. İnsanın bâtıni şifresine hitap ediyorlardı. Başka bir ifade ile dergahlarda anlatılan tasavvufi kültürü Yeni bir tarz ve usulle insanları arz ediyorlardı. Bu alanın en velut yani doğurgan, üretken abide şahsiyetlerinden biri de Samiha Ayverdi idi. Ilk baskısı 80 sene önce yapılan Yaşayan Ölü eseri Leyla'dan Seniye ye Seniye'den Leyla'ya yazılan mektuplarla, insanların ruh fotoğrafları çekilmektedir. Aristokrat bir ailede büyüyen Kibirli ve şımarık bir öğretmenin Leyla'nın hayatı etrafında şekillenen roman ismini tasavvufi eğitim için kullanılan ve insanın tekamülünü anlatan ölmeden önce ölmek hikmetinden almaktadır. Tasavvuf klasiklerinde açıklanan terimler bu eserde bir roman üslubu ile insana aktarılmıştır." Mustafa Kara Hocanın
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009625 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·528 syf.··
2026 31. kitabı
AŞKA DÜŞÜŞ I #kitapyorumu + "Kız Kulesi ne kadar aptal, değil mi? Ona tepeden bakan kibirli Galata'ya âşık." - "Asla aptal değil. Sadece gözünün önündeki asıl sahip olduğu şeyi göremiyor, o kadar." ​Hikayemiz geçmişte yaşanan aynı trajik kaza yüzünden hayatları darmadağın olan iki yaralı adam Murat ve İlker ile lise yıllarından beri süregelen platonik aşkının peşinden giden Melek'in dramatik, sırlar ve kıskançlıklarla örülü aşk üçgenini anlatıyor. Yazarın kaleminin en güçlü yanı kesinlikle hikayeyi birden fazla karakterin gözünden aktarabilmesi. Karakterlerin iç seslerini öyle derin işliyor ki, okurlarına sadece olayları okutmayıp birçok duyguyu derinden hissettiriyor. Benzetme detayları da oldukça hoştu. İlker’in fırtınalı ruhunu yansıtan Tempesta (İtalyanca fırtına) kulübü, Melek’in kendi dünyasında sığındığı o 'civciv' lakaplı küçük arabası, Galata ve Kız Kulesi benzetmeleri... Melek’in yıllardır sakladığı o kırmızı kapaklı defter açıldı ve dökülen itiraflar sadece Murat’ın değil, okurken bizim de ciğerimizi söktü geçti. Lise koridorlarından başlayan tek taraflı bir aşktan söz ediyoruz. Sırf onunla aynı şehirde olabilmek için üniversitesini değiştirip İstanbul’a gelecek kadar büyük. Başlarda Melek'e şans veriyor Murat ama sonrasında defteri okumasıyla Melek’e umutlanma deyip hayatından itiyor, Melek’in masumiyetini kirletmekten korktuğu için uzak durduğunu belirtiyor kızı da yakıp yıkıyor, diğer yandan da kızı İlker’le görünce kıskançlığı tutuyor. Murat'ın bu dengesiz ve bencil tavırları beni okurken deli etti. Melek'in bir yerden sonraki gururu ve Murat'a karşı ki dik duruşunu sevdim. Murat’ın kıskançlık krizine girip ona hesap sormaya çalıştığı an, mesafeyi kapatıp omuzunu pışpışlayarak adam olmadığın dışında tabii deyişi kurgunun en asil anıydı. Başkasına
1000Kitap
Aşka Düşüş 1 - GalataMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 202639 okunma
Yarım Kalanların Kitabı: Bukre
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
"Beni sevmen için değil, beni sevdiğini hatırlaman için yazdım bu satırları." Kahraman Tazeoğlu, Bukre ile bize bir aşk hikayesinden fazlasını; bir insanın kendi içindeki yıkımlarla nasıl baş ettiğini anlatıyor. Kitap, "gitmek mi zor kalmak mı?" sorusunun etrafında dönen, okurken her satırında kendinizden bir parça bulacağınız hüzünlü bir ayna gibi. İnceleme Notları: • Aşkın Anatomisi: Tazeoğlu, aşkın sadece kavuşmak olmadığını; bazen birine "iyi gelmediğin" için ondan uzaklaşmanın da en büyük aşk olduğunu vurguluyor. Bukre, fedakarlığın ve sessiz vedaların sembolü. • İyileşme Süreci: Kitap, acıyı romantize etmekten ziyade, o acının içinden geçerek nasıl büyüdüğümüzü gösteriyor. Yazarın üslubu, bir yarayı deşmek yerine onu nazikçe sarmak gibi. • Aforizmaların Gücü: Hikayenin akışından çok, karakterlerin içsel konuşmaları ön planda. Her sayfa, sosyal medyada paylaşılmak için altı çizilecek onlarca cümleyle dolu. "Hiç kimse bir başkasını kendisinden daha çok sevmemeli; çünkü aşk, bir başkasında kaybolmak değil, o başkasında kendini bulmaktır." Sonuç: Bukre, kalbi kırık ama umudunu bir yerlerde saklayanların sığınağı. Eğer hayatınızın bir döneminde "hiç gelmeyecek birini" beklediyseniz ya da "gitmesi gerekeni" tutmaya çalıştıysanız, bu kitap sizin hikayenizi anlatıyor. Tazeoğlu'nun şiirsel dili, ruhunuzun pasını silecek. Kahraman Tazeoğlu Bukre kadir deniz
1000Kitap
BukreKahraman Tazeoğlu · Destek Yayınları · 201323,5bin okunma
Yaptığınız hatalar sonradan sizi yaralar mı?
Puan vermedi·352 syf.··
2026 17. kitabı
Geçmişte yaptığınız bir hata geleceğinizi etkiler mi? Peki yaşadığınız tüm olumsuzlukları bu olaya bağlayabilir misiniz? Ölüm ağrısı baş gösterdiğinde hatalar olduğundan daha mı ağır geliyor? Karakterimiz adına ters düşen bir adaletle ölümden dönünce geçmişte yaptığı hatayı tamir etmeye karar verir. Kitapta hem çocukluğunu hem yetişkinliğini okuduğumuz Adalet küçükken zihinsel geriliği olan mahsumdan oyuncak tek gözlü ayısını zorla alır bunun üzerine babasının ölümünü bu olaya bağlar. Daha sonrasında annesini ve anneannesini kaybeder. Yalnız kalan karakterimiz oyuncak ayısıyla konuşmaya baslar. İnsan sırtını dayayacak, gözyaşını silecek,derdini,sevincini anlatacak birine sahip olmayınca bazen bir oyuncakla konuşabiliyormuş. Peki karakterimiz geçmiş hatalarını telafi edebilecek mi? Bazen aradığımız şeyler bulunca bizi pek tatmin etmeyebiliyor. İnsanın bunca kaçtığına yakalanması da tuhaf. Hangi alıntıyı yazsam bilemedim çünkü bence Nermin Yıldırım insanın yaralarını nasıl kanatacağını çok iyi biliyor. Yine de bi alıntı yazmalıyım bence" Ölüm haberi tuhaf şey. İstenmeyen misafirlere benziyor. O gelince evin bütün düzeni bozuluyor. Kap kacağın yeri değişiyor, kimin nereye oturacağı karışıyor, her yerimiz ayıplanacak tozlar içinde kalıyor sanki, ne kadar ovalasak da bir türlü tam temizlenmiyor." Peki siz bugün öleceğinizi bilseydiniz geçmişte hangi hatanızı düzeltmeye çalışırdınız? Nermin Yıldırım
1000Kitap
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,6bin okunma
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 17:00
Halil Cibran' ın okuduğum ilk eseridir. Felsefe nasıl edebi bir dille yapılır sanırım nadir örneği. Çok didaktik bir kitap. Bazı öğütleri üzerine ciddi düşündürdü. Her cümle alıntı niteliğinde. Sayfa sayısı ile etkisi ters orantılı. Ama farkına vardığım bir şey var: Doğu esintili yazarların kitaplarının bıraktığı etki bende hep aynı oluyor. ( Uçurtma Avcısı , Bin Muhteşem Güneş , Ermiş , Simyacı ) "Yazgınızı silecek olan tek şey alın terinizdir." ( 19)
1000Kitap
ErmişHalil Cibran · İndigo Kitap · 201985,4bin okunma