9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 10:47
Fikirler İçin Ölmek kitabının bir süredir baskısı yok. Ben de Nadirkitap'tan almıştım. "Fikirler Uğruna Ölmek" insanoğlunun düşünmeye başladığı ilk andan itibaren var sanırım. Kitaba çok vurucu bir cümleyle başlıyor Costıca Bradatan "İnsanlığa şimdiye kadar verilmiş en paha biçilmez şey ölümdür. Bu nedenle en büyük günah onu kötüye kullanıp yanlış ölmektir." -Simone Weil- Ve kitap boyunca ismini saymış olduğum bu felsefefilerin ve düşünce kahramanlarının hayatlarının kilometre taşlarından bahsediyor. Burada özellikle Sokrates, Vico, Montaigne, Boethius ve Hadot okumayı seviyorum. (Sokrates, Hypatia, Thomas More, Giordano Bruno, Jan Patocka Giovanni Pico della Mirandola, Giambatista Vico, Nietzsche, Pierre Hadot, Montaigne, Paul Louis Landsberg, Thich Quang Duc, Boethius) Bu tarz kitapların okurlara rehberlik yapmasına hayranım. Sizi başka kitaplara yönlendiriyor. Kafanızı kaldırıp düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Rahatsız edici olan ölüm fikri üzerine yazılmış bir kitap olsa da ben okurken hayatımı nasıl anlamlandırabilirim ve iyi bir ölümü hak ederim diye düşündüm. Ricky Gervais'ın "After Life" dizisi geliyor akla. Gerçekten ölüm üzerine konuşabilmek ve kabullenebilmek iyi bir mizah anlayışı da gerektiriyor. Ölüm konusu çok uzun zamandır kafamı kurcalıyor. İlk zamanlardaki o huzursuzluktan eser kalmadı. Çok sevdiğim dostlarımı erken yaşta kaybettim. Her ölümden payıma düşen dersi çıkarmaya çalıştım. Ne acı bir şey değil mi? Sevdiğiniz insanların ölümünden, kendinize daha iyi bir yaşam için ders çıkarmak... Nietzsche'nin Şen Bilim'deki şu feryadı boşuna değilmiş: "Elzem olan bir şey vardır. Birinin kendi karakterine -biçim vermesi- nasıl da büyük ve nadide bir sanat. İşte sahip olduğumuz o hammaddeye; yani bedenimize ve zihnimize hak ettiği üzere bir sanatçı gibi davranmıyoruz.
Felsefe-Düşünce
Fikirler İçin ÖlmekCostıca Bradatan · Can Yayınları · 2018103 okunma
1/10
·207 syf.··
2026 8. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 13:47
Kitap zor okunuyor. Alınıp okunabilecek bir kitap değil. Felsefi alt yapısı ben dahil, herkese hitap eden bir kitap değil. Wiel'in yer yer katıldığım düşünceleri olsa da genel olarak bomboş kurmacadan başka bir şey değil. Zaman kaybı. Alınıp okunabilecek bir kitap değil.
Yerçekimi ve İnayetSimone Weil · Doğu Batı Yayınları · 2019150 okunma
Reklam
Acı ve adalet ilişkisi ...
7/10
Yazara göre toplumu düzeltmenin yolu / insanların / haklarını artırmak değil / onların maruz kaldığı / kötülüğü/ dindirmek ve içlerindeki kutsal beklentiye cevap vermek ../ yazar insanın kutsallığının onun / kişiliğinde değil / tam aksine kişisel olmayanda yattığını savunur.../ kitabında özetle şunu söyler/ Eğer birine Sen değerlisin çünkü senin hakların va / derseniz /onu bir hukuk nesnesine indirgersiniz ../ Ama ona / Sen kutsalsın çünkü sende asla yok edilemeyecek bir iyilik beklentisi var / derseniz onun varlığının derinliğine dokunursunuz.. Keyifli okumalar..
Kişi ve KutsalSimone Weil · Mecaz Yayınları · 2021252 okunma
7/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 22:13
Simone Weil’in ömrünün son demlerinde, 1943 yılında kaleme aldığı Kişi ve Kutsal, düşünürün felsefi ve mistik çileciliğinin en kristalize olmuş, en sarsıcı ve bir o kadar da tartışmalı metinlerinden birisini oluşturuyor Kitabın Vakıfbank kültür yayınlarından çıkması da bunu kanıtlar nitelikte. Eser, modern siyaset felsefesinin, hümanizmin ve hatta aydınlanma düşüncesinin temel taşı olan birey, kişilik ve haklar kavramlarına açılmış tavizsiz bir savaştır. Az önce inceleme yazmış olduğum Felsefe Dersleri’ndeki o didaktik ve şematik hazırlık evresinin çok ötesine geçen bu metinde Weil, artık kavramların etrafında dolanmıyor; onları ontolojik bir mercekle doğrudan yakıyor. Weil, metnin omurgasını sarsıcı bir önerme üzerine kurar: Bir insanın içindeki kutsal olan şey, onun kişiliği değildir. İnsanı dokunulmaz ve yüce kılan boyut, aksine onun kişilikdışı olan, isimsiz, evrensel ve mutlak hakikate açılan tarafıdır. Kişilik; toplumun inşa ettiği, ayrıcalıkların, egonun, hırsların ve maskelerin bulunduğu yüzeysel bir kabuktur. Weil'e göre, bir insana saygı duymak onun karakterine, rengine, zekasına veya toplumsal statüsüne saygı duymak değildir; bunlar rastlantısaldır. Kutsal olan, o insanın derinliklerinde, her şeye rağmen kendisine kötülük değil iyilik yapılmasını bekleyen o sessiz, isimsiz çığlıktır. Kitabın en yoğun ve çarpıcı bölümleri, insan hakları mefhumuna getirilen eleştirilerde yatar. Weil, 1789 Fransız Devrimi’nden miras kalan hak söylemini, Roma hukukundan ve tüccar zihniyetinden türemiş, bayağı, hesapçı ve pazarlık edilebilir bir kavram olarak nitelendirir. Hak talebi, doğası gereği çatışmacıdır ve güce tapar. Bir hakkı savunmak, "Benim payım nerede?" demekle eşdeğerdir ve bu ticari bir dildir. Weil bunun yerine yükümlülük ve adalet gibi mutlak, ilahi ve kişilik-dışı
Felsefe
Kişi ve KutsalSimone Weil · Vakıfbank Kültür Yayınları · 2019252 okunma
7/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 22:23
Renault fabrikasının ağır işleyen çarkları arasında, İspanya İç Savaşı'nın cephelerinde ve açlığın fiziksel sınırlarında felsefe yapan Marksist bir kadın direnişçidir Simone Weil. İşçilerin ve ezilenlerin acısını bizzat hissetmek için onlar gibi yaşamış, yoksulların istihkakından fazlasını yemeyi reddederek kendi varlığını düşüncelerinin sunak taşında feda etmiş tavizsiz bir ruhtur kendisi. Simone Weil’in Felsefe Dersleri, düşünürün zihinsel evrenine doğrudan, ancak bir o kadar da dolaylı bir pencere açıyor. Zira bu eser, Weil'in kendi elleriyle kusursuzlaştırmak üzere masaya yatırdığı bir eser değil; 1933-1934 eğitim yılında Roanne'daki bir lisede verdiği dersler esnasında, öğrencisi Anne Reynaud-Guérithault tarafından titizlikle tutulan notların bir derlemesidir. Kitap temel olarak, dönemin klasik Fransız felsefe müfredatının şematik izini sürer. Psikoloji, bilgi teorisi, ruh-beden düalizmi, algı, zaman, hafıza, irade, özgürlük, ahlak ve toplum gibi köklü meseleler sırasıyla ele alınır. Ancak Weil, bu geleneksel ve yer yer kuru müfredatı kendi tavizsiz hakikat arayışıyla yontar. İnsanın maddi dünyayla kurduğu ilişkiyi, eylemin doğasını ve bilhassa ileride düşüncesinin belkemiği olacak dikkat kavramını, henüz o ağır mistik ve dinsel buhranlarını yaşamadan önceki görece rasyonel, Descartesçı ve Marksist etkiler taşıyan zihniyle inceler. Eser, Weil'in sonradan radikalleşecek olan düşüncelerinin—özellikle emeğin kutsallığı ve düşünce ile eylemin ayrılmazlığına dair inancının—ham tohumlarını barındırır. Ancak Felsefe Dersleri, edebi bir doygunluk veya Weil'in o yakıcı felsefi derinliğini tüm çıplaklığıyla arayanlar için açık bir hayal kırıklığı yaratma potansiyeli taşır. Metni ele alırken, onun ontolojik bir başyapıt olmadığını kabullenmek gerekir. Çünkü öğrencisinin
Felsefe
Felsefe DersleriSimone Weil · Pinhan Yayıncılık · 202063 okunma
7/10
Sanırım okurken ve incelemesini yazarken en zorlandığım kitap oldu. Şöyle bir dönüp baktığım da otobüste, metroda, evde sürekli elimde olan ama bir türlü bitmeyen bir kitaptı benim için. Bir noktadan sonra kitapla kavga etmeye başladım. Neden bilmiyorum ancak kitap akmadı. Belki de 34 yaşında, eserlerini sistemleştiremeden ölmesi, Kökler’in bu kadar "tamamlanmamış" ve bazen yazarın kendi fikri değilmiş gibi duran savruk yapısını açıklayabilir. Her ne kadar İkinci Dünya Savaşı sonrası Fransa’sı için yazılmış bir "yeniden yapılanma raporu" gibi pazarlansa da, elimizdeki saf bir siyaset felsefesi metni. Kitapdan çok yazar etkiledi beni açıkçası. Öncelikle ona değinmek istiyorum. Simone Weil 1909’da doğuyor ve 1943’te ölüyor yaklaşık 33 yıllık kısa bir hayatı var. Kendisi bu süreçte İspanya İç Savaşı’na katılan, fabrikalarda ve tarlalarda işçilik yapan, "Özgür Fransa" için savaşan aktif bir figür. Vichy hükümeti, Hitler falan… Aslında burada söylemek istediğim şey, yazarın düşünsel dünyası ne kadar hareketliyse aynı oranda aktif bir yaşam içinde kendisi. Thomas Eliot’un önsözde uyardığı gibi; onu "mistik, anarkosendikalist, Yahudi, Katolik veya Stoacı" gibi etiketlere hapsetmek hata olur. Weil, tüm bu uçları optimum bir dengede buluşturmaya çalışıyor. Ancak bu "herkesten bir parça alma" çabası, onu döneminde yalnızlaştırmış: Solcular için fazla dindar, sağcılar için fazla devrimci kalmış. Yine de modern dünyanın tehlikesini erkenden koklayan, "kökleri koparmanın özgürleştirici olduğu" şeklindeki zehirli fikre karşı duran vizyoner bakışı hayranlık uyandırıcı. Önsözü okuyunca istemsiz bir heyecan duydum. Çok iyi bir önsöz, yazar ve kitap hakkında çok güzel noktalar içeriyor. Yazara dönersek, Avrupa Birinci Dünya Savaşı’na yaklaşırken ve savaş sırasında iken
1000Kitap
KöklerSimone Weil · Ketebe Yayınları · 202133 okunma
Reklam