İbn-i Sinâ, Arâbi, El-Cezeri, Ali Kuşçu, Ömer Hayyam vs. hepsine bakıyorum, hepsi de aynı anda hem filozof, hem mutasavvıf, hem matematikçi, hem simyager, hem mucit, hem mühendis vs. 21. Yy.da neden disiplinler arası etkileşimde erozyona uğruyoruz? Ya da bilim insanları neden sadece tek disiplin üzerinde etkili? Zırva görünse de aklımda benim için deli sorular...
Bilim
[3.BÖLÜM] Romana Adını Veren ‘’Yalnızlık’’ Her insan doğduğunda da öldüğünde de TEK’tir. Arada kalan kısımda çevresinden birilerini - iyi ya da kötü - hayatının içine dahil eder (genetik çevre hariç). Böylece ait olma içgüdüsü/refkleksi ile ‘TEKLİK’ halinin getirdiği yalnızlık dürtüsünü törpülediği sanılgısına/yanılgısına kapılır. Özünde insan, kesintisiz bir yalnızlık içinde doğup yine kesintisiz bir yalnızlık içinde yitip giden bir varlıktır. Sadece fiziksel olarak tek başına olmak anlamına gelmez; bazen kalabalıkların içinde bile insan derin bir yalnızlık hissedebilir. İlişkilerinde ya kendilerini tam ifade edemezler ya da başkalarıyla gerçek bir bağ kuramazlar. Dış çevreden tam bir kopuş, kendi içine ise tam bir bağlanış vardır, özünde sosyal yaradılışlı olan insan türü, büyük kalabalıkların tam da ortasında olmasına rağmen kendi kendisini kendi iç dünyasının içinde tutsak etmiştir. Böyle bir durumda kişi ya kendi isteğiyle ya da mizacı gereği bu noktaya sürüklenmiştir. Bireysel Yalnızlık böyle bir şeydir. Yalnızlığın farklı farklı türevleri vardır: bağımsız bir beyne sahip insanlar, sosyal olmasına rağmen vasatlık hastalığına tutulmuş kalabalıklara itibar etmeden sessizce kendi içine çekilmeyi tercih eder. Bu tarz insanlar, her biri birbirine benzeyen insanlardan oluşan vasat kalabalıklardan kendini sıyırarak kendi iç dünyasında başarının kaynağına ulaşmanın çabasına girerler. Bu da Tercih Edilmiş/Seçilmiş Yalnızlık’tır. Kalabalıklardan uzak kesintisiz bir yalnızlık içindeyken daha da keskinleşen bir zihne sahip olan ve en sonunda da büyük işler çıkaran dahiler, genellikle seçilmiş yalnızlığın getirdiği türden başarılara sahiptirler. Başaranların yalnızlığı, aslında yalnızlıkla gelen bir başarıdır. O yüzden bilinçli olarak tercih
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
[4.BÖLÜM]: - Arafta Kalan Ruh - Büyülü Gerçelik Peygamberi - Yaşam ve Ölüm Bilgesi - Carl Gustav Jung’un “Bilge Yaşlı Adam” Arke Tipi (Wise Old Man / Senex ) MELQUIADES O kadar roman karakteri içinde Melquiades için neden özel bir bölüm açtım? Çünkü Melquiades roman karakteri şayet roman kurgusuna dahil olmasaydı Yüzyıllık Yalnızlık romanı bu kadar derin bu kadar çok katmanlı ve zamana karşı duruşlu olmayacaktı. O olmasaydı belki de içinde her bir rengin ayrı ayrı tonlarına sahip rengarenk balıkların yüzdüğü o canlı akvaryumu, su altı ormanlarını, deniz çayırlarını, yosunlarını, mercan resiflerini, planktonları, deniz volkanlarını & hidrotermal bacalarını, deniz dağlarını, okyanus hendeklerini, batık gemilerini…ve sadece su değil; yaşayan, nefes alan, kendi halinde bir dengesi olan Engin Mavi bir okyanus evreni yerine dalgasız, heyecansız ve hiçbir rüzgara temas etmeyen, hiçbir şeye yük olmadan kendi halinde hissettirmeden sessiz sedasız öylece akıp giden naif bir denizden bahsediyor olabilirdik. Eğer bu roman şayet böyle bir deniz olsaydı yine büyük bir roman olurdu elbette ancak evrenlere taşan, zamanları ve boyutları aşan bir romandan bahsedemiyor olurduk. Gabriel Garcia Marquez zamanı aşan, evrene uzanabilen yüksek kalibreli bir yazar olduğundan dolayı gözünü denizlere değil okyanuslara dikmiştir. Melquíades, arafta kalmış ruh gibi yarı saydam bir halde romanda gezinir. Yaşam ile ölüm arasında bir yerlerde sıkışmış muğlak bir görüntü verir. O, sadece bir yan karakter değil aynı zamanda Yüzyıllık Yalnızlık’ın felsefi omurgalarından biridir; romanın felsefi/varoluşçu yükünü tek başına omuzlar. O, geçmişi bilen, geleceği yazan ve zamanı aşan bir bilgedir. Daha çok Jack London eserlerinin çevirileriyle tanınan ünlü çevirmen ve Jack London Uzmanı Levent Cinemre ’nin bir sözü
Edebiyat
Franz Kafka ve Nazım Hikmet Ran #Prag🇨🇿 "Gecenin bir geç vaktında, kulelerin dibinde, kemerlerin altında, dolaşıp durdum Pırağ'ı. Gökyüzü karanlıkta altın çeken bir imbik, bir simyager imbiği, alevi mavi mavi. Şarl Meydanı'na doğru indim yokuş aşağı, orda, köşe başında, kliniğe bitişik, bahçe içinde Doktor Faust'un evi." Sayfa~80 Henüz Vakit Varken Gülüm
İbn-i Sinâ, Arâbi, El-Cezeri, Ali Kuşçu, Ömer Hayyam vs. hepsine bakıyorum, hepsi de aynı anda hem filozof, hem mutasavvıf, hem matematikçi, hem simyager, hem mucit, hem mühendis vs. 21. Yy.da neden disiplinler arası etkileşimde erozyona uğruyoruz? Ya da bilim insanları neden sadece tek disiplin üzerinde etkili? Zırva görünse de aklımda benim için deli sorular...
Bilim
İbn-i Sinâ, Arâbi, El-Cezeri, Ali Kuşçu, Ömer Hayyam vs. hepsine bakıyorum, hepsi de aynı anda hem filozof, hem mutasavvıf, hem matematikçi, hem simyager, hem mucit, hem mühendis vs. 21. Yy.da neden disiplinler arası etkileşimde erozyona uğruyoruz? Ya da bilim insanları neden sadece tek disiplin üzerinde etkili? Zırva görünse de aklımda benim için önemli sorular.
Eğitim