Nazım Hikmet Ran
Gecenin bir geç vaktinda, kulelerin dibinde, kemerlerin altında, dolaşıp durdum Pırağ'ı. Gökyüzü karanlıkta altın çeken bir imbik, bir simyager imbiği, alevi mavi mavi, Şarl Meydanı'na doğru indim yokuş aşağı, orda, köşe başında, kliniğe bitişik, bahçe içinde Doktor Faust'un evi, Kapıyı çalıyorum. Bu evde ben de senet vereceğim şeytana, ben de kanımla imzaladım senedi. Ne altın istiyorun ondan, ne bilim, ne de gençlik. Hasretlik cana yetti, pes! Beni Istanbul'uma götürsün bir saatlik.....
Doğu
" Mısırlıların mahallesi: Mısır Çarşısı, iki cadde arasına yerleşmiş koskocaman bir eczaneyi andırıyor; Hindistan'ın ve Arabistan'ın bütün baharatları, şifalı otlar ve pahalı boyalar ortalığa karmakarışık bir koku yayıyor; tezgâhın gerisinde duran, sarımsı esmer tenli yaşlı bir Mısırlı, çizilen simyager portrelerine tıpatıp benziyor. Başka bir tonozun altında eyerciler bulunuyor; keçi derisinden, manda derisinden yapılmış, en usta el işçiliği örneklerinden, en acemi işlere kadar her kalitede eyer ve koşum takımları burada, duvarlarda, tezgâhlarda ve yerlerde sergilenmekte. Başka bir sokak ise mücevhercilere ayrılmış; altın zincirler, bilezikler pırıl pırıl pırıldıyor, pahalı yüzükler, emsalsiz mücevherler göz kamaştırıyor. Parfüm satılan bölümden gülyağı, misk, tütsü kokuları gelmekte. Bundan sonraki sokakta çeşitli renk ve biçimlerde ayakkabılar, çizmeler, incili ya da nakışlı terlikler bulunuyor, burayı kesen sokakta müslin yaşmaklar, sırma işlemeli mendiller, harikulade kumaşlar göz alıyor, bir sonraki sokakta şam çeliğinden kılıçlar, hançerler, bıçaklar, tüfekler ve tabancalar var... "
Sayfa 109 - Çarşılar (Besestan) / Hans Christian Andersen / Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gecenin bir geç vaktında, kulelerin dibinde, kemerlerin altında, dolaşıp durdum Pırağ'ı. Gökyüzü karanlıkta altın çeken bir imbik, bir simyager imbiği, alevi mavi mavi. Şarl Meydanı'na doğru indim yokuş aşağı, arda, köşe başında, kliniğe bitişik, bahçe içinde Doktor Faust'un evi. Kapıyı çalıyorum. Bu evde ben de senet vereceğim şeytana, ben de kanımla imzaladım senedi. Ne altın istiyorum ondan, ne bilim, ne de gençlik. Hasretlik cana yetti, pes! Beni İstanbul'uma götürsün bir saatlik .
Çekiç seslerinin gazâ tekbirleri ve zafer nâralarıyla, kılıç, nal şakırtılarıyla yarıştığı muzaffer, mesut devir! Koca imparatorluğun her tarafında beyaz taş yontuluyor, büyük kazanlarda kubbeler için kurşun eritiliyor, yarı simyager, yarı evliya kılıklı ustaların, başında bekledikleri çini fırınlarında nar çiçeklerinin, karanfillerin, badem, erik çiçeklerinin bir daha solmayacak baharları; tevhitlerin inancı, fetih âyetlerinin müjdesiyle beraber ağır ağır pişiyor; küçük, izbe dükkânlarda, yassı tunç tokmakların altında medreselerin, şifahanelerin, kervansarayların, hanların, büyük sarayların, sebil ve çeşmelerin saçakları, kitabelerin, yaldız süsleri için altın, dövüle dövüle kelebek kanatları kadar ince, menevişli yapraklar hâline getiriliyordu.Süleymaniye'nin avlusunda, henüz bitmiş cami için, hattatın elinden yeni çıkmış bir âyeti taşa geçirmeye çalışan işçi, başını kaldırıp baktığı zaman Üsküdar'da yeni başlanan bir cami için Marmara'dan, Akdeniz adalarından iri mermer kütleleri taşıyan yelkenlilerin büyük martılar gibi iskeleye yaklaştığını görüyor; Kastamonu ormanlarından yeni getirilmiş keresteleri taşıyan hamalların gürültüsü kendisine kadar yükselen taze çam ve ardıç kokuları arasında kulaklarında uğulduyordu.
Sayfa 137·Kitabı okudu
ROSE CROIX İngiltere'de Müneccimler Birliği, Masonik idealler doğrultusunda 1510'da simyager bilim adamları tarafından kuruldu. Kökenini Kabbalacılardan, Kudüs'den kaçan Şark Şövalyelerinden ve Templier'ler'den alan bu dernek, 1570 yılında Almanya'da, "Rose Croix (Gül ve Haç) Kardeşleri" cemiyetinin kurulmasına ön ayak oldu.82 1614 yılında yayınlanan Rose Croix Kardeşliğine ait Fama Fraternitatis manifestosunun, Hermes, İsmaililik ve İhvan-ı Safa kardeşliklerinin etkisi altında olduğu görülür. Evrensel bir reform önermektedir.
Sayfa 432
Serapis Mabedi'nin yıkımından sonra, simyager bir grup Mısır'lı rahip, Kudüs'e gittiler. Burada, Musevi Esenniler tarikatına katılan bu rahipler ile simya bilimi Kabbalacılar arasına da girmiş oldu. Kudüs'ün, MS. 1188'de Selahaddin Eyyubi tarafından işgali üzerine, bu kentte yaşamlarını sürdüren simyagerlerin üyesi olduğu tarikat, Hıristiyan şövalye tarikatları ile birlikte Avrupa'ya geçti ve burada kendilerine, "Şark Şövalyeleri" adı verildi. Bu teşkilatın, daha sonra, diğer Şövalye tarikatları gibi, Masonluğa katıldığı söylenmektedir.
Sayfa 178