Birinin bize iyilik yapmadığını fark ettiğimizde, hiçbir şekilde o insanın yanında kalmak ve kendimizi bu yıkıcı etkiye maruz bırakmak zorunda değiliz.
Sevildiğimizden emin olmazsak iki kötü seçenekten birini seçmek zorunda kalırız:
1. Sınırlar belirler ve bir ilişkiyi kaybetmeyi göze alırız.
2. Sınırlar belirlemez ve başkalarının isteklerinin esiri olmayı sürdürürüz.
Ataklık düşüncesizlik ile bayağılığın çocuğudur. Bize lazım olan düşünmek... Ne yapıp edip birkaç asırdır yabancısı olduğumuz düşünmenin tekrar divanesi olmalıyız. Ve "medeniyet" "uygarlık," "kıyam" "diriliş" vb. gibi büyük kavramlarla konuşup beri yandan derme çatma yapılar kurmak ve bile birbirimize bunların hamasetini yapmak yerine,önce bu hamasetin nerede kökleştiğini, neden ondan bir türlü yakamızı kurtaramadığımızı anlamak, tekrar o eski görkemli yapıları inşa edecek fikri irfani olgunluğa erişinceye kadar, her defasında çeşitli tezgâhların kurbanı olan eksik noksan girişimlerden, geçersiz, verimsiz teşebbüslerden artık ölümüne pişman ve tövbekâr olmak gerekir.
" İstenmeyen bir çocuk sadece anne-babası tarajindan değil, hiç kimse tarafından istenmediğine inanacaktır ... Çok sevilen bir çocuk ise sadece anne-babasının şefkatiden değil, çevresindeki herkesin sevgi ve şefkatinden emin bir şekilde büyüyecektir"
Bowlby