Sultan I. Mahmud devrinde diğer alanlar kadar bahriyeye de önem verildi. Sultan III. Selim saltanatında tersanede İsveçli mühendis ve ustalar tarafından insa edilen kârgir havuzun yanına ikincisi yapıldı (1826). Tersane-i Amire've bağlı Sinop, Gemlik, Bodrum tezgâhlarındaki gemi insa faalivetleri hızlandırılırken, Amasra. Samsun ve Alacaşehir'de yeni tezgâhlar kuruldu. 1826'dan sonra gemi inşa faalivetine hız verildi ancak 1827'de Osmanlı donanmasının Navarin'de Rus- Fransız-İngiliz ortak filoları tarafından yakılması bütün bu gayretleri bir anda yok etti.
Sayfa 412·Kitabı okudu
Alıntı
"Sinop'da bir peygamber torunu"
Seyyid Bilal Hazretleri, sağ kalan birkaç cengaverle atlarını sürerek şehrin tepesine doğru ilerlediğinde ona, dedesi Hz. Hüseyin Efendimiz'e saldırdıkları gibi saldırdılar. Kâfirin kılıcı Seyyid Bilal Hazretleri'nin pak boynuna değdi. Hz. İbrahim Bilal ise kesilen güzel başını yerden alıp kolunun altına koyarak tepeye çıkmaya devam etti ağır ağır.
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Fâtih, Karadeniz'deki Ceneviz kolonilerini de ilkin harâca bağladı, sonra birer birer işgal etti (1459'da Amasra, 1461'de Sinop ve Trabzon, 1475 Kefe ve Sudak). Bogdan'ı harâca bağladı (5 Ekim 1455). En önemlisi, Altınordu'ya karşı himaye ettiği Kırım kabile aristokrasisinin işbirliği sayesinde Kırım Hanlığı'nı Osmanlı tâbiliği altına soktu (1475). Böylece Boğazlar'ın hâkimi olarak Karadeniz'i bir Osmanlı gölü haline getirmiş oluyordu. 1481 baharında 49 yaşında öldüğü zaman Mısır, İtalya ve Akdeniz seferleri yarım kalmıştı. Fakat yakını ve çağdaş tarihçi Hamza Bey oğlu Tursun Bey'in bile aşırı bulduğu gazâ faaliyetine hiç ara vermeden otuz sene içinde "iki denizin ve iki karanın" hâkimi olmuş, Anadolu ve Rumeli'de dört yüzyıl sarsılmayan Osmanlı İmparatorluğu'nun esas çekirdeğini vücuda getirmişti.
Sayfa 115 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
İçinde Sinop geçti diye :)
Sinop'ta, kale burçlarından denize bakan bir kadın, yıllar sonra, üstelik bulanık bir kentin soğuk odalarında hala iç ge­ çiriyorsa, bundan büyük gerçeklik olur mu? Ah, elindeki hazineyi yitirme ustası, hiç olmazsa geçmişini koru. "İnsan ya­ şarken görür güzelliği / Acı bile bir dünya nimetidir sonunda / Ancak yaşayanların anısı olur." (Şükrü Erbaş) 1997
Sayfa 39·Kitabı okuyor
Alıntı
Ve faşizmin taçlandırılacağı günler hazırlanırken
insana yakışan hiçbir duygunun kalmadığı Diyarbakır Cezaevi'nde; yalnız Diyarbakır Cezaevi'nde değil, Sağmalcılar'da, Sultanahmet'te, Metris'te, Ulucanlar'da, Mamak'ta; bir rivayete göre Milattan Önce 6. yüzyıldan, başka bir rivayete göre 1560 yılından beri Anadolu'nun Alcatraz'ı olmuş Sinop'ta, kısacası büyük-küçük askerî-sivil cezaevi bulunan her yerde, her şehirde, her kasabada, suçlu-suçsuz, kadın-erkek her tutukluya işkence yapılırken;
Sayfa 70 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Rızâ Nûr'a Verilen Yunan Tüfeği
«Sonra Yunan tüfeği ile de Sinop'ta ve Ankara'da nişan attım. Bu tüfek filintadan daha iyi. Yunanlıların tüfekleri pek iyi imiş meğer... Bu iki tüfeğin birçok fişekleri de var. Millî Savaş'ın iki azîz anısı olarak bunları Sinop'ta saklıyorum.»
Sayfa 869·Kitabı okudu
Tarih