Tüm insanlar kısmen kendi düşüncelerine, kısmen de başkalarının düşüncelerine uygun olarak yaşarlar ve hareket ederler. İnsanlar arasındaki en önemli farklardan biri, insanların ne dereceye kadar kendi düşüncelerine göre, ne dereceye kadar başkalarının düşüncelerine göre yaşadıkları konusunda ortaya çıkar. Bazı insanlar çoğunlukla kendi düşüncelerinden bir zekâ oyunu olarak yararlanırlar, kendi akıllarını aktarma kayışı çıkarılmış bir çark gibi görürler, davranışlarında başkalarının düşüncelerine, geleneğine, yasasına uyarlar; diğerleri ise kendi düşüncelerini bütün davranışlarının en önemli harekete geçirici gücü sayarak hemen hemen her zaman kendi akıllarının istediği şeylere kulak verirler ve ona uyarlar, ancak arada sırada da başkalarının kararını uygun görürler, tabii ki bu kararı eleştirdikten sonra yaparlar bunu.
«Dönüştürücü, ceset deliğinden aşağıya attığınız her şeyi bileşen atomlarına ayırarak ve sonra bunları belirlediğiniz sırayla tekrar bir araya getirerek çalışır. Bu muazzam miktarda enerji gerektirir ama bizim güç santralimiz anti-maddeyle çalışan bir yıldız gemisi motoru. Enerji, fazlasıyla sahip olduğumuz tek şey.»
Ahmed Rasim'in edebiyat anılarında bu tartışma, o dönemin edebi tarzları, edebiyat çevresinin ilginç kişilikleri ve homoerotik hikayeleri arasında anılır. Rasim, Naci'nin "tenzihü'l-ahlâk" (temiz ahlaklı) bir kişi olduğunu, hakkında edebe mugayir bir söz işitmemiş olduğunu söyler. Her ne kadar söz konusu Naci olduğunda mahbûb-perestî'yi ahlak ve edebe aykırı bir eğilim olarak ansa da, aynı anılarda dönemin meşhur şairlerinden Mehmed Celal'in erkek bir hizmetçiye kapılıp evden kaçmasını herhangi eleştirel bir yoruma yer vermeden aktarır. Mehmed Celal, Rasim'in anlatısında anadan doğma bir şair, şiirin ve kadın erkek fark etmeksizin aşklarının peşinde bir divane, hayalperest bir tip olarak karşımıza çıkar. Selim Sırrı Kuru'ya göre Rasim'in çelişkili görünen tutumu, yazarın erkek homoerotizmini bu iki şairin hayat hikayelerine atıfla anlamlandırdığı çerçeveler ile açıklanabilir.
Hala ara sıra sana karşı çalışan o deli ve şaşkın ve çelişkili yüreğimle sana gelmek istediğimi neden hala hissetmiyorsun? Sana neden o kadar direndiğimi, bunu yapmaktan belkide neden asla vazgeçmeyeceğimi yavaş yavaş anlamaya başlıyorum. Seni seviyorum ve seni sevmek istemiyorum, çık fazla ve çok ağır geliyor, ama her şeyden önce seni seviyorum; bugün söylüyorum sana bunu, senin artık dıymaman ya da duymak istememen tehlikesini de göze alarak.