• Ülkenin bölünmez bütünlüğünden söz eden siyasi partiler bölücülüğün başlıca unsuruydu. İktidara gelebilsinler diye halkı birbirine düşürür, durmadan kargaşa yaratırlardı. Ya seçim gündeme geldiğinde sorumsuzca oluk oluk akıtılan paralar! Bir yanda para bekleyen eğitim, sağlık, ulaşım vb. sorunlar; öbür yanda seçilmek uğruna milyarlar harcanan siyasi sirk gösterileri...
  • Buna karşın. İbrahim'i peygamberler ve son ulu önder. Mevcut zalim diktatörlere şirk ve sömürü sistemlerine, insanları isyana çağırmışlardır...( Şu yazı müellifin ölüm fermanının nedeni olmuştur....
  • 1064 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Stephen King, kalemini cok iyi kullanıyor.

    Kitabımız, Derry adlı bir Amerikan kasabasında geçiyor. Kasabada, 27 yılda bir uyanan bir yaratık var. Adı Bob Gray, namıdeğer Dans Eden Palyaço Pennywise, sevmediğim şey, filmde Pennywise' ın palyaço sanılması. Aslında Pennywise çocukları kandırmak için palyaço kılığına giren bir yaratıktır. Her 27 yılda bir uyanır ve vahşetler getirir. Tamam, bu kadar bilgiden sonra kitaba gelelim

    SPOİLER
    Kitap Bill Denbrough adlı kişinin kardeşi George Denbrough'un bir kayık yapıp yüzdürmeye çıkmasıyla başlıyor. Ama sonra George gemisini bir mazgala düşürüyor. Ve Pennywise ile karşılaşıyor. "O" Georgie'yi kandırıyor ve aşağıda sirk olduğunu söylüyor. George elini uzatıyor ve HART, Pennywise Georgie'nin kolunu koparıp yiyor. Ve Dave Gardener adlı polis onun cesedini buluyor. Bill intikam yemini ediyor ve dışlanmışların olduğu 7 kişilik bir kulüp oluşturuyor. "Kaybedenler" kulübü. Sonra Pennywise hepsini teker teker korkutuyor ve çocuklar tarih kitapları okuyarak kanalizasyona iniyorlar. Pennywise'i orada yakalayıp öldürüyorlar. Yani öldürdüklerini sanıyorlar. Ve hepsi şehri terkediyor. Mike hariç

    Aradan 27 yıl geçiyor ve olaylar yeniden başlıyor. Mike hepsini çağırıyor ve hepsi geliyor. Stan hariç çünkü intihar ediyor.(korkak) Sonra kasabada hepsi eski anılarını hatırlamak için kasabaya iniyor ve tabiiki Pennywise yine onları korkutuyor. Sonra olayları hatırlıyorlar ve kanalizasyona iniyorlar. Ama onu öldüremiyorlar. Ve Billin aklına "CHÜD AYİNİ" Geliyor. Eğer yeterince kendilerini kaptırırlarsa ayin çalışıyor ve "O" ölüyor. Sonra Kaybedenler işi abartıyor ve "O" nun gezegene inişini görüyorlar. Ve "O" nun dişi olduğunu öğreniyorlar ve Pennywise Eddieyi alıp kolunu kopartıp öldürüyor. Billin aklına Georgie geliyor ve hepsi birleşip O na saldırıyor ve kalbini çıkarıp patlatıyorlar. Sonra hepsi mutlu bir şekilde kanalizasyondan çıkıyor ve yine herşeyi unutup hayatlarına devam ediyorlar. (Aslında ben sadece ana konuyu söyledim, kitapta ölülerin hayatları, kaybedenlerin geçmişleri, kanalizasyon maceraları falan 200 sayfa anlatılıyor. Ve bunlar birleşip 1212 sayfa oluyor) umarım beğenmişsinizdir.
  • En'âm, 64.. Ayet: De ki: 'Ondan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarmaktadır. Sonra siz yine şirk koşmaktasınız.'
  • Hadislerde de faizin ne büyük bir zulüm olduğu ortaya çıkıyor:

    „Fâizin yetmiş iki kapısı vardır. Bunların, günah olma bakımından en hafifi, kişinin kendi (öz) annesi ile zina etmesi gibidir. “(Mecmau'z-zevaid, Heysemî)

    „Faiz yiyen kişi, Kabe´nin önünde öz annesi ile zina etmiş gibi günahkar olur. “(İbni Mace ve Taberanî)

    „Faiz yetmiş üç kısımdır. Onların günah bakımından en hafifi, kişinin annesi ile zina etmesi gibidir. Bilin ki, faizin en şiddetlisi Müslüman kişinin ırzıdır “(Hâkim: 2259, İbni Mace: 2274, İbnu’l-Carud: 647 Albânî Sahihu’l-Cami: 3539)

    „Fâiz yolu île kazanılan bir dirhem, insanın İslam´ı kabul ettikten sonra otuz üç kere zina etmesinden daha ağır bir günahtır. “

    „Bir yerde zina ve faizcilik yaygın hale gelirse oranın halkı Allah´ın azabını haketmiş olur. “

    „Aralarında faiz yaygın hale gelen kavim, mutlaka kıtlıkla cezalandırılır. Aralarında rüşveti yaygınlaştıran kavim de korku ile cezalandırılır. “

    „Miraç´a çıkarıldığım gece yedinci kat göğe varınca yukarıya baktığım zaman yıldırımlar, şimsekler ve fırtınalar gördüm, orada karınları bir ev kadar ve içlerinde dışardan seçilebilen yılanlar bulunan bir gurupla karşılaştım. Cebrail´e „Bunlar kimdir? “diye sordum, bana: „Bunlar faiz yiyicilerdir “diye çevap verdi. “
    „Göge yükseltildiğim zaman, birinci kat gökte bir guruba rastladım, karınları kocaman odalar gibi şişmişti. Firavun hanedanının geçiş yolu üzerinde yığılmışlardı, her gün sabah akşam ateşin başına dikilerek „Rabbimiz, Kıyamet Günü hiç bir zaman olmasın “diye dua ediyorlardı. „Yâ Cebrail, bunlar kimdir? “diye sordum. Cebrail bana

    „Bunlar, ümmetin arasında faiz yiyenlerdir. Bunlar mezarlarından, ancak şeytan çarpmış gibi doğrulurlar “diye cevap verdi. “(İsfehani) 

    „Kıyamete yakın zina, faiz ve içki salgın hale gelir. “

    „Affedilmeyen günahlardan sakınınız. Bunlardan biri hile ve hiyanettir. Hile ve hıyanet yolu ile mal kazanan kimse Kıyamet Günü onu sırtında taşır. Diğeri de faizdir, sonra faiz yiyen kimse. Kıyamet Günü çarpılmış bir deli olarak mahşere gelir. Faiz yiyenler mutlaka şeytanın çarptığı kimseler gibi mezarlarından doğrulurlar. “

    „Faiz yiyenler. Kıyamet Günü mahşere ayaklarını sürüye sürüye birer çarpık olarak gelirler. Onlar mutlaka şeytanın çarptığı kimseler gibi mezarlarından doğrulurlar. “(İsfehani)

    „Faizciliği meslek haline getirenler, sonunda mutlaka kıtlıkla karşılaşırlar. “

    „Nefsimi kudret elinde tutan Allah adına yemin ederek söylüyorum ki, ümmetimden bazı kimseler aksam şen - şakrak ve eğlenceden sonra yatacak, fakat sabaha maymun ve domuz kılığına girmiş olarak çıkacaklardır. Sebebi, haramları helal saymaları, çalgıcı kadin edinmeleri, içki içmeleri, faiz yemeleri ve ipekli giymeleridir. “

    „Bu ümmetin bir kısmı yiyip içip gülerek eğlenerek yatar. Fakat sabaha maymun veya domuz şekline girmiş olarak çıkar. Yine onlardan bir kısmının başına yerin dibine batma ve taş yağmuru gibi âfetler gelir. Sabahleyin halk, „Falangiller yerin dibine battı, geceleyin falan gillerin evleri yıkıldı “diye konuşurlar. Yahud da Lût kavminin bir kısım kabileleri gibi onların evlerine olduğu gibi üzerlerine gökten taş yağar. Sebebi, içki içmeleri, çalgıcı kadın edinmeleri, faiz yemeleri, akrabalara yakınlık göstermemeleridir.

    “(Ahmed îbni Hambel; Beyhakî)

    „Faiz, yetmiş küsür çeşittir. Şirk de onun gibidir. “

    „Faiz gelirlerini artıran hiçbir kimse yoktur ki, onun işinin sonu, fakirlik olmasın. “(İbn-i Mace),

    „Faiz geliri ne kadar çok olsa bile, sonu (ekonomik) darlıktır.
    (Hakim)

    „Faiz, ne kadar çoğalsa da, sonunda azalmaya mahkûmdur. “

    „İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, faiz yemeyen hiç kimse kalmayacak. Onu hiç yemek durumunda olmayanlara bile, (ister istemez) faiz tozu bulaşacaktır. “(Ebu Davud; Ibn-i Mace)

    „Faizi yiyen, yediren, şahitlik ve katipliğini yapan, Allah´ın rahmetinden uzak kalmıştır. “(Müslim, Müsakat: 105)

    Şu dört kimseyi cennete koymamak, onlara oranın nimetlerinden tattırmamak Allahı´ın kesin sözüdür: 1) Devamli içki içenler. 2) Faizciler. 3) Gayri meşru şekilde yetim malı yiyenler. 4) Ana - babaya âsi olanlar. “

    „Cahiliye faizciliği de ayaklarımın altındadır. Ayaklarımın altına aldığım ilk faiz Abdulmuttalip oğlu Abbas’ın faizidir. Onun alacaklarının tamamını kaldırdım, ayaklarımın altına aldım. Ana mallarınız sizindir. Ne haksızlık ediniz ne de haksızlığa uğrayınız. “(Veda Hutbesinden

    ...
  • "..Derviş 'İslam naraları atmak Müslümanlığın kanıtı değildir, çünkü anlayıştır İslam,' dedi.
    'O gereksiz, kavgacı naralar İslam'ı gerçekten yaşamayanlarca atılır. İslam'ın savunulmaya ihtiyacı yoktur, şirk koşmaktır bu! İslam'ı yaşarsın, etrafındaki herkese örnek olacak bir zarafet ve kudrette yaşarsın, gerisi teferruattır. Ve İslam'ı yaşayabilmek için önce insan olmak gerektiğini anlamak lazım oğlum,'.."
  • Resulullah (sav) buyurdular ki:
    "Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: Ey Ademoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden affını umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım.

    Ey Ademoğlu! Günahların gökyüzünü kaplayacak kadar çok olsa, sonra da benden affını dilesen, seni affederim.

    Ey Ademoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak günahla karşıma gelsen; fakat bana hiçbir şeyi şirk koşmamış olsan, şüphesiz bende seni yeryüzü dolusu bağışla karşılarım..”