• Görünüşte hiçbir Müslüman'ı rahatsız etmeyecek bir başlık. Ama iş anladığınız gibi değil. Bu sözün açılımı şudur; 'Hz.Peygamber'in (s.a.v.) hayatını, hadislerini yok sayacak' bir İslam projesi. İki yüzyıldır oryantalistlerin meşhur projesidir bu.
    Kur'an İslam'ı projesi, zannettiğiniz gibi Kur'an'ı okuyup onun mesajını hayata yaymak anlamı taşımıyor. Tam aksine Kur'an ayetlerini diledikleri gibi yorumlayacak ve 'paralel bir din' kuracaklardır. 'Kur'ancılık' hareketi Pakistan havzasında oryantalistlerin kurduğu 'mealcilik' hareketiyle 'peygamberi' yok sayma paydasında buluşurlar. Bu akımın temelinde; hadis, sünnet, icma ve kıyas denilen ana temalar, disiplinler yoktur.
    Abdullah Chakralami'nin oluşturduğu Kur'an ehli Gulam Ahmed'le Pakistan'da yer edindi. Birçok önemli sapkın ekol buradan hareketle İslam âleminde Hz.Peygamber'i (s.a.v.), sünneti yok sayan, hatta onu anmayı şirk sayan batıl hareketlerin merkezi olmaya başladı.
  • Tarih boyunca insan topluluklarına hükmeden dinin temel özelliği şudur: Her zaman mevcut durumu meşru gösteren, halkı uyuşturan, geriye götüren, sınırlandıran ve halkın içinde bulunduğu duruma kayıtsız kalan dindir. Bu nedenle "Din, korkunun bir ürünüdür; din afyondur. Din özgürlüğü ortadan kaldırandır ve din feodal sistemin bir ürünüdür." diyenler doğru söylemiştir. Zira tarihi verilere ve tarih bilimine dayanarak konuşmaktalar. Fakat bunlar dini tanımadılar. Zira onlar din bilimci değil, tarihçiydiler. Dolayısıyla tarihi verilere bakan herkes şunu görecektir ki tarih boyunca dinler, ister tevhid dini adıyla şirk dinine arka çıksın, isterse çok açık bir biçimde şirk dini adına ortaya çıksın, neticede yaptıkları şey aynı şeydi.
  • Bir insanın kendi isteğiyle, gönlünden gelerek zillete razı olmadı için dinden daha iyi etken, daha iyi potansiyel ne olabilir ki? Mevcut durumu meşru gösteren, onu temize çıkaran her zaman şirk dini olmuştur.
  • Ben Orhan Veli
    "Yazık oldu Süleyman Efendiye"
    Mısra-i meşhurunun mübdii..
    Duydum ki merak ediyormuşsunuz,
    Hususi hayatımı,
    Anlatayım:
    Evvela adamım, yani
    Sirk hayvanı falan değilim.
    Burnum var, kulağım var,
    Pek biçimli olmamakla beraber.
    Bir evde otururum,
    Bir işte çalışırım.
    Ne başımda bulut gezdiririm,
    Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet.
  • Kur’ân-ı Kerim’de Hıristiyanlık
    “Nasrânî” kelimesi, Kur’ân-ı Kerim’de bir yerde1 geçer. Bu kelimenin çoğulu olan “nasârâ” kelimesi, 14 yerde kullanılır. Hıristiyanların çoğunluğunu teşkil ettiği “ehl-i kitab” 32 yerde, yine aynı anlamda, “ûtü’l-kitab” (kendilerine Kitap verilenler) 21 yerde geçer. “İncîl” 12; “İsâ” 25 yerde, Hz. İsa’nın lakabı olan “Mesîh” de 11yerde kullanılır. Hz. İsa’nın annesi “Meryem” 34 yerde geçer.
    “Ben, benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmek, size haram kılınan bazı şeyleri de helâl kılmak üzere gönderildim. Size Rabbinizden bir âyet/mûcize getirdim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na ibâdet/kulluk edin. İşte bu, dosdoğru yoldur.” 2
    “De ki: ‘Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müsâvi/anlamı eşit (ve âdil) bir kelimeye gelin, (şöyle diyerek): ‘Allah’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah’ı bırakıp da kimimiz, kimimizi rabler edinip ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse işte o zaman deyin ki: ‘Şâhid olun, biz muhakkak müslümanlarız.” 3
    “Hiçbir beşerin, Allah’ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: ‘Allah’ı bırakıp da (gelin) bana kul olun’ demesi mümkün değildir. Bil’akis (şöyle der:) ‘Okumakta ve öğrenmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olun.’ Ve size ‘melekleri ve peygamberleri ilâhlar/tanrılar edinin’ diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, hiç size kâfirliği emreder mi?” 4
    “Ey ehl-i kitab! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, hak/gerçek olandan başkasını söylemeyin. Mesih, ancak Meryem’in oğlu İsa’dır, (o) Allah’ın rasûlüdür; Meryem’e ulaştırdığı (‘kün=ol’) kelimesi (nin eseri)dir. Allah tarafından (gelen) bir ruhtur. Artık Allah’a ve peygamberlerine iman edin de ‘(İlâh) üçtür’ demeyin. Kendiniz için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek ilâhtır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. Ne Mesih ve ne de Allah’a yakın melekler, Allah’ın kulu olmaktan çekinirler. O’na kulluktan çekinip büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakında huzuruna toplayacaktır.” 5
    “Gerçekten ‘Allah, Meryem oğlu Mesih’in kendisidir’ diyenler, andolsun ki kâfir olmuşlardır. De ki: ‘O halde, Allah, Meryem oğlu Mesih’i, anası (Meryem’i) ve yeryüzünde bulunanların hepsini öldürmek isterse, Allah’a karşı kimin elinden bir şey gelir?” 6
    “Meryem oğlu Mesih (İsa) gerçekten Allah’tır’ diyenler, andolsun kâfir olmuşlardır. Hâlbuki Mesih (şöyle) demişti: ‘Ey İsrâiloğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Bilin ki kim Allah’a şirk/ortak koşarsa, hiç şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zâlimler için yardımcılar da yoktur.” 7
    “Andolsun ‘Allah üçün üçüncüsüdür (üç tanrının biridir)’ diyenler kâfir olmuştur. Hâlbuki bir tek ilâhtan başka hiçbir ilâh/tanrı yoktur. Eğer diyegeldikleri (bu sözden) vazgeçmezlerse içlerinden o kâfir olanlara çok acıklı bir azap vardır.” 8
    “Meryem oğlu Mesih (İsa), ancak bir rasûldür/peygamberdir (başka bir şey değildir). Ondan önce de (birçok) peygamberler gelip geçmiştir. Anası da çok doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasıl açıklıyoruz, sonra bak nasıl (haktan) yüz çeviriyorlar.” 9
    “De ki: ‘Ey ehl-i Kitap, dininizde haksız yere haddi aşmayın. Bundan evvel gerçekten hem kendileri sapmış, hem de birçoğunu saptırmış ve (hâlâ da) dümdüz yoldan sapagelmiş bir kavmin hevâsına (ve hevesine) uymayın.” 10
    “Allah: ‘Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara: ‘beni ve anamı, Allah’tan başka iki ilâh/tanrı edinin’ diye sen mi dedin?’ diye buyurduğu zaman o, şöyle dedi: ‘Hâşâ! Seni tenzih ederim, Sen yücesin; Hakkım olmayan, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, şüphesiz Sen bunu bilirsin. Benim içimdekini Sen bilirsin; ben Senin zâtında olanı bilmem. Gaybları/gizlilikleri eksiksiz bilen yalnız Sensin, Sen! Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibâdet/kulluk edin’ dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine şâhid/kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız Sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin, şâhidsin.” 11
    “Yahudiler, ‘Uzeyir Allah’ın oğludur’ dediler! Hıristiyanlar da, ‘Mesih (İsa) Allah’ın oğludur’ dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) önceden kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin. Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar!” 12
    “Onlar Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını), râhiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa’yı) rabler edindiler. Hâlbuki hepsine de tek ilâh’a ibâdet/kulluk etmekten başka bir şey emrolunmadı. Ondan başka hiçbir tanrı yoktur. O, bunların şirk/ortak koştukları şeylerden uzaktır.” 13
    “İsa açık delillerle gelince, şöyle dedi: ‘Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na ibâdet edin. İşte bu, doğru yoldur.’ Ama aralarından çıkan gruplar, birbirleriyle ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbı karşısında vay o zulmedenlerin haline!” 14
    “Hani Meryem oğlu İsâ, ‘Ey İsrâil oğulları! Ben size Allah’ın peygamberiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamber’i de müjdeleyici olarak geldim’ demişti.” 15
    “De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na eş ya da denk değildir.”(Samed: Hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şey kendine muhtaç olan demektir.)” 16
    “Allah katında hak din İslâm’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.” 17
    Ve bir hadis-i Şerif: “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övdükleri gibi beni övmeyin. Yalnız, ‘Allah’ın kulu ve rasûlüdür’ deyin.” 18

    1 3/Âl-i İmrân, 67
    2 3/Âl-i İmrân, 50-51

    3 3/Âl-i İmrân, 64

    4 3/Âl-i İmrân, 79-80

    5 4/Nisâ, 171-172

    6 5/Mâide, 17

    7 5/Mâide, 72

    8 5/Mâide, 73

    9 5/Mâide, 75

    10 5/Mâide, 77

    11 5/Mâide, 116-117

    12 9/Tevbe, 30

    13 9/Tevbe, 31

    14 43/Zuhruf, 63-65

    15 61/Saf, 6

    16 112/İhlâs, 1-4

    17 3/Âl-i İmrân, 19

    18 Buhârî, Enbiyâ 48; Ahmed bin Hanbel, Müsned, I/23, 24, 47, 55

    Ahmed KALKAN \ Hıristiyanlık ve Yahudilik İtikad Kavramları Serisi 16 ~
  • Tillich:Nietzsche nin Tanrı öldü söylemi yadırganmamalıdır.Onun öldü dediği tanrı geleneksel tanrı anlayışıdır ki o gerçekten ölmüştür.
    Tam bu noktada şunuda ekleyelim:Kuran ateizmden hatta dinsizlikten söz etmez;ama sahte ve yedek dinden ısrarla söz eder.Dahası kuranın tüm karanlık ve kötülüklerin anası görerek bir numaralı düşman ilan ettiği şirk bir ateizm veya dinsizlikle değil gerçek tanrının yerine veya yanına ikincil sahte tanrılar koyma illetidir...
    Buradan hareketle şu sonuca varabiliriz:Yedek ilahlı bir dine mensup olmaktansa dinsiz kalmak yeğdir.Dinsizlikte sahip olamadığımızın gerçeğini bulmak ümidi vardır.Sahte dinde ise bu ümit yok edilmiştir.
  • Kişi ancak kâfir olduğu zaman cehennemde ebedi kalır. Onların cehennemde ebedi kalmaları kendilerinin kâfir olduğundan ötürüdür. Dolayısıyla Allah’ın hükümlerini bir tarafa atarak kanunlar yapmak, O’nun gönderdiği kitabın aksine yasalar çıkarmak ve bu şekilde Allah ile sınır yarışına girmek insanı ebedi cehenneme sokan şirk amellerindendir.