Ahmed Rasim, manzum eserler gazetelerden çekildikçe, kahvehanelerin, çaycıların ve özellikle de meyhanelerin şiir için önem kazandığından söz eder. Rasim, dönemin meyhanelerini şöyle hatırlar:
Bütün bu saydığım yerlerde mevsim mevsim saz şairlerimiz muammalar asarak, koşmalar, Keremler, Âşık Garibler, manicilerimiz destanlar, se-mailer okuyarak ... allı pullu cebkenli, sırmalı etekli hoş-endam ve hoş-hırâm [hoş endamlı ve hoş yürüyüşlü], kâküllü, düzgünlü, benli, sürmeli köçekler oynatarak ... atışmalar, kapışmalar, türlü türlü sululuklar, hatta rezaletler arasında ömür geçirmişlerdir . ... Buralarda oturuldukça ecdadın ses, söz, sûz u güdâz [ateş ve yanma], bedbahtlık, sürûr ve emsâli tasavvutât ve tahassüsât [sesleniş ve duygulanışlar] namına tecelliyât-ı rûhiyyesi kabil-i lems ve temâs [elle tutulur] bir surette duyulur. Alafranga birahanelerde, gazinolarda ise bu hâlât katiyyen vâki olmaz.