“Babalar bunu hep yapar. Bir gün ansızın ölürler ve siz elinizdeki hatıralarla idare etmek zorunda kalırsınız.”
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Edebiyat
Tedavi yolları arasında seçim yapmamız istenebilir ama çoğumuz ne yapılması gerektiğini doktorun söylemesini tercih ederiz; çünkü en iyisini onun bileceğini düşünürüz. Ama gündelik hayattaki pek çok örnekte, bilgili olduğumuz bir konuda basit bir seçim söz konusu olduğunda, genellikle bazı içsel değerlendirme işlemleri uygulayıp, tıpkı bir yargıç gibi kararımızı bildirdiğimizi varsayarız. Bu yanlıştır; çünkü kararlarımızı ölçüp tartan süreçler bilincimizin dışında olur. Zihninizdeki mahkeme salonunda karar vermiş gibi hissedebilirsiniz ama önemli işlerin çoğu kapalı kapılar ardında yapılmıştır. Bilinçli bir biçimde seçenekleri potansiyel senaryolar olarak düşünebiliyor, sonra da seçeneğin ne anlama geldiğini hayal etmeye çalışıyor olabilirsiniz ama siz düşünmeye zaman bulmadan çok önce bilgi zaten işlenmiş, değerlendirilmiş, ölçülüp biçilmiştir. "Aklıma harika bir fikir geldi!" dememize benzer, birdenbire olmuş gibi görünür ama kafamızda aniden yanan bir lamba yoktur. Ani bir aydınlanma gibi görünebilir ama perde arkasındakiler fikri en başından beri geliştirmekteydi, size sadece analizlerini sundular. Libet'in deneyinde olduğu gibi siz harekete geçmek üzereyken bilmek ve bilmemek arasındaki farka işaret eden tek bir nokta yoktur. Bir konu üzerinde dursanız ve onu bilinçli zihninizde evirip çevirseniz bile, nereden bakılırsa bakılsın, siz sadece zaten verilmiş olan kararı geciktirmektesinizdir.
Sayfa 184·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Platonik Aşk
siz kalabalığın içinde bir yürüyüştünüz ben ise her kalabalığa belki siz varsınızdır diye giren yalnız bir ihtimal . siz cümlede duran bir virgüldünüz ben ise o virgülden sonrasını bir türlü yazamayan hayalperest ne zaman sizi gördüysem ya da gördüğümü düşünsem öylece geçip gittim yanınızdan dilimde büyüdü bir “merhaba” bile diyemedim . çünkü kalbim sizi görünce mi telaşlandı yoksa bir gün sizi göreceğine inandığı için mi bilemedim sonra hep aynı saatlerde yürüdüm aynı sokaklardan aynı ağacın gölgesinde bekledim
Siz dilediğiniz şarkıyı söyleyin yine Yine karamelalarla kandırın küçük kızları Irzına geçin torunlarınızın O sapık arzularınız yükseltecek sizi O karanlık odaların başıboş rahatlığı Varın dilediğiniz gibi yaşayın artık Bir gün bütün günahlarınız bağışlanacak Tanrı katında Ne cehennem ateşleri ne o köprüler kıldan ince Sizin için değil Siz öyle Tanrıların böyle kullarısınız işte!
Şiir
TELEGRAM İŞKENCESİ ALTINDA...
(...) Bu düzen içinde -ki 17 Ağustos depremine kadar devam etti bu; sonrasında kavgalar, isyanlar, beş ay kadar süren bir kaos- birkaç defa Büyük Muztaribler’den bahsetti. İlgimi çekti ama, ne demek istediğini anlayamadım. Sonradan yorumladığıma göre, “bana bir şey olursa, onu siz tamamlayın!” anlamında olabilir… Nihayet 2000 başında (Noel Baba Operasyonu) koğuşa girip, O’nu aldıklarında, hele Kartal’daki o hâlini gördükten sonra, bu eseri tamamlayabileceğinden neredeyse ümidi kesmiştik. Fakat 2003 yılında, birdenbire 2. cilt çıkınca ve bu 650 sayfalık büyük kitabı alıp şöyle bir göz gezdirince, onun zihnini toparlamakla kalmadığını -belki de- eskisinden bile daha yüksek bir zihnî form yakaladığını gördük. Telegram denilen zihnî-fizikî işkencenin ilk sarsıntısını atlatmış veya ona bir şekilde direnme gücünü geliştirmiş olmalıydı…
BÜYÜK MUZTARİBLER -Düşünce Tarihine Bakış-II-, 6 Aralık 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
bir suç ortağınız olduğunda kötülük daha iyi hissettirirdi, aksi takdirde sadece siz ve vicdanınız kalırdı.
Alıntı