6/10
·416 syf.··
2026 57. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:09
Merhabalar herkese size inanılmaz bir kapağa ve baskıya sahip bir kitapla geldim yurtdışında da ilk yayınlandığı andan beri çok sevilen bir kitap. Ama malesef ben yarım bıraktım yani bu kitap benim için DNF #abporanek 'den #karanlığındurduğuyer #cevizinseçkisi seçki grubunda bu ay bitkiler ön planda ve bitkili kapağıyla iyi bir seçenek oldu. Liska bazı sihirli yeteneklere sahip, bu da köyünde dikkat çekmesine sebep oluyor. Sihirli ruhları, cinleri, iblisleri görebiliyor ve bu özelliğinin özellikle annesini sıkıntıya soktuğu ortada. Köylerindeki gündönümü şenliğinde sihirli bir dileği yerine getiren çiçeği bulmak için herkesin kaçındığı ormana giriyor. Çiçeği buluyor ama çiçekle birlikte keşfetmemesi gereken bir yeri de keşfediyor. Ormanın koruyucusu iblis Leszy ile anlaşma yapıyor: 1 yıl boyunca ona hizmet ederse dileğini gerçekleştirecek. Slav mitolojisi ve halk öykülerinden esinlenilmiş. Ben Rus mitolojisini çok fazla sevmem, ama bu kitabı sevmeyişim bu yüzden değildi. Başta tüm her şey bir fantastik kitaptan beklediğim şekildeydi. Atmosfer, atmosfer, atmosfer; kitap tamamıyla bundan ibaretti ama so ra bir baktım içi bir türlü dolmuyor. Beni 4 defa reading slump'a soktu. Karakterizasyon çok zayıf, böyle muhteşem baskıya yazık oldu. Çok şişirilmiş bir kitap yabancı kitap bloggerları tarafından. Hype'ı hak etmiyor bana göre, çok güzel ve büyülü olabilecek bir ortam mahvedilmiş. Hiçbir karakteri sevmedim, merak da etmedim. Ya ben fantastik okumaktan sıkıldım ya da kitap bana iyi gelmedi. Hayal kırıklığı yaşadım hatta hala reading slumptan alice feeney ve freida mcfadden ile çıkmaya çalışıyorum. #wherethedarkstandsstill
Karanlığın Durduğu YerA. B. Poranek · Guardian Yayınevi · 202545 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 9. kitabı
Çehov’un 44 yıllık ömründe tamamladığı son öykü sayılan Nişanlı, evlilik arifesindeki genç bir kızın hayatı sorgulamasını ve zincirlerini kırarak özgürleşme sürecini anlatıyor. Rus feodal yapısının yarattığı aylak insan profilini yere yere bir hâl oldun be Pavlovic. Ne var yani sistem; kendilerini tembelliğin kucağına atmış insanları yarattıysa ve işe yaramazlıklarıyla mahalle kahvelerinde geceleyen binler yarattıysa, oğulları ve kızları kendilerinin laciverti olmaktan başka bir kapıya çıkamıyorsa 3-4 soy. Yazarken bile yalandan olumlayamıyorum bu tekdüzeliği. O yüzden ben de bu Akçadağlılardan hallice taşlama becerisine sahip Anton abimin düşüncesinden taşacağım. Herif 44 yıllık ömrünü bu cehaletin karşısında geçirmiş, bize biraz daha fazla yıllar vaat eden bu hayatı; sırtı emperyalizmin şatafatına dayayarak geçirmek yakışmaz. Bu az önce bahsettiğim genç kızımız işte ; eve Moskova'dan gelen akraba Saşa ile kendini bulma sürecine girer. İçinde annesinin karbon kopya hayatını yaşayacağının kaygısını, sezgisini duymaya başlar ve şüphe eder evliliğe bu kadar yaklaşmış ve görünürde en önemli kararını verecekken hayatının; ve işte en önemli kararını Saşa ile kaçmakla kendine yeni bir yelken açmakta bulur. Saşa onun için yeni kapılar da açabilen bir çilingir görevi görür yani. Saşa ile kaçmak diyince ona bağrı yanık da sırılsıklam peşinden gidiyor sanılmasın, Nadya kendini bulabileceği bir eşik yaşamaktadır sadece. O yüzden ismini ilk defa şu an , özgürlüğüne adım atarken anmayı tercih ettim, ismini unuttuğumdan değil yani. -Biz de yedik, yeseniz güzel olurdu.- Nadya Moskova'da kendi yolunu çizmeye çalışır, eğitim alıp kendini geliştirir, bir kere girmiştir çünkü o yola; köyüne dönüp nişanlısıyla evleneceği yoktur ya bu saatten sonra, o da ancak ailesine keskin bir ket
NişanlıAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,920 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·180 syf.··
2026 36. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:22
Derleme bir eser, birden fazla kişi kaynak olarak kullanılmış. İsim olarak neden biri tercih edilmiş bilemedim. Her bir kaynak da farklı şeyler söylüyor, birbirlerini çürütecek bilgiler de vermişler. Türkler hakkında demiş ama Slav ve Rusları, hatta Vikingleri, sanıyorum bazı Çin kavimleri de dahil etmişler, orası biraz karışık olmuş. Mevcut bilgilerimizle çelişen ifadeler de var. Verilen bilgilerin gerçekliği fazlasıyla tartışılır bir kitap olmuş. Karşılaştırmak için elimizin altında olabilecek bir eser, bu açıdan okunabilir.
İbn Fadlan SeyahatnamesiRamazan Şeşen · Yeditepe Yayınevi · 2015809 okunma
“STEPANÇİKOVO KÖYÜ” ~ DOSTOYEVSKİ
8/10
·290 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 14:00
Stepançikovo Köyü, Fyodor Dostoyevski’nin kurşuna dizilmek üzereyken, cezası sürgün ve zorunlu askerliğe çevrildiği dönemde 1859 yılında Sibirya’da kaleme aldığı eser. Dostoyevski’nin bilinen dev eserleri arasında alkış sırası kendisine pek gelmeyen bir romanı. Kronolojik olarak bakarsak, daha o kalın klasiklerin yazılmadığı, yıllar sonra yazacağı o başyapıtların habercisi diyebiliriz. Yazarın kendi tarzını anca oturtmaya başladığı zamanların kitabı. Daha sonra Dosto mektuplarında, bu kitabı isteksiz ve aslında borçlarını ödemek için mecbur kalarak yazdığını söyler. Yazar o yıllarda sansür korkusu yaşasa da, yine de eserlerinin alt metinlerinde gerçekçi yönünü yansıtmaktan geri durmamış. Ama öncelikle kısa kısa notlarımla Dostoyevski; *çocukluğunu ayyaş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirmiş olmasaydı, *on altı yaşındayken annesini veremden kaybetmiş olmasaydı, *babasının ölüm haberini aldığında mutlu olabilecek derecede kin duymasaydı, *yirmi sekiz yaşında altı ay hapis yattıktan sonra tam idam edilecekken bir Rus çarı tarafından son anda affedilmeseydi, *annesi gibi veremli bir kadınla evlenip, onu da kaybetmemiş olsaydı, *kumar borçlarını ödeyebilme uğruna normal bir insanın bir haftada okuyacağı kitabı üç günde yazmak zorunda kalmasaydı, *epilepsi hastası olmayıp, her an bir sara krizi geçirme ihtimalinin sırtına yüklediği yükten doğan stresle yaşamak zorunda kalmasaydı, Ne o Dostoyevski olabilecekti, ne de o kitapları yazacaktı. Dostoyevski’yi olduğu kişi yapan şeyler, bence bu geçmişi ve yaşadıklarıdır.. Kitaba geçince; her şeyden önce kitabı almamda büyük etken bu köyü merak etmemdi. Zaten Slav kökenli diller de hep hoşuma gitmiştir. Yalnız ‘Stepançikovo’ belirli bir gerçek köyü temsil etmiyormuş (kurgusal), fakat Rusya’da ‘Stepanchikovo’ adlı birkaç yerleşim yeri
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,917 okunma
Bataklıktan Çıkanlar ve Bataklığa İtilenler
10/10
·136 syf.··
2026 5. kitabı
Gerçekten güzel bir kitap aslında. İlk elime aldığımda kitapta Petrov'un kendi çıkarımları var sanıyordum ilk bakışta; halbuki bildiğimiz kısa hikayeler ile Fin halkının nasıl bataklıktan dünyanın en mutlu insanları arasına giren ilk sıralamalardaki ülkelerden birisi olduğu anlaşılıyor. Aslında Fin halkının; nasıl açlık, sefalet, iç bürokraside dönen entrikalar, siyasi savaşlar, halkın yoksul ve cahil kalması ve bunun ile dalga geçen üst sınıf insanlar ve alt sınıfların üst mertebedeki yetkililere karşı olan öfkesi ile başlıyor desek yanılmayız. Ve aynı zamanda nasıl yükseldikleri ve bunun ilk bilindik öncülerinden olan Snellman'dan söz etmemiz daha doğru olur. Çünkü gerçekten fikirleri ve topluma karşı olağanüstü bir ilgisi ile şimdiki siyaset yapan sözde politikacılara ve sözde felsefecilere bin basar diyebilirim. Yani insan imreniyor, "Böyle adamlar da keşke bizim ülkede doğsa," diyoruz ama şimdi doğsalar bile bu insanların yaşama olan inancı ve sistemin bu gibi insanlara nasıl muamele ettiğini hepimiz ya da birçok insanımız biliyordur. Aslında yapabilirsem eğer, kitaptan alıntılar da paylaşacağım. Çünkü ilk başta yalan olmasın, benim düşüncelerimin çoğundan fazlasını toplumuna uygulamış ve başarmış birisi ve ben de gerçekten seneler boyunca Türkiye'nin "Keşke böyle olsa," dediğim halini düşünmüş ve uygulamaya geçirmiş birisi. Ve bunu sadece laf kalabalığı olarak algılamayın; her ne kadar ülkemden utansam ve sinirli olsam da iyiliğini düşünüyorum. Ama ben kitapta okurken fark ettim, Slav bir yazardan bahsediyor; eğer o sayfaya gelirseniz dediklerimi az buçuk anlarsınız. Çünkü genelde ben Türkiye'yi baştan inşa etmek istiyordum ve çoğunlukla girdiğim teknoloji yarışmalarında derece yapamadım ve gerçekten de üzüldüm. Çünkü ben halka hitap eden bir sürü proje
Duygu ve Düşünce
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,9bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 125. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:00
Babuldo - Yasin Uysal ​Selam kitap dostları! Bugün buz gibi bir fırtınanın ortasında, insanın kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesini anlatan sarsıcı bir eserle karşınızdayım. Yasin Uysal'ın o usta işi, tüyler ürperten kalemiyle hayat bulan Babuldo, sayfaları çevirdikçe odanın soğuduğunu hissettiren nadir romanlardan. ​Her şey David ve Jennifer’ın sarsılan evliliklerini toparlamak için Alaska’ya doğru yola çıkmasıyla başlıyor. Ancak aniden kopan kar fırtınası onları haritalarda dahi görünmeyen, tekinsiz Babuldo Oteli’ne hapsediyor. Burası sıradan bir konaklama tesisi değil; Slav mitolojisinden beslenen, zamanın ötesinde ve karanlık sırlarla dolu bir zindan adeta. ​Yazarın en büyük başarısı, yarattığı o tezatlarla dolu muazzam atmosferde saklı. Bir yanda şömine ateşi ve yaralı ruhların kurduğu sıcacık dostluklar; diğer yanda meyan kökü kokan karanlık koridorlar ve zayıflıklardan beslenen kadim bir varlık... Yasin Uysal, korkuyu sadece yüzeysel bir öge olarak kullanmamış; Babuldo'yu zihninize sızan psikolojik bir karabasan olarak öyle kusursuz kurgulamış ki, yazarın kıvrak zekasına ve edebi gücüne hayran kalmamak elde değil. Okurken ister istemez şu ürkütücü ikileme düşüyorsunuz: Dışarıdaki bir canavardan kaçabilirsiniz, peki ya o canavar zihninizin tam içindeyse? ​Gerçekle sanrının birbirine girdiği bu sisli kurgu, karakterlerin geçmiş pişmanlıkları ve vahşi içgüdüleriyle yüzleştiği devasa bir psikolojik sınava dönüşüyor. Ayrıca dilin sade oluşu, merakın hiç eksilmemesi, gerilimle birlikte sayfalar hemen diğer sayfaya geçememize neden oluyor. Alıştığımız o rahatlatıcı, klasik sonlardan yok; kötülüğün nefesi kitabı kapattıktan sonra bile ensenizde kalmaya devam ediyor. ​Mitolojik dokunuşları, karanlık atmosferleri ve insan psikolojisinin en gizli köşelerini
BabuldoYasin Uysal · Mythos Kitap · 20265 okunma