Çoklu görev yapma, dopamin bağımlılığına yol açan bir geri besleme döngüsü oluşturur ve beyni odağını kaybetmesi ve sürekli olarak dışsal uyarım araması için sürekli bir şekilde ödüllendirir. Daha da kötüsü, prefrontal korteksin yenilik yanlılığı vardır. Bu da, dikkatinin yeni bir şey tarafından kolayca gasp edilebileceği anlamına gelir, tıpkı bebekleri, köpek ve kedi yavrularını cezbetmek için kullandığımız o meşhur "parlak nesneler" gibi. Birden fazla faaliyete odaklanmaya çalışanlar için buradaki ironi açıktır: Görevimize odaklanmak için güvenmemiz gereken beyin bölgesinin dikkati kolayca dağılabilir. Telefonu cevaplarız, internette bir şey ararız, e-postalarımızı kontrol ederiz, SMS göndeririz ve bunların her biri beynin yenilik ve ödül arayışında olan merkezlerini harekete geçirerek endojen opioidlerin patlamasına neden olur (bu kadar iyi hissettirmesine şaşmamalı!). Tüm bunlar, görevimize odaklanmamızı engeller. Bu, beyin için tam manasıyla besin değeri olmayan bir abur cubur gibidir. Sürekli ve odaklanmış çabaların getirdiği büyük ödülleri toplamak yerine, binlerce küçük, şekerle kaplı görevi tamamlayarak boş ödüller topluyoruz.
Şəms Təbrizinin dediyi kimi: "Nizamım pozular, həyatım alt-üst olar deyə narahat olma. Həyatın altının üstündən daha yaxşı olmadığını haradan bilirsən?"
Sayfa 40
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sonunu düşünmək
"Axırımızı biz bilmərik",- Şəms dedi. "Yolun ucunun haraya gedəcəyini düşünmək bihudə cəhddən ibarətdi. Sən sadəcə atacağın ilk addımı düşünməyə borclusan. Gerisi, onsuz da, öz-özünə gələcək".
Türkçe öğretmenin için, "Kültürlü biriydi ama okumak onu değiştirmemişti,'' diyorsun. Okumak da yetmiyor bazen, değil mi? Hayat bilgisi işte bu, turşu nasıl kurulur değil. Hayat dediğimiz şey gündelik işleyişin dışında merhamet, şefkat, vicdan, insanlık, onur, ahlak, ayakta durmak, başını eğmemek gibi değerlerden oluşuyor. Ama ne yazık ki günün değerleri bunlar değil artık. Merhamet hırslarımızla elde etmek istediklerimize ket vuran bir zayıflık olarak görülüyor. Yerine göre ruhsal pansuman da olabiliyor , Filistinli çocuklara SMS'yle beş lira göndererek kendimizi iyi hissettiğimiz, change.org veya benzeri oluşumlara imza atarak tatmin yaşadığımız bir şey. Vicdan, Edgar Allan Poe'nun "Gammaz Yürek" öyküsündeki gibi, yüreğin susturulması gereken gevezeliği haline geldi. Paranın karşısında onur gereksiz bir ayak bağı, atılması gereken bir safra. Yaşım ilerledikçe bu değerleri hayattan değil, edebiyattan öğrendiğimi fark ettim. Dünya kötü bir yer çünkü, insan denen varlığın özü kötülük, toplumsallığın yarattığı değerler , toplumsallık mecburiyeti bu kötülüğü frenliyor. İyi insan olmak hem zordur, hem de belirsiz bir ödülü vardır; öbür dünyaya inanıyorsan eline cennet vaadinden başka bir şey geçmez. Ama kötülük kolaydır, hemen sonuç verir, ödülünü dünyada kazandırır. Merhametten maraz doğduğu doğrudur ama insanın sınavı da marazdır, maraza rağmen merhametli olabiliyorsan insansın. Onun için edebiyata, sanata, bize insan olduğumuzu hatırlatacak şeylere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Her ne kadar vicdansız Türkçeci edebiyattan bunları öğrenmemiş olsa da, insana bu değerleri hissettirecek olan yine edebiyat. Verecek olan demiyorum, edebiyata ilişkin bu tür didaktik vurgulardan hiç hazzetmem. İnsani olanı hissettirecek olan edebiyattır. Hissederiz, sonrası bize
Sayfa 61 - Can Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
…bütün yaşamımı durarak geçirmiştim. Bütün yaşamımı birilerinin yanında durarak geçirmiştim. Birilerinin bana açtığı boşluklara sığmış, taşmamış, yükselmemiş bile sms kurumamış da, orada eski bir göl gibi durup beklemiştim.
Sayfa 51
Alıntı
bilerek kapalı bıraktığım telefonumu açıyorum. telefon açılır açılmaz aralıklı yanıp sönen üç titreşimle üç sms ekranda beliriyor; üçü de filippo'dan. bu mesajlar beni gerçek dünyaya geri getiriyor. ''özür dilerim, cevap yazamadım; çünkü başka bir adamla sevişiyordum.'' dürüst olabilseydim böyle yazardım ona, ama görünüşe göre bunu yapmaya asla cesaret edemem.
Sayfa 147·Kitabı okudu