Toplumun sağcılaştırılması projesinin sonuçlarından biri, Türkiye toplumunun “özünde” sağcı bir toplum olduğu, sola ve onun değerlerine yabancı, uzak bir hüviyet taşıdığı yönündedir. Bu ise açıkça ideolojik bir yalandır. Çünkü her şeyden önce toplumların “özü” olmaz, toplumlar “tarihsel” yapılardır. Dönemsel olarak farklı politik ideolojileri benimseyebilirler, dönemsel olarak toplumlarda sınıf mücadeleleri yükselişe ya da düşüşe geçer, dönemsel olarak emek hareketi güçlenir ya da zayıflar, dönemsel olarak kitleler yüzünü sola dönebilirler ya da onu görmezden gelir. Dolayısıyla Türkiye toplumu da “özünde” sağcı bir toplum değildir, diğer toplumlar gibidir. Bunun böyle olduğuna dair en iyi göstergelerden biri bu kitapta anlatılanlardır. 1965 yılında Türkiye toplumu Ecevit’e “Türkiye sağ ile sol arasında bir tercih yapmayacak, solun farklı versiyonlarından birini seçecektir” dedirtmiştir. 1965-1980 arası milyonlarca kişi ortanın solundan sosyalizme uzanan geniş bir yelpazede sol siyasetle buluşmuş, milyonlarca işçi emek hareketinin bir parçası olmuş, toplum sola ve onun değerlerine kucak açmış, benimsemiş, dünyaya soldan, solla bakar hale gelmiştir.
Haushofer’ e göre Alman halkının hayati çıkarları Ortaasya’ da bulunmaktaydı. Haushofer’in 1905 yılındaki Tibet yolculuğu sırasında öğrendiği eski Aryan mitosu bunu doğrulamaktaydı.
Bu mite göre; Büyük bir (nükleer) felaketten sonra, bugünkü Gobi çölünde yaşayan, başka dünyalardan gelen varlıkların çocukları, Thule’nin üstün-insanlarının torunları, Himalayalar’ ın altındaki mağaralara sığınmış lardı.Bunlar kendi aralarında ikiye bölünmüşlerdi. Birisi “sağ el yolu,” diğeri ise “sol el yolu” idi. Bu iki yolun ortasında bulunamayan şehir, üstadlarn mekanı Agarti bulunuyordu.
Thule örgütünde bu mitos çok önemli bir rol oynuyordu.
Haushofer, Blavatsky ve devrin bir diğer önemli okült ve ezoterik örgütü olan ‘Teozofi Cemiyeti’ ile temas kurmuş ve 1920’li yıllarda da “Işık Kardeşliği” Locasını kurmuştu. (Locanın adı İngiliz Gül-Haç örgütünden esinlenerek konmuştu) “Societeas Rosicruciana” Büyük Üstadı Bulwer- Lytton’ un “ The CorningRace”cLdh romanında (Yeraltındaki yüksek bir uygarlıktan bahsediyordu) “Işık Kardeşliği” Locası “Vril” adıyla anılıyordu. Bu roman, yeraltında yaşayan ve günü gelince dünyanın üstüne egemen olacak olan “Üstün-İnsanlar” dan bahsediyordu.
Frontal korteks, beynin en insana özgü bölgesidir. Wisconsin Üniversitesi'nden Richard Davidson'un çalışmaları, prefrontal korteks adı verilen bir alt bölgenin beynin her iki yarım
küresinde üstlendiği farklı görevler ile ruhsal durum üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermiştir. Diğer deyişle , sol prefrontal korteks aktivasyonu olumlu duygularla ilişkiliyken, sağprefrontal korteks aktivasyonu olumsuz duygularla ilişkilidir . Örneğin, olumlu duygularını tetiklediğiniz (örneğin hayatının en mutlu gününü anlatmasını istediğiniz) bir insanda sol prefrontal korteks, kişinin hissettiği öznel haz ile orantılı yoğunlukta aktive olur. Aynı kişiden üzücü bir olayı hatırlamasını istediğinizde, sağ prefrontal korteks başat duruma geçecektir. Benzer bir şekilde, bir bebek maymunu annesinden ayırın, sol prefrontal korteksteki aktivite azalırken, sağ prefrontal korteksteki aktivite artar. Bu durumda depresif kişilerde, sol prefrontal korteks aktivitesinin
azalmış, buna karşın sağ prefrontal korteksdeki aktivitenin artmış olması hiç de şaşırtıcı olmasa gerek.
Günah sebebiyle insana musallat edilip bedene yerleşmesine izin verilen bu cinni şeytanların da bedende, kendilerine tahsis edilen bir mekânları ve kişiyi etkileyebilecekleri belirli, sınırlı,
«Görmeyyonmu a gardaşım, görmeyyonmu,
perde indi
ulusun sol gözüne indi kan,
komünistlik dağladı hürriyetin solunu?
bilmeyyonmu a gardaşım, bilmeyyonmu,
nasıl ki dağlanmıştı önceler milletçilik,
tabutluklarda eziyyet, dayak ve kamçılardan?»