Ona bakıyorum ve bize nasıl yaşlanacağımızı öğreten kimse olmadı diye düşünüyorum. İnsan hayatının sonunda neler yapar? Nasıl yavaşlanır, artık tek işinin dinlenmek olduğuna nasıl alışırsın (dinlenmek iş midir)?
Halepçe saldırısında çoğu çocuk ve kadın olmak üzere yaklaşık 5.000 kişi ölürken, 7.000 ile 10.000 kişi de ağır derecede yaralandı. Saldırıdan sonra ortaya birçok hastalık çıktı. Yapılan doğumlar sağlıklı neticelenmedi. Üstelik doğa da eski güzelliğine hiçbir zaman kavuşamadı.
Tur Abdin'deki Mar (Mor) Gabriel Süryani Kadim Manastırı'nda, MS 600'lü yıllarda öldüğü ifade edilen ve manastırın özel bir bölümüne gömülen Mor Yuhanna isimli bir aziz bulunmaktadır. Manastır çevresinde çocuğu olmayan kadınlar, Mor Yuhanna'ya gidip yakarmakta ve dua etmektedirler. Daha sonra da hamile kalıp doğum yapan Hıristiyan kadınlar, doğan çocukları erkek olursa, manastırın Süryanicedeki adına izafeten Gabriel, Müslüman kadınlar ise Arapça ve Kürtçedeki ismi Deyrulumur'a yakıştırılan Ömer adını koymaktadırlar.
Kuşkusuz hakikatü -hakâik, var olanların ortaya çıkmasıyla kemâli üzere ortaya çıkmıştır. Artık var olacak bir şey kalmamıştır. Bu sebeple İmam |Gazzâli “İmkânda bu âlemden daha güzeli mümkün değildir” demiştir. Çünkü olsaydı ve (Hak onu) saklasaydı, bu durum (âlemin var olmasını sağlayan ilâhi) cömertlik ile çelişen bir cimrilik ve kudret ile çelişen bir acizlik olurdu.
Hakk'ı bu düşüncenin yol açacağı böyle bir hükümle nitelemek ise imkânsızdır. Bu âlemin yanında sonsuz sayıda âlemler var olsaydı, onların hepsi bu âlemin ancak aynısı (misli) olarak var olurdu. Söz konusu âlemlerden herhangi birisinin bu âlemde bulunmayan fazladan bir hakikate sahip olmasına ise imkân yoktur. Binaenaleyh hakikatlerin artışına bir imkân yok ise o zaman “İmkânda bu âlemden daha mükemmeli de yoktur.” Kitabın başında bu hususu ortaya koymuştuk.
Yüreğimdeki kabuğu kırdıktan sonra bir anda her şey benim olmuştu, kendimi bırakmamın, kendimi armağan etmemin sevinci içimde kabarıyordu. Birilerini sevindirmenin ve bundan sevinç duymanın ne kadar kolay olduğunu hissediyordum: İnsanın kendini açması yeterliydi, insandan insana canlı bir akış başlıyordu hemen, yükseklerden derinlere iniyor, derinlerden tekrar sonsuzluğa yükseliyordu.