1966 yılında, ünlü filozof Bertrand Russell’ın girişimleri sonucu, Amerika’nın Vietnam’da işlediği suçları araştırmak ve hukuka göre karar vermek üzere kurulan ve Russell’ın onursal başkanı olduğu Milletlerarası Savaş Suçları Mahkemesi (Russell Mahkemesi), Aybar’ı yargıçlarından biri olarak seçmiştir. Mahkemenin diğer 14 yargıcı arasında, Lelio Basso, Simone de Beauvoir, Isaac Deutscher, Jean-Paul Sartre, Gunther Anders gibi isimler vardır. Aybar, Vietnam’a gönderilen iki heyetten birine başkanlık etmiş ve Vietnam’da bir ay kalmıştır (1967 Ağustosu). Aşağı yukarı bir yıl çalışan mahkeme, 1 Aralık 1967’de en önemli kararını açıklayarak son bulmuştur: Amerika, Vietnam’da soykırım suçu işlemiştir.
Alıntı
İran Türkleri büyük bir konudur. Türk, Fars, Kürt, Lor, Beluç, Arap ve Ermenilerden kurulu bir ülke olan İran 1925 yılına kadar Türklerin hakimiyetinde iken bu yılda, neferlikten yetişerek yüksek rütbeli subaylığa kadar çık-mış olan Muhammed Rıza adında birisi, İran şahının Fransa'da bulunmasından faydalanarak idareye el koydu ve o günden başlayan Fars milliyetçiliği, İran'daki Türk-leri yok etmeye girişti. Otuz milyon kadar olan (çünkü hiçbir hakiki nüfus sayımı yapılmamıştır) İran nüfusunda en büyük unsur Türkler olduğu halde İran'daki millete "İran Milleti", diline de "İranca" diyerek Türklük yutulmak isten-mektedir. İranda 50-60 bin kadar olan Ermeniler için okul varken 13 milyon Türk için okul yoktur. Türkler dört bölüm olup en büyüğü Azerbaycanlılar-dır. Bunlar Sovyet sınırından başlayıp Tahran'ın yanı ba-şındaki yerlere kadar uzanan bölgede yaşarlarsa da ticaret dolayısıyla İran'ın her yerine dağılmışlardır. İran'ın her yerinde Türkçe konuşulur. İkincisi Hazar kıyısındaki Gü-müştepe bölgesi olup burada yarım milyon Türkmen yaşar. Son yıllarda pamuk tarımı ile zengin olmuşlardır. Üçüncüsü Şiraz çevresindeki Kaşkaylar'dır. Dilleri Türk-menler'in konuştuğu Türkçeye çok benzediği için İlhan-lılar çağında oraya göçmüş Türkmen Türkleri olabilirler. Dördüncüsü Irakı Acem'in bir iki köyünde yaşayan Kalaç Türkleri'dir.
Sayfa 43 - Ötüken, 3 Eylül 1973·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Ve işine son verilmiş," dedim acı bir gülüşle. "Böyle olur çünkü bir yerde torpil varsa orada adalet yoktur. Yani dünyanın hiçbir yerinde adalet yoktur."
Sayfa 113·Kitabı okuyor
Alıntı
Beşeriyetin şu son 100-150 senede maruz kaldığı salgınlara bakınız.Tüketimin artmasıyla bu süreç hızlandı. Tarihte de birçok salgın oldu ama şimdi ölçek büyük...Dünya genişler, bize kendini sunar ama biz onun imkânlarına göre yaşamazsak kendimizi felakete sürükleriz...
Onun da ölmesini engelleyenler, işte o rüyalar. Uyku, hissederek yapabildiği son iş. Elinde kalan son huzur. Rüyaları ise yeryüzünde bir türlü arayıp da bulamadığı evi. Ben ev aramadım hiçbir zaman. Hiçbir yeri, bir gün geri dönmek için terk etmedim. Ama o, ev fikriyle kendini rahatlatırdı. Yolculuğu, gecesi ne kadar kötü geçerse geçsin dönebileceği ve hiçbir şey olmamış gibi kendisini bekleyen bir evin olması, hayatındaki bütün tehlikeli işleri yapabilmesini sağlıyordu...
Sayfa 49