Bizi, Peygamberimiz’e muhabbet duyanlardan, onun yanında kendisine sevgili olanların en hayırlılarından eyle. Bizi mahşer günü onunla sevindir.
Onu bizim için naîm cennetinde zahmetsiz, meşakkatsiz, hesaba çekilmeksizin (cennete girmek için irşad ve hidayet eden) delil eyle. Bizden razı olarak onu bize yönelt. (Biz ondan şefaat beklerken) onu bize darılmış ve kırgın bir halde bırakma!...
Allahım! Bizi, anne babamızı, bütün müslümanları, onların ölülerini ve dirilerini bağışla. Son duamız, âlemlerin rabbi Allah’a hamdetmektir.
Üsküdar bir ulu rüyayı görenler şehri
Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri
Hepsi der: Hangi şehir görmüş onun gördüğünü?
Bizim İstanbul'u fethettiğimiz mutlu günü
Elli üç gün ne mehabetli temașa idi o
Sanki halkın uyanık gördüğü rüya idi o
Şimdi beş yüz sene geçmiş o büyük hatıradan
Elli üç günde o hengâme görülmüş buradan
Canlanır levhası hâlâ beşer ettikçe hayal;
O zaman ortada her saniye gerçek bir hâl
Gürlemiş Topkapıdan bir yeni şiddetle daha
Şanlı namıyla büyük top denilen ejderha
Sarf edilmiş nice kol kuvveti gündüz ve gece
Karadan sevk edilen yüz gemi geçmiş Haliçe
Son günün cengi olurken ne şafakmış o şafak
Üsküdar gözleri dolmuş tepelerden bakarak
Görmüş İstanbul'a yüz bin meleğin uçtuğunu
Saklamış durmuş asırlarca hayalinde bunu…
...aramızda üç yıldan beri yakın bir ilişki vardı, hatta samimi bir biçimde onu sevdiğimi söyleyebilirdim. Bana yazdığı heyecan dolu on dört sayfa boyunca orada geçirdiği son haftalarda kendisine çok şey ifade eden, hatta her şeyi haline gelen bir adamla tanıştığını, sonbaharda evleneceklerini ve aramızdaki ilişkinin bitmesi gerektiğini anlatmıştı. (ve duygularını kaybetmeye başladı, birşeyler hissedemiyor)
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okuyor