Bu olumsuzlukla savaşmaya değil, fakat bir dereceye kadar onu göstermeye hakkım var. Zayıf bir olumluluğa da, olumluluk haline dönen aşırı olumsuzluğa da yatkın değilim ben...
Bir son ya da bir başlangıcım ben.
-Franz Kafka-
Duyduğum acı, dayanma sınırımın eşiğine gelmeden hemen önce kesildi. Ne var ki tutuşunu gevşetmedi; bu kez daha ağır, daha dayanılmaz bir ıstırap başladı.
İncelemesini tamamladığında, sanki kesin bir yargıya varmışçasına son kararını bildirdi: “Sen bunun altından kalkamayacaksın.”
Yıllarca önce Kemal Tahir, bir vaka anlatmıştı bize. Hapisteyken bir gece müdür tarafından, Kemal Tahir’den bir idam mahkûmunun son anlarında yanında bulunması isteniyor. Kemal Tahir idam mahkûmunun yanına gidiyor. Adam iki yahut dört rekât namaz kıldıktan sonra oturuyor. “Şimdi” diyor Kemal Tahir, “konuşmamız gerekiyor. Sabaha bu adam idam edilecek. Fakat birden fark ediyorum ki, bu dünyada bütün konuşmalar geleceğe aittir,
geleceği olmayan bir adamla konuşacak hiçbir şey yoktur!” İdam mahkûmuyla doğru dürüst bir laf bulup konuşamıyor Kemal Tahir…
Dindar, fazilet timsali geçinen birçok kişinin aslında ne kadar şehvet düşkünü ve ahlaksız olduğuna çok şahit olmuştu. Normalde kadınlarla son derece mesafeli olan adamlar yalnız kalıp da harekete geçmeye çalıştıklarında buna alışık olmadıkları için kaba ve iğrenç oluyorlardı.