Filmer veİzler
6) Cemil Bey, kurtuluştan sonra İzmir'in ekonomik ve sosyal görünüşünü de şöyle anlatıyor: "İzmir'in Yunan işgalinden kurtarılmasından sonra şehirde sefâletle ihtişam bir arada yürümeye başlamıştı. Çünkü, bu süre zarfında yağmacılık hareketleri olmuş, dost düşmana karışmış, Rumların büyük kısmı ve azınlıklar şehri terk etmiş, birtakım düşük seviyeli kimselerin eline bol para geçmişti. Bu para bolluğu üç yıl sürdü. İzmir halkının büyük bir kısmı, vur patlasın para yemeye başladı. Öyle ki, sinemaya vereceği elli kuruşu cebindeki paraların arasında bulamayan ve bir liralık banknot atıp, üstünü almayan adam sayısı pek fazla idi. Ayrıca âsâyiş de iyi sayılmazdı." 7) Anılarda, farklı dönemlerdeki sinema/film sansürü hakkında bilgi edinmek de mümkün: "Sansürde beni en çok meşgül eden film, E. Hemingway'in 'Çanlar Kimin İçin Çalıyor?' filmi olmuştur. Hemingway'in solculuğu bahane edilerek, filme izin vermediler. Väliye, İçişleri Bakanı'na kadar çıkarak, zorla izin alabildim. İkinci Dünya Savaşı'na doğru sansür daha da artırıldı. Daha sonraki yıllarda bir süre bu yüzden ağır cezaya düşmemiz vardır. Bize muntazaman gelen Paramound Jurnalleri'nden biri de Stalin'in ölümü üzerine idi. Filmden önce gösterilen Stalin'in ölümü merasimlerine âit kısa bir gösteri, ihbar kabûl ediliyor ve biz mahkemeye çağrılıyoruz. İznin alınmış olduğunu ispât ediyorum, böylece yakamızı sıyırıyoruz."14 "Rus filmleri de peşinden sökün etti. Ancak sansür kuş uçurmuyor. Gelen filmlerden ancak bir tanesine izin verebildi ve onu gösterdik. "15 8) İkinci Dünya Savaşı yıllarında sinema/film propaganda-sı hızlanmıştır. Cemil Bey, başından geçen ilginç bir olayı şöyle naklediyor: "O yıllarda da Almanlar, İstanbul'da dehşetli beşinci kol faaliyetleri yürütüyorlardı. Subaylarımızdan, askerî doktorlarımızdan
Sayfa 129·Kitabı okuyor
1000Kitap
Ünlü ve korkunç bir olay, cinayet isteğinin kişinin kendi yaşamından duyduğu güvensizliği nasıl ödüllendirdiğini çok açık bir biçimde gösteriyor: Vietnam Savaşı'ndaki My Lai trajedisi: 16 Mart 1968'de dört yüzden fazla kişi -erkekler, kadınlar ve çocuklar- bir ABD böreği tarafından bir araya toplanıp Quang eyaletindeki Son My bölgesinde vurularak öldürüldü. Bu ABD bölüğü, Vietkong'la daha ilk çatışmasından altı ölü ve o iki ağır yaralı ile çıkmıştı ve sonradan bu galiba kendi müttefiklerinin yerleştirdiği mayınların yol açtığı anlaşılmıştı. Bu, demokratik erdemler bayrağı altında toplanan ABD askerlerinin, neredeyse hiç yüz yüze gelmediği, ama kayıpları için intikam almaya kalkıştığı bir düşmana karşı yürüttüğü bir savaştı. Böylece My Lai, Robert J. Lifton'un anlattığı şekli yle, ABD askerinin anlık bir yanılsamasıydı, "öyle ki silahlarının ucunda bebekleri, kadınları ve yaşlı adamları bulduklarından nihayet askeri bir eylemin içinde olduklarını düşünmüşlerdi: Ortaya çıkmayan hasımları sonunda bulunmuştu, kıpırtısız kalmak zorundaydı ve yok edilebilirdi. Başka sözcüklerle söylenirse Kaos içinde dünyalarında nihayet düzene soktuklarını sanma yanılsaması."
Sayfa 104 - Çitlembik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
16 Mayıs 1335 ne büyük matem günü oldu. Akşamüstü İzmir'den Erzurum Belediye Reisine felaket haberi gelmiş. Bana getirdiler şöyle idi : “Bilumum vilayet sancak kaza nahiye Belediye Riyasetlerine İzmir ve havalisi Yunan'a ilhak ediliyor. İşgal başladı. İzmir ve mülhakatı kâmilen ayak ve heyecanda İzmir'in son ve tarihi gününü yaşıyor. Son imdadımız sizin göstereceğiniz muavenete bağlıdır. Mitingli telgraflarla her yere başvurunuz. Ve vatan ordusuna iltihaka hazırlanınız. Vakar ve sükûnetinizi son derece muhafaza ederek kimsenin incinmemesine itina ve dikkat olunması. 14/5/1335 İlhak-ı Red Heyet-i Milliyesi”
Sayfa 27 - 1335 Rumi: 1919 Miladi
Tarih
“Osmanlı toplumundaki okuma oranlarıyla ilgili net rakamlara sahip değiliz; ancak, nüfusunu bile doğru düzgün hesaplayamadığımız bir toplumla ilgili veri eksikliğine çok da hayret etmemek gerek. Yalnız, Erünsal’ın son yıllardaki çalışmaları yukarıdaki argümanlarımızı destekler nitelikte bazı bilgiler sunuyor. 200-300.000 kişilik İstanbul’da en fazla 400 sıbyan mektebinin bulunması ve bunların da ortalama 20-40 öğrenciden 8.000-16.000 öğrenciye eğitim verebilmesi bize payitahtta bile okullaşma oranının çok düşük olduğunu gösteriyor; ki sıbyan mekteplerinde okuma yazma değil, Kur’an tilaveti ve temel dinî bilgilerin öğretildiğini de ekleyelim.” Alıntı Şuradan Bunu Herkes Bilir Emrah Safa Gürkan Bu malzeme telif hakkı ile korunuyor olabilir.
Nerde savaş(ya da katliam)orda kendileri!
... Aralık 1941'de Japonya'nın Pearl Harbor'a saldırısı Amerika Birleşik Devletleri'ni İkinci Dünya Savaşı' na sokup, yalıtlanmacılığına son verdi. ABD, silahlı kuvvetlerini, toplam 16 milyondan fazla personelini dış dünyaya gönderdi ve Coca-Cola da onlarla birlikte gitti..
Alıntı
Şri Bhagavăn konuştu
11. Kederlenmeyecek kişiler için kederleniyor ve bilgece sözler söylüyorsun. [Oysa ki] bilge kişiler ne yaşayanlar ne de ölüler için kederlenirler. 12. Aslında benim olmadığım, senin ve bu kralların olmadığı bir zaman hiç olmadı; bundan sonra da hepimiz bütün zamanlarda var olacağız. 13. Ölümlü bedenimizin ruhu nasıl çocukluk, gençlik ve yaşlılık çağında dolaşırsa, ruh da yeni bir beden arar, bu konuda bilge kişi kuşku duymaz. 14. Ey Kaunteya, duyular dünyasından sıcaklık ve soğukluk, zevk ve acı gibi şeyler gelir. Bunlar gelip geçicidir, bunlara değer verme, ey Bharata! 15. Ey büyük insan, bilge kişi için zevk de acı da birdir; ikisi de onu etkileyemez. O kişi ölümsüzlüğe lâyıktır. 16. Gerçek olmayan asla yoktur ama gerçek olan hep vardır; bu ikisinin gerçeği, onu görebilen kişilerce kavranmıştır, 17. Şunu bil ki herkesin içinde bulunan öz ölümsüzdür; hiç kimse ona bir son veremez. 18. Ölümlü olduğu söylenen bu bedenler, aslında dayanıklı, yok olmaz ve ölümsüzdür, o nedenle savaş ey Bharata! 19. Birisi öldüren diye diğeri de ölen diye düşünse, ikisi de doğru düşünmüş olmaz; çünkü o ne öldürür ne de öldürülür. 20. O doğmamıştır, ölmez, bir şeyden olmamıştır ve hiçbir şeye dönüşmez. O daimidir, ölümsüzdür, kadimdir; o, beden ölse bile öldürülemez. 21. Pārtha, onun doğmamış ve ölümsüz olduğunu, hep var olan, hiç yok olmayan olduğunu bilen kişi, nasıl olur da onun öldürülebileceğini veya ölebileceğini düşünür? 22. Bir insanın eski elbiselerini bırakıp yenilerini giymesi gibi, ruh da ölümlü bedeni bırakır ve yeni bir bedene girer. 23. Silahlar onu kesemez, ateş onu yakamaz; sular onu ıslatamaz, rüzgârlar onu kavuramaz. 24. Bu kesilmez, yanmaz, ıslanmaz ve kavrulmaz olan şey süreklidir, her yere gider, sabittir ve ölümsüzdür. 25. Bu görünmez ve kavranmaz, bunun her zaman
Sayfa 39·Kitabı okudu