Ah, lekelenmiş melek vaktim! Leyla Mecnun baharım. Ölümsüz bir kabre asılmış kentim. Kuşsuz sepetim. Günah çelengi bedenim. Yasağın kirecine batmış kalbim. Fânilik alçım. Arabın düşmüşü, türkün ezilmişi, kürdün boğulmuşu gölgem. Siziflik alın yazım. Prometelik yankım. Dağılmış kalbimin son izleri düşlerim..
Sayfa 17 - Diriliş yayınları
Alıntı
Senden kalan her şey birer cam kırığı artık, Basmaya korktuğum,kanayan birer hatıra. Düşlerimiz darmadağın,ruhumuz biraz yırtık, Sığmıyor feryadımız artık hiçbir satıra. Yollar ayrıldı ama yönler hep sende kalır, Kimi sevsem biraz sen,neyi tutsam yarım. Zaman,gideni değil sadece bizi bizden alır, Ben bu enkazın altında kalan son baharım. "En derin yaralar,en sevilenlerin bıraktığı izlerdir."
Sayfa 23·Kitabı okudu
Reklam
Son
Benim kadınım, güzelim, gözbebeğim, rüzgârım, ciğerparem… Baktığım, gördüğüm, sesinde ve bakışında eridiğim… Gözlerimin, beynimin, kulaklarımın gıdası, dudaklarımın mührü, ümünyârım… Aklım, fikrim, tek bildiğim, kalbim, gönlüm, ruhum, abım, eyvahım, canımdan öte canım, nazlım, m’yazhm… Sinesi baharım, sesim, soluğum, nefesim, avazım, sevincim, zarafetim, letafetim, afetim, özüm, pirim, parem, güneşim, mahım, hayatım, hayalim, göz nurum, öz ruhum, kıblem, duam, niyetim, dergâhım… Yörüngende sema eylediğim, hüznü hazanın bereketi, gülüşü şahabımın seheri olan; dilinden hayat fışkıran ilim, kalbiyle konuşanım, elimden anım, neşem, sevgi tutkum, gülüşüm, yandığım, yangınım, su bakışlım, yüreği nakışlım, can yoldaşım, karım… dön geri
Alıntı
Dünya bir tiyatro sahnesi gibidir
Alfred Devigny (1") de o kör kuvvete şu sözleri söy-letiyor: Ben duygusuz, üzerindeki aktörlerin ayak dar-beleriyle sarsılmayan bir tiyatro sahnesiyim. Ne sizin im-dat feryatlarınızı işitirim, ne de âhü inlemenizi!: Dilsiz ve sağır olan usandırıcı seyrini gökyüzünde beyhüde arayan insanlık komedyasının üzerimde oynandığını ancak hisse-derim! karıncalar gibi milletlerin ve cemiyetlerin bütün ha-yatını görmeksizin, işitmeksizin tam bir hareketle bir ke-nara atarım. Karınca yuvalarıyla onların yere serilmiş ca-setleri nazarımda aynıdır. Çeşitli Milletleri üzerimde ta-şıdığım halde isimlerinin ne olduğunu bilmem. Bana şef-katli ana diyorlar, halbuki ben dehşet saçan bir kabrista-nım. Kış mevsimim, her sene sizden yüzlerce nüfusu belä-larına kurban eder. Güzelliklerine hayran kaldığınız ilk-baharım ise, sizin kendisine tapınmanızdan asla haberi yoktur! İşte tabiata taplanların son sığınağı!
Düşünce
Ya
Aramak, kanadı her gün kırılan Bir sevda kuşuymuş ülkende senin Yolcular kaybolmuş topraklarında Ufukta gördüğüm bu son ülkenin Dokununca göğün kirpiklerine Yüzünde titreyen bir ay mı buldum Seni arıyorum diye vardığım Şehirden atıldım, köyden kovuldum Nevada mı yoksa bazen ellerin Bazen Palandöken, güz ve ayrılık Hangi coğrafyadan almışsın bilmem Ruhun bir ırmaktır berrak ve ılık Neden bir yalnızlık bulutu gibi Gözlerinin yorgun semalarından Duman duman çöküyorsun içime Ben mi bugündenim, sen mi yarından Uzat saçlarını baharım olsun Görmesinler kalbimin solduğunu Unutayım çölün karanlığında Bozkırların mehtâbım olduğunu Öyle yalnızım ki gün ortasında Gitmeden bıraksan bana gölgeni Belki de kokunu getirir bir gün Gölgene sarılıp yaşamak seni
Yüreğimin perçemini bir sevdaya kaptırmışım, Ne yazım bellidir benim, ne son baharım ne kışım Yol ayrımı yaklaşıyor, ötesine kılavuz yok; Yürümeye takâtsızım, çok yorgunum, çok kül-hışım,
Sayfa 111·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
Reklam