6/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
YABANCI KİTABININ MUTFAĞI Mutlu olmak için ne gerekir? Karakterimiz mutluluğu arayan biri ve bu yolculuğu anlatıyor bize. Camus'nun gençliğinde yazdığı, içine sinmediği için yayımlamadığı kitaptır ve bence haklıdır da. Kitabın Felsefesi: "Mutluluk Bir İrade Meselesidir" Camus, bu kitapta Absürd (Uyumsuz) felsefesinin temellerini atarken, odak noktasını "Mutluluk İstenci" üzerine kurar. Ve karakterimizin yolculuğu, kötücül olan zengin adamı öldürmesi ve adamın parasını çalmasıyla başlayan bir yolculuk üzerine anlatılıyor. 1- Para, Zaman ve Özgürlük Denklemi Camus, bu eserde parayı materyalist bir arzu nesnesi olarak değil, bir "araç" olarak görür. Felsefe şöyledir: Mutlu olmak için zaman gerekir. Yoksulluk, insanın zamanını çalar (çalışma zorunluluğu). O halde para, lüks için değil, zamanı satın almak (çalışmamak ve yaşamak) için gereklidir. "Paraya sahip olmak zaman kazanmaktır. İşte satın alınan tek şey budur... Zaman satın alınamazsa hayat da satın alınamaz." 2.Mutluluk Bir Şans Değil, Görevdir Mersault'nun yolculuğu, mutluluğun gökten düşen bir lütuf olmadığını, aksine insanın bilinçli bir çabasıyla, iradesiyle elde edilmesi gereken bir "yaratım" olduğunu savunur. İnsan mutlu olmaya karar vermelidir. 3.Doğayla Bütünleşme (Akdeniz Lirizmi) Kitabın ikinci bölümü ("Bilinçli Ölüm"),
Mutlu ÖlümAlbert Camus · Can Yayınları · 20166,2bin okunma
8/10
·464 syf.··
2025 4. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 17:47
Jojo Moyes'in birçok kitabını okumuş olmama rağmen bu kitabın ilk başlarında sıkıldığımız söylemek zorundayım. Olay ilerledikten sonra sürükleyiciliği artıyor. Geçmişte başlayan aradan geçen kırk belki elli yıl sonra kahramanların başına gelenler yeniden gün yüzüne çıkıyor. Benim içime sinmeyen hikayenin sonlanış şekliydi. Daha etkileyici olabilirdi diye düşündüm, bazı şeyler sanki net bir sonuca bağlanmamış oldu ya da okuyucuya verilen bilgiler yetersizmiş gibi geldi. Ama bütün sürece rağmen Lottie ile tanışmak çok güzeldi. Ailenin, size destek olan birilerinin önemi incelikle örülmüş ve yansıtılmış.
Yasak MeyveJojo Moyes · Pegasus Yayınları · 2017509 okunma
Reklam
8/10
·104 syf.··
2025 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 12:34
Oscar Wilde Önemsiz Bir Kadın Eserde, geneli sosyeteden oluşan bir topluluğun yaşamlarından bir kesit sunuluyor. Karakterlerden iki kişinin geçmişten süregelen tanışıklığının, günümüzde kimilerinin yaşamlarında nasıl değişikliklere, hatta belki zorluklara sebebiyet verdiğini okuyoruz. • ... insanların genellikle nasıl insafsız olduklarını bilirsiniz. (Sayfa 2) • GERALD ... Bu benim için her şey demek. Daha önce ulaşmayı umut bile edemeyeceğim kadar uzak olan her şey şimdi çok yakın. HESTER Hiçbir şey umudun ulaşamayacağı kadar uzak olmamalı. Hayatın kendisi zaten bir umut. (Sayfa 5) • İnsan hiçbir şeyde taraf tutmamalı... (Sayfa 12) • ... İnsan neşeyi, güzelliği, hayatın renklerini paylaşmalı. Hayatın güçlüklerine dair ne kadar az şey söylenirse o kadar iyi... (Sayfa 12) • Zekâ, kişinin çaldığı bir enstrümandır... (Sayfa 14) • ... Ne kadar üzücü! Zaten hayatın tamamı çok, hem de çok üzücü şeylerle dolu, değil mi? (Sayfa 31) • ... nasıl yaşayacağınızı bilmiyorsunuz, bunu bile bilmiyorsunuz. Görüp, dokunup ele geçirebildiğiniz güzelliği seviyorsunuz, mahvedebileceğiniz güzelliği... Üstelik bunu yapıyorsunuz da. (Sayfa 38) Lors Illingworth'un eser boyunca yaptığı konuşmaları, düşünce tarzını ve davranış biçimini okumak beni bir nebze sinirlendirdi ve açıkçası rahatsız da etti diyebilirim. Büyük bir sırrın gün yüzüne çıkması ile adama hiç tahammül edemez hâle geldim. Leydi Arbuthnot, gençliğinden itibaren çok zorluklar yaşamış, oğlunu kendi başına büyütmüş ve yetiştirmiş bir annedir. Oğluna düşkünlüğünü anlamamak ve bu uğurda onu desteklememek mümkün olamazdı. Hester, Amerika'dan gelmiş bir misafir. Olayların onun açısından sonlanış şekli hoşuma gitti. Gerald ile iletişime geçmiş olmalarından memnun oldum. Gerald karakterinin annesinin sırrını öğrenmesi ile bir durumdan
Edebiyat
Önemsiz Bir KadınOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20246,7bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2025 35. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2025 14:56
Seriye kapakları yüzünden başladım desem abartmamış olurum sanırım, özellikle yeni çıkan serinin üçüncü kitabının kapağına tek kelimeyle bayıldım. Ancak bu kitaptan sonra okumaya devam eder miyim, bilemiyorum. Öncelikle konusunu merak ederek kitaba başladığımı belirtmeliyim. Erva'nın babasının timinde olan bir askere vurgun olması ama ona açılamadığı için günlük tutmasını sevdim. Yazarın dili, özellikle günlüklerde Erva'nın aşkını tüm içtenliğinle hissettiriyordu. Tabi bir yerden sonra hep dram okumaktan sıkıldım ne yazık ki. Ama dram dışında sevmediğim şeyler var ki, dramın aslında bu kadar gözüme batmasının asıl sebebi. Bundan sonrası spoilerli olacak, ona göre okuyunuz lütfen. Doru'yu ilk gören o olduğu için Erva'nın Doru'ya aşık olmasıyla hiçbir problemim yok. Ancak Ceylin öne atıldığında aşkını içine gömüp geri çekildiğini söylemesine rağmen Doru'nun yaşadığı yere taşınıp (ki bunun da Ceylin için olduğunu söylüyor?) ona karşı bir hamlede bulunmasa da 1 sene boyunca çevresinde gezinmesi ve günlük diye adama aşk mektupları tarzında şeyler yazması hoş değil bence. Sonuçta tüm bu zamanı Ceylin'in asıl kimliğini bilmeyerek ve onun en yakın arkadaşı olduğunu sanarak geçirdi. Altını çizerek söylüyorum, herhangi bir arkadaşı ya da tanıdığı değil, en yakın arkadaşı. Kendini uzaklaştırma şansı varken bunu yapmayıp Doru'yu günlüğüne yazmaya devam etti. Unutmaya çalıştığını ve yapamadığını söyledi sürekli ama o şartlarda zaten adamı unutması nasıl mümkün olabilirdi? Üstelik günlükte Doru'yla olduğuna dair hayalleri yazılı. Bilmiyorum, benim etik değerlerime uyan bir şey değil hiç. Ek olarak, günlük ortaya çıkınca Doru'nun ışık hızında 180 derece değişen huyları hakkında ne söylenir bilemiyorum. Yani bu zamana kadar Erva'yla sadece Ceylin için zorla iletişime geçen bir
SaklıPınar Salman · Pukka Yayınları · 2024443 okunma
9/10
·60 syf.··
2025 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2025 00:35
Stefan Zweig Amok Koşucusu Eserde; bir doktorun yardımına, iyiliğine ihtiyaç duyan fakat kibrinden ve dik başlılığından ödün vermeyen bir kadının, aldığı yanıt neticesinde neleri göze alabileceğini ve attığı adımların çevresindekileri içine düşürdüğü durumları okuyoruz. ... eğer insan kendisine yardım edilmesini istiyorsa lafı dolandırmamalı, hiçbir şey saklamamalı... (12) ... saatlerce, evet saatlerce, size yemin ederim, odamda volta attım, bir oraya bir buraya, ona nasıl yaklaşabilirim, her şeyi nasıl düzeltebilirim, ona nasıl yardım edebilirim diye düşünmekten beynimi parçaladım... (40) ... artık yalnızca doktordum, yardım eden, hisseden, bilgili insan... Kendimi unutmuştum... korkunç olana karşı uyanık ve berrak duyularımla mücadele ediyordum... (45) ... ve sonra... sonra mücadele başladı, ölüme karşı verilen uzun mücadele... (45) ... her şeyi geride bıraktım, sahip olduğum her şeyi... (56) ... ama ben artık o evde, o şehirde... her şeyin bana onu hatırlattığı o dünyada yaşamaya devam edemezdim... (57) Ana karakter kadının, içinde bulunduğu duruma rağmen başını dik tutmasını beğendim açıkçası. Buna rağmen doktorun geldiği hâle kitap boyunca üzüldüğümü söyleyebilirim. Eserin sonlanış şeklini de beğendiğim. Başka türlüsü düşünülemezdi tahminimce. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.
Edebiyat
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,7bin okunma
İşte Geldim – Guy de Maupassant
Puan vermedi·48 syf.··
2025 10. kitabı
İşte Geldim – Guy de Maupassant Olay öykücülüğünün öncülerinden Maupassant’ın beş kısa öyküsünden oluşan İşte Geldim, trajikomik anlatımıyla dikkat çeken bir eser. Kitap, okuyucuyu sıkmayan, akıcı ve oldukça sade bir dille yazılmış. Ancak öykülerin sonlanış biçimi, çoğu zaman bir devamı varmış hissi uyandırıyor. Tam olayın içine girip karakterleri benimsediğinizde, öykü aniden sona eriyor ve zihninizde “Acaba devamı olmalı mıydı?” sorusu beliriyor. Öykülerin temposu yüksek, Maupassant olayları gözlemlemekte ve aktarmakta oldukça başarılı. Kimi zaman tahmin edilebilir bir son gibi görünse de, yazar ustaca bir dokunuşla sizi ters köşe yapabiliyor. Özellikle Takı öyküsü, etkileyiciliğiyle ön plana çıkıyor. Bazı okuyucular kitabı yeterince tatmin edici bulmamış olsa da, öykü sevenlerin kesinlikle bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum. Kısa ama etkili bir okuma deneyimi sunan bu kitap, Maupassant’ın öykücülükteki ustalığını görmek için güzel bir başlangıç olabilir. Keyifli okumalar!
İşte GeldimGuy de Maupassant · Can Yayınları · 2021537 okunma
Reklam
Reklam