9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
Murassa sorguç; Osmanlı döneminde , padişahın ve vezirlerin başlıklarına takılan, tüylerden ve mücevherlerden yapılmış, püskül biçiminde süs. Kılaptan; bakır, kalay, pirinç gibi madenlerden çekilerek gümüş ve altın yaldızlar vurulmuş, saç kadar ince metal iplik. Ases; Osmanlı'da asayişi korumak için kol gezen gece devriyesi. Münadi; tellal. Samur kürk; samur kelimesi, sığır benzeri bir hayvanın postundan yapılan ve özellikle kürk yapımında kullanılan yumuşak, parlak ve değerli bir malzeme olan samur kürkünü ifade eder. Romanda sıklıkla geçiyor, Padişahın validesinin sırtında bulunduğunu sıkça işittiğimiz ısıtıcı elbise. İstihare namazları; kişinin evlilik, iş veya herhangi bir şeyin hayırlı olup olmadığını anlamak için kıldığı namazlardır. Kişi kendisi hakkındaki gerçekleşmesi beklenen olayları merak ederek istihareye yatar. İstihare namazı toplam 2 rekattır. Özellikle uyumadan önce kılınması gerekir. İslam'da bu şekil gönüle, güzel niyete hitap eden uygulamaların varlığı ilgimi çektiği için bunu açıklamak istedim. Baltayı taşa vurmak; TDK anlamını 'farkında olmadan karşısındakini rahatsız edecek, kızdıracak söz söylemek' olarak belirlese de aslında beklenmeyecek kişiden medet ummak olarak algıladığım deyimdir benim, sıklıkla kullanmasam da beğendiğim, lafı da gediğine oturtan türden bir deyiştir. Mücrim; biz bu kelimeyi sevgili, saygılı rahmetli Müzeyyen Senar'dan öğrendik , burda bir kez daha vurgulamış olayım, efendim mücrim: suçlu demek. Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime. Hakikaten öyle , yıllar geçiyor içine doğru günler ve saatler ve dakikalar ama gevşemekten uzak kasılmalarla titretiyor bu bakışlar uzaklara doğru hayallenirken. Mücevveze; 30-35 cm. boyunda, yukarıya doğru genişleyen yuvarlak şekilli, üzerine beyaz tülbent çekilen bir çeşit kavuk.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,8bin okunma
9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
245 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2025 15:22
Kitabın tam yarısındayken okumayı bırakıp ya da ara verip ahlar sonra tekrar başladım ve diğer yarısı üç günde bitti. Aslında çok hevesle ve merakla okurken neden sıkılıp ara verdiğimi hatırlamıyorum. Yazar o kadar titizlikle ve gerçeklikle yazmış ki romanı orada olayları yaşıyor hissettirdi. Geleneksel minyatür tarzı resim ile batılı gerçekçi tasvirin çatışması ya da gelgitleri anlatılıyordu. Bir yanda geleneksel üsluba bağlı nakkaşlar öbür tarafta ise halkın ve dönemin padişahının Avrupa tarzında yapılan resimlerine ilgi vardı. Tabiki dönemin şartları göz önünde bulundurulduğundan resmi insanın dünyayı görüşü değil Allahın gördüğü şekliyle dünyayı tasvir etmek alışılagelmiş ve yasak olmayan uygun bulunan tarzdı. Kendi gözünün gördüğü gibi çizmek ise Allah’a şirk koşmak olarak anlamına geliyordu. Bu çerçeveler içinde ger bir kahramanın bakış açısı ile anlatılıyor olaylar. Tarihi olayların eşyaların çoğunlukla gerçek olanlardan esinlenilerek yazıldığını anlatıyor yazar. Nakkaşların, o dönemin çevresinin, nakkaşhanenin durumu, padişahın bir büyük kitap hazırlatmak istemesi ve bunu gizlilik içinde yaptırmak istemesi, Şeküre ile Kara’nın aşkı, Kara’ nın kendini kabul ettirebilmek için yaptıkları, çabası, Osmanlı’nın kilitli kapılar ardındaki hazinesi, sorguç iğnesi ile gözlerin kör edilmesi… olağanüstüydü. Katil bu işi nakkaşhanenin ve nakkaşların selameti için yaptığına önce kendini sonra arkadaşlarını ikna etmeye çalışması ama altında yatan gizli egoyu ve hırsı, küçük görme ve öldürme hazzını da anlatıyor. Kitapta birçok terim ve tarihi olay sanat eseri anlatılıyor. Hüsrev ile Şirin, Şehname, Şehname’nin İstanbul’a getirilişi, Erzurumiler gibi birçok olay ve eser anlatılmış. Ben kitabı beğendim ve Orhan Pamuğun anlatım tarzına detaycılığına hayran kaldım.
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·736 syf.··
2024 21. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2024 12:06
Merhaba sevgili okur, Umberto Eco' nun ilk romanı olan dünyaca ünlü Gülün Adı'nı okumayı düşünenler; Ortaçağ Avrupası'nın karanlık dönemine, kilisenin gücüne, din baskısına dair minik bir okuma yaptığı taktirde eserden çok daha zevk alacaklardır. Biraz ağır ilerleyebilen bir roman ama dönem filmi/romanı seven okurların ekstra hoşuna gidecektir diye düşünüyorum. Umberto Eco İtalya'da, Bologna Üniversitesi'nde(kendisi dünyanın ilk üniveristesi kabul ediliyor) öğretim üyesi, semiyolog, tarihçi, filozof, estetikçi, Ortaçağ uzmanı ve James Joyce üstüne derin araştırmalar yapmış çok yönlü bir bilim insanıdır. *1327 İtalya'sında bir manastırda işlenen cinayet üzerine sorguç William ile gizemli manastıra giriş yapıyoruz. Ölen rahibin katilini bulmak için manastıra gelen William 7 gün boyunca burada kalır. Yardımcısı Adso ile birlikte olayları aydınlatmaya çalışırken arka arkaya cinayet işlenmeye devam eder. Manastırda bulunan kütüphanenin yasaklı olduğunu öğrenen sorguç William asistanı Adso ile birlikte kitaplara yönelmeye başlar. Bundan sonrası ise siz okurlarda. Cinayetlerin nasıl çözüldüğünü ve kitaplarla bir ilgisi olup olmadığını siz sevgili okurlara bırakıyorum. Ortaçağ kilisesinin felsefeyi, sorgulamayı, araştırmayı hatta gülmeyi bile nasıl sapkın bulduğu üzerine eleştiri okuyacağınız bir roman. Hem polisiye hem de gerçek bir Ortaçağ rüzgârını hissedeceğiniz bu romanı şiddetle tavsiye ediyorum Keyifli okumalar diler filminin de olduğunu hatırlatmak isterim
Duygu ve Düşünce
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Kelimeler
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 18:31
NOT: Kelimelerin hemen hepsini lugatim.com sitesinden aldım. Geri kalanları sanatkritik.com sitesinden ve internette çeşitli yerlerden aldım. baylos: Venedik Cumhûriyeti’nin Osmanlı Devleti nezdinde bulundurduğu elçilere verilen unvan. Fî târihinde: Bir zamanlar, eskiden, geçmişte. muhteva: bir şeyi tutmak, içinde bulundurmak. sefâret: elçilik Tellâl: Bir malın satışının yapılacağını veya herhangi bir şeyi halka bildirmek için çarşı pazar gibi kalabalık yerlerde yüksek sesle bağırmakla görevli kimse Sâbık: Bir iş, memûriyet veya makamda şimdikinden daha önce bulunmuş olan, eski mezat: açık arttırma maşrapa: su içecek kap ırlamak: şarkı söylemek, terennüm etmek, tegannî etmek Müteşebbis: (Bir işe) Girişen, kalkışan, teşebbüs eden (kimse). Cerâhat: Kanın damar dışına sızmasıyle vücut dokularında meydana gelen, ak yuvarların hâkim olduğu donuk renkli birikinti, irin, yangı. meyyus: ümitsiz, umutsuz, moral bozukluğu içinde olan teşrih: Bir meseleyi bütün yönleriyle inceden inceye tetkik edip açıklama, açma, meydana çıkarma semere: Beklenen sonuç, netîce. meyve
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Benim Adım Kırmızı’ya dair
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2024 21:18
1591 yılının İstanbul’unda , bir ölünün seslenişi ile başlayan soğuk ve karlı 9 gün boyunca yaşananları, her bir kahramanın (ağaç,köpek, para ,renk dahil ) ağzından teker teker dinlemek bana ;bir olaya herkesin kendi gözlüğü ile baktığını ve herkesin kendi hayatının başrolü olduğu gerçeğini bir kere daha hatırlattı. Aslında bizler kendi hayatımızın başrolü iken başka hayatlardan geçip gidiyoruz sadece. 12 yıllık sürgün bir aşk uğruna yapılan fedakarlıklar , sanata yenilik getirmek isteyen ve Batı taklitçisine karşı olanların haklı sebepleri bir yana ; beni en çok etkileyen aşk , sevgi , yuva arayışında olan bir annenin bütün çabalarının kendi mutluluğu ve huzuru olsa da , aslında iki oğlu adına taşıdığı gelecek endişesi oldu. Yıllar sonra sevdiğini sandığı adamla kavuşunca bile çocukları ile uyumaktan vazgeçmeyişini bir anne olarak çok derinden hissettim. Bir dedektif edasıyla katili bulmak için adeta kahramanlarla birlikte ben de çabaladım. Ne çare ki sonunda yanıldığımı anladım. Beni 16. yy İstanbul sokaklarında dolaştıran , yağan karla üşüten, azametli Padişahın huzurunda titreten, gözümde sorguç iğnesinin acısını hissettiren usta kalem Orhan Pamuk’a çok teşekkürler
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320,1bin okunma
Manastırda ölüm
Puan vermedi·736 syf.··
2024 6. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2024 15:32
1300`lü yılların İtalyasında bir manastırın içinde başlayan gizemli ölümleri aydınlatmak üzere William isimli bir sorguç görevlendirilir. Adso ( William'ın öğrencisi) da William'ın bu görevinde ona yardım etmektedir. Olayları daha çocuk sayılabilecek Adso'nun ağzından dinliyoruz ve elbette çoğu şeyi tam kavrayamıyoruz onun gibi. Soruşturma sürerken ölümler çoğalıyor. Lanet hakim olmuş sanki bu manastıra. Gittikçe büyüyen kan gölü.. Neler oluyor? İşte bu soruların yanıtını ararken bir yandan da ortaçağa ait tanrıbilim ve felsefe konularının içerisine dalıyoruz. Ritim zaman zaman yoğun tartışmalar ve tarihi karakterler üzerindeki bilgilerin aktarılmasından dolayı yavaşlarken, kimi zaman da sanki her şeyi az sonra çözecekmişiz gibi bir heyecanla anlatılan bölümlerle hızlanıyor. Okurun ortaçağ, tanrıbilim, felsefe gibi konulara çok ilgisi yoksa zaman zaman sıkılacağını belirteyim. Eco büyük emek verip bize sunmuş. Kitabın arkasında Eco'nun kitaba dair bir yazısı var, okunmalı diye düşünüyorum.
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Reklam
Reklam