I. Ahmed padişah olduğu zaman 14 yaşlarında bir çocuktu. Ga-yet dindardı; Peygamberimiz'in yalın ayağının tabanı resminde bir murassa sorguç yaptırmış ve ortasına mavi mine üzerine altınla kendisinin şu kıtasını yazdırmıştı: N'ola tacım gibi başımda götürsem daim Kademi resmini ol Hazreti Şah-ı Resul'ün Gül-i gülzar-ı muhabbet o kadem sahibidir Ahmeda durma yüzün sür kademine o gülün..
Sayfa 101 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Tarih
FAUST Her ne ise yolu bu büyük işi başarmanın, Hiç alemi yok kendi kelleni ortaya koymanın. Sorguç ve püskülle süslü değil mi miğfer? Muhafazasıdır o bize cesaret veren başın. Baş olmadan neye yarar ki uzuvlar? Baş giderse, kollar ve bacaklar da düşer; Yaralanırsa o, yaralanır tüm uzviyet de, Yenilenir tekmili birden, eğer o hızla iyileşirse. Kol bilir hemen hakkını müdafaa ettneyi; Kalkanı kaldırır, korur kafatasını; Kılıç derhal gereğini yapar görevinin, Savuşturur darbeyi ve karşılığını verir hamlenin; Mahir ayak paylaşır onların saadetini, Hemen çöker mağlubun ensesine.
Sayfa 428·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Fatih Sultan Mehmed
İstanbul fatihi, büyük şehrin fethiyle bir cihan imparatorluğunun temelini kuran ve cihan tarihinin akışını değiştiren büyük Türk padişahı ve serdarı Sultan Mehmed 1432 yılı Martının 29-30'uncu gecesi bir pazar gününün seher vaktinde Edirne'de doğdu. Babası uyanıkmış, Kuran okuyormuş, Sure-i Muhammed'i bitirmek, Sure-i Feth'e başlamak üzereymiş, bir oğlu dünyaya geldiği müjdesini vermişler, o zaman henüz 27 yaşında bulunan Sultan II.Murad'ın gözleri sevinç yaşlarıyla dolmuş ve, "Ravza-i Murad'da bir gül-i Muhammedi açtı! .. " demiş. Sultan Mehmed'in doğumundan evvel birtakım semavi hadiseler olmuş, bunlar o zaman, istikbalde fevkalade hadiselerin kahramanı olacak bir insanın doğacağına alamet sayılmış: Güneş tutulmuş, fecr-i şimaliler görünmüş. Başı gök kubbesinde, kuyruğu doğu ufkunun üstünde murassa bir sorguç halinde muhteşem bir kuyrukluyıldız doğmuş ... Ve bir hafta semayı tezyin eylemiş ... O yıl ve ertesi yıl doğan çocukların çoğu erkekmiş, koyunlar, keçiler ikiz yavrulamışlar, tarlalarda başaklar dolgun olmuş, bahçelerde ağaçlar nahıl gibi meyveyle donanmış ...
Sayfa 92·Kitabı okudu
Tarih
Onu gördüğünde ılık bir kan dalgası hissetti
Onu gördüğünde ılık bir kan dalgası hissetti; karanlık suskun denizin köpüren bir sorguç gibi ışıldayan camları ve arayan bakışları titrettiği gibi... Müziğini ve bir zamanlar hissettiği tüm sihirli güçleri içine sindiriyordu. Kalbi de seslerin yükseldiği ve kabardığı gibiydi. İçinde hem ağlama hem de gülme vardı, heyecan seli ve titreyen ılık dalgalar... Bir yaz günü binlerce güneş ışınıyla aydınlanan yeryüzü gibi kalbi de sevinçle aydınlanmış âdeta ruhu şenlik yerine dönmüştü. Kalp atışları; fıski-yeden yükselen bir suyun tazyikli atışı gibiydi. Müziğin akordu; onu, yol bilmeyen ve kendini yabancı bir elin sevecenliğine bırakmış kör bir insan gibi baştan çıkarıyordu.
Sayfa 47·Kitabı okudu
M. Kemal Atatürk
"Türk milletinin her ferdi daha anasından doğarken halikin başına taktığı (Sorguç) la sultan olarak doğar. (Şiddetli alklşlar) binaenaleyh ayrı bir sultana tabi olmak, bir şahs idaresine itaat etmek bu sorguçlu sultanlar için bir zillettir ve olamaz."
Sorguç şimdi Hektor'da
"Sorguç uzun tepeliğin ucunda bulandı kana, toza. Eskiden bırakmazdı tanrılar bu yeleli tolga'yı kirlensin tozu toprağın içinde, korurdu tanrısal bir yiğidin güzel başını, alnını, Akhilleus'un başını alnını korurdu. Ama şimdi Zeus Hektora vermişti onu vermişti başında taşısın diye. "
Sayfa 366 - Türkiye İş Bankası-Kültür yayınları Azra Erhat, A. Kadir·Kitabı okudu
Reklam
Reklam