“Benim zayıf noktam neresi, bu gevşeklik nereden kaynaklanıyor?” sorusunu sorabilen ve cevabını arayan kimse savrulsa da doğrulur, düşse de yola devam edecek gücü yeniden bulur. Fakat bu soru, yalnızca insanın kendisine sorabileceği bir sorudur. Zira sizin iç dünyanızı sizin kadar kimse bilemez; dolayısıyla cevabı aramak da size düşer. Bu arayışta maneviyata rehberlik edecek bir insan-ı kâmile tesadüf edilirse ne âlâ! Fakat bulunmasa da her zaman kestirme bir yol vardır: Hadis, siyer ve şemâil okuyarak Efendimiz’in manevi rehberliğine kendimizi bırakmak.
Sayfa 123 - Ketebe·Kitabı okudu
İnsan ırkını hangisi daha çok tanımlar, zalimlik mi, yoksa bundan utanma kapasitesi mi, diye sormuştu Karla bir keresinde. Bu soruyu ilk duyduğumda oldukça zeki bir soru olduğunu düşünmüştüm ama şimdi daha yalnız ve daha bilge olduğumdan insan ırkını tanımlayanın zalimlik ya da utanç olmadığını biliyordum. Bizi biz yapan bağışlayıcılığımızdır. Bağışlayıcılık olmasaydı, ırkımız sonu gelmez intikamlarla kendi kendini yok ederdi. Bağışlayıcılık olmadan tarih olmazdı. Bu umut olmadan sanat da olmazdı, çünkü her sanat eseri bir açıdan da bağışlayıcılığın yansıtılmasıdır. Hayal gücü olmadan sevgi de olmazdı, çünkü her çeşit sevgi aynı zamanda bağışlayacağınıza ya da bağışlanacağınıza dair verilmiş bir sözdür. Yaşıyoruz, çünkü sevebiliyoruz. Seviyoruz, çünkü affedebiliyoruz.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Okumak insana ne kazandınr?
Yakın zamanlara kadar böyle bir sorunun sorulması lüzumsuz addedilebilirdi. Çünkü insanın okumakla kazandığı o kadar açık, o kadar göz önündeydi ki kimsenin aklına böyle bir soru sormak gelmezdi. Yakın zamanlara kadar, halk arasında yaygın olan "Oku, adam ol!" deyişinin de gösterdiği gibi, "adam olma"nın yolunun kuşkuya yer bırakmayacak derecede okumaktan geçtiğine inanılırdı. Ve "adam olmak" "Vezir olmuşsun, ama adam olamamışsın!" serzenişiyle sona eren halk hikâyesinde de yankılandığı üzere mal mülk, makam mevki sahibi olmakla gerçekleşmeyen bir şeydi. Bugün de bu soru lüzumsuz addedilebilir, ama farklı bir sebepten ötürü: Artık okumakla kazanılan sey, "adam olmak" kimsenin itibar etmekten geri duramayacağı kadar göz önünde olmaktan kalktığı, dolayısıyla kimsenin umursamazlık edemeyeceği kadar iltifata mazhar olmadığı için. Halk ruhundaki belirleyici, yön verici yerini kaybettiği için. Ama onun o yeri kaybetmesi ona kendi öz değerinden bir şey kaybettirmediği için yine de sorulmalı: Okumak insana ne kazandınr?
Sayfa 7 - Say Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Avrupa'nın erken döneminde köylü halk Aziz Augustinus'u hiç okumamıştı. Neredeyse hiçbiri okuma yazma bilmediğinden, Tanrı'nın kelamını anlaşılır şekilde tercüme eden yerel din adamlarına belbağlamışlardı. İsa'nın tanrısallığı veya Teslis'in doğası hakkındaki karmaşık sorulara köylerde rastlanmıyordu. Buralarda insanları ilgilendiren ve rahiplerin de çokça zaman ayırdıkları mevzu seksti. Din adamları erken ortaçağın ahlak polisleriydiler ve cehennemden kurtuluşun, seksten olabildiğince uzak durmaya ve gerektiğinde seksi sınırlı ölçüde yaşamaya bağlı olduğunu öğretiyorlardı. Hıristiyan seks politikasının kaba hatları Augustinus ve Jerome gibilerince çizildi ama beş yüzyıldan daha uzun bir süre boyunca asıl iş kiliselerin günah çıkarma hücrelerinde yapıldı. Papazların ve tövbekarların çoğu birbirini gayet iyi tanıyordu ama günah çıkarma hücresinin karanlığında komşuluk ilişkileri sona eriyordu. Papazlar günah çıkarma rolünü üstlendiklerinde artık eski dost veya manevi önder değil, tövbekarların kötü amellerini tartıp neticeye bağlayan yargıçlardı. Günah çıkarma ritüeli tövbekarın cinsel yaşamının her ayrıntısını rüyalar, boşalmalar, pozisyonlar, aldatmalar- anlatmasını gerekli kılıyordu. İnsanların neredeyse tüm cinsel faaliyetleri yasak olduğundan bu itiraf işlemi tüyler ürpertici olsa gerek. İtirafı dinleyen papaz, kilisenin iyi cinsel davranışı kötü olandan ayırt etmek için kullandığı "penitential "lere, yani ceza kılavuzlarına başvurarak her günaha belli bir ceza veriyordu. Bu kılavuzlar kilisenin en üst görevlileri tarafından yazılarak, yerel olarak derleniyordu ve bir bölgeden diğerine önemli ölçüde farklılık arz ediyordu. Aralarındaki farklılıklara rağmen hepsinin verdiği temel mesaj şuydu: Her türlü seks kirli ve kirleticidir ama bazı seks eylemleri diğerlerinden
Sayfa 138 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji
Yakup Cemil ve Darbe
Yakup Cemil, İngiltere ve Fransa’nın Almanya cephesini parçalamak için yaptıkları münferit sulhun yapılmasını istiyordu. Münferit bir sulh yapılarak OsmanlI’nın savaştan çekilmesi için hazırlıklarını yaptığı darbe girişimi sırasında gözaltına alınmış, yargılanıp idam edilmişti.81 Olayların geliştiği tarihlerde Muştala Kemal, Çanakkale Cephesi kapandığı için İstanbul’da bulunuyordu. Mustafa Kemal, Beşiktaş’taki evinde girişimden Anafartalar Hastanesi Başhekimi Dr. Hilmi Bey vasıtasıyla haberdar olmuş; Büyük fikir! şeklinde tepkisini göstermişti. Yakup Cemil, büyük sandığı adamların aslında küçük olduğunu söyleyerek bunları öldürmek istediğini yakın arkadaşlarına söylemişti. Şayet darbe başarılı olsaydı Mustafa Kemal’i Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili yapmak istiyordu.5؟ Yakup Cemil, 23-24 Ağustos 1916’da yargılanması sırasında Fethi Bey’in Sadrazam, Mustafa Kemal Paşa’nın ise Harbiye Nazırı ve Genelkurmay Başkanı olmasını istediklerini dile getirdi. Fakat mahkeme heyeti bu durumun üzerinde fazla durmayarak ismi telaffuz edilen kişilerin neden seçildiklerine dair bir soru yöneltmedi.
Sayfa 381 - Kronik·Kitabı okudu
Tarih
Soru sorma sanatının içinde aşkın ne olduğunu anlamak:)
yüreğimden fışkıran bir “ah” mıdır gözlerin beni benden koparan “eyvah” mıdır gözlerin Bu gözler, o aydınlık o güzel gözler değil yoksa yalancı mıdır, günah mıdır gözlerin ses midir, aynalarda çarpan kulaklarıma kürdili hicazkar mı, segah mıdır gözlerin Arif Bey’i Itri’yi ömür boyu inleten nihavend mi, sultan-ı yegah mıdır gözlerin kubbesinde yitirdim zaman duygularımı akşam mıdır, gece midir, sabah mıdır gözlerin ruhumu baştan başa acılarla dokuyan
Alıntı