Hayatımın en dolu, en manalı zannettiğim bir devresi birdenbire boşalmış, bütün manasını kaybetmişti.En tatlı emellerinin tahakkukunu gördüğü bir rüyadan acı hakikate uyanan bir insan gibi içim çekiliyordu.Ona hakikaten dargın değildim; asla kızmıyordum. Sadece müteessirdim...
... ve biz, hakikatte hep eskisi gibi birbirini arayan, isteyen, birbirinin huzurundan her zaman daha memnun ve zengin olarak dönen iki candan arkadaştık..
‘’ Ben böyleyim işte! ‘’ dedi. ‘’ Ben garip bir kadınım... Benimle ahbaplık etmek isterseniz birçok şeylere tahammüle mecbur kalacaksınız...Çok manasız kaprislerim, birbirine uymaz saatlerim vardır... Hülasa arkadaş olduğum kimseler için pek müziç ve anlaşılmaz bir mahlukum...’’
Aklı aşanlar iki türlüdür: Biri yatay aşmıştır, delidir.Biri yukarı doğru dikey aşmıştır, âşıktır. İkisi de akıl düzleminin dışına çıkmıştır ama yandan mı yukarıdan mı? Âşıkla deliyi nasıl ayırt edeceğiz?
Şöyle: Deli ağlamaz, âşık gülmez.
Bir diğer kriter; deli o ki akıl onu terk etmiştir, âşık o ki o aklı terk etmiştir...