Büyük Petro’nun Arab’ı
Puan vermedi·
Spoiler içerir. Rusları çarlıktan imparatorluğa geçiren, Avrupa’ya ilk defa gezi düzenleyip bilim ve sanat alanlarında reformlar yapan, St. Petersburg’u inşa eden hükümdar Çar I. Petro’dur(Deli Petro). III. Ahmet ise küçük yaşta Afrika’dan getirilen Arap İbrahim’i(İbrahim Hannibal) Büyük Petro’ya hediye eder. Büyük Petro, İbrahim’in vaftiz babası olur ve iyi bir eğitim almasını sağlar. Fransa’da askerî eğitim alarak savaşlara katılır. Burada Fransa sürgünü sırasında evli olan Kontes D. ile yasak ilişki yaşar. Bu durumdan muzdarip olan İbrahim, Rusya’ya geri döner. Büyük Petro onu yanına alır ve Afanesyaviçlerden Natasa ile evlendirilmek istenir. 37 yaşında vefat eden Puşkin bu öyküsünü tamamlayamaz. Tarihi olayları sade ve akıcı bir dille yazmıştır.
1000Kitap
Yüzbaşının KızıAleksandr Puşkin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201937bin okunma
9/10
·400 syf.··
2026 100. kitabı
#milenyumaşkına Spoiler yediğim için beklettiğim kitaplardan biriydi. Hatırlatma yapayım bu seri tam olarak fantastik sayılmaz. Aslında sayılabilir de ama öyle düşündüğünüz klasik fantastiksel şeyler yok. Hikaye kurgusal gibi görünse de tarihin yaşanmış döneminde geçtiği için bazı şeyler pek kurgusal sayılmaz. İnez'in anne babası Mısır'da arkeolojik kazıklar yapan bir çift. Ancak bir gün ikisinin de öldüğünü haberini alıp Mısır'a dayısının yanına gidiyor. Çünkü inanmıyor. Ama tüm serüven boyunca - iki kitap - aslında tüm hayatının koca bir yalan olduğunu ve bunu ona en sevdiklerinin yaptığını öğreniyor. Yazılan döneme bakıldığında bilhassa İngilizlerinbu coğrafyada yaptığı kazıklar ve bu kazıların sonucu olarak günümüzde Mısır'a ait çoğu eserin Mısır dışında sergilediğini duymuşsundur. Hikayede karaborsa tarihi eser satışı, kaçakçılığı da işlenmiş çok derin olmasa da. Söylediğim gibi bazı şeyler kurgusal değil. Bildiğim halde romanda okuyunca sinirlendiğim şeylerden biri de bu durumdu. İnez'e gelecek olursak, kızı boğmak istedim. Ciddi anlamda Apt.llığı o kadar canımı sıktı ki kitabı bırakacaktım az daha. Sonra bende bitmeden bitmez diyerek devam ettim. Hikayeye 9 puan verme sebebim sadece İnez'in saçmalıklarıdır haberiniz olsun. Bir yandan da çok üzüldüm herkes tarafından kandırıldım. Hele bir umutla evlendiği şahsiyet... Ben olsam affetmezdim. S.. Gitsin şero. Ama hikayenin finali kesinlikle tatmin ediciydi. Çok beğendim. Yazarın yeni kitaplarını hevesle bekleyeceğim. Dehşet ve ibretle tavsiye edilir!
Kütüphanenin SakladıklarıIsabel Ibañez · Artemis Yayınları · 202583 okunma
Asılacak Kadın İncelemesi -Spoiler içerir-
10/10
·152 syf.··
2026 15. kitabı
Yıllardır uygulamayı kullanıyorum ilk kez inceleme paylaşacağım. Bunu da bana, ruhuma çok ağır gelen ama ağırlığında bunun geçmişte bir yerlerde gerçekten yaşanmış olduğunu bilmek ve hala bunun gibi canice olayların günümüzde yaşanıyor olabileceğinin farkında olduğumuz Asılacak Kadın kitabı ile yapmak istedim. Kitap üç kişinin bakışından ayrı ayrı okuduğumuz bilinç akışı tekniği ile yazılmış bir cinayet romanı. İlk bölümde hakimin ağzından okuduğunuzda onun gözünden çok basit bir para için yapılan aşk cinayeti gibi etiketleniyor durum. Hakimin geçmiş sancılarının etkisiyle Melek’i etiketlemelerini okuyor ve kesin suçuna hükmediyorsunuz. Çünkü bir insan konuşmuyorsa kesin suçludur. Sonra Melek’in gözünden okuduğunuzda bütün vahşet damarlarınıza işliyor. Defalarca kalbim sıkışıp, kitabı kapatıp soluklanıp tekrar devam ettiğim bir kitap oldu. Bir kadın olarak Melek’i anlamaya çalışmak çok ağırdı. Daha çocukluğundan itibaren değer verilmemiş, dinlenilmemiş bir çocuk bir kadın Melek. “Köylü” denilip hor görülen, aileye biraz para verilerek üzerindeki bütün hakimiyet ele geçirilen, kaba tabirle bir nesne obje yani. O kadar ezilmiş, küçümsenmiş, sahipsiz bırakılmış ki kendini savunmasını bırak,kimsenin onu kurtaramayacağını sonsuz kabul edip herşeyi bırakmış bir kadın Melek.. Son olarak Yalçın.. Melek’in namıdiğer “kurtarıcısı”. Yalçın da diğer herkes gibi önce Melek’ten alacağını aldı, herkes gibi bu vicdansızlığa ortak oldu. O nedenle benim için bir kurtarıcı değil kesinlikle. Son olarak da herkesin de yazdığı Pınar Kür’ün muhteşem savunmasını okuyarak kitabı tamamlıyorsunuz. Bu kitapta gerçekten cinselliğe odaklanabilen, tahrik edici unsur bulabilen var mı bilmiyorum. Bana çok ağır gelen ama kaldırabilecekseniz kesinlikle okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitaptı.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,8bin okunma
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 07:35
Büyük Ters Köşe (Spoiler İçerir) Veronika, her sabahı "dünyadaki son sabahı" sanarak uyandığı için hayatın mucizesine ve değerine sarılmış, böylece her gününü bir öncekinden daha tutkulu yaşamayı öğrenmiştir. Okuyucuyu ölümün soğukluğuyla yüzleştirip, yaşamın kıymetini muhteşem bir ters köşeyle hatırlatan zamansız bir başyapıt.
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,7bin okunma
çok sevdim, ağladım, güldüm, sinirlendim
9/10
·624 syf.··
2026 7. kitabı
SPOİLER OLACAK!!!! öncelikle kitap çok hoşuma gitti. kesinlikle öneririm. ikinci olarak ben linanın Can'ı aldatmasına çok üzüldüm ve Ege ile lina ya soğudum biraz. can her ne kadar pislik biri de olsa lina önce ayrılmalı ondan sonra egeye gitmeliydi.(burda can'ı savunmuyorum sadece lina haklıyken haksız duruma düştü diyorum. can da haklı değil ama işte.) ama olsun herkes güllük gülistanlık değil maalesef ve yazarın kitap karakterlerine mükemmel bir karakter yazmaması da hoşuma gitti bir yandan çünkü hikayeye gerçekçilik katmış. onun dışında poyraz ve mira ilişkisi bana geçmedi. poyrazın miranın ve tunanın (tunayı ayrıca konuşcam) rüyayı öldürdüğünü ve bunu sakladıklarını öğrendiğinde hâlâ mirayı savunması bana çok saçma geldi. aslında bütün arkadaş grubunun saklayacağını söylemesi bana saçma geldi ve çok sinirlendim. poyaz ve miranın aralarındaki o toksik ilişkiden bi süre sonra gına gelmişti. mirayı hâlâ sevmiyorum bu arada. o poyrazla benden uzakta olsunlar kahdlajdojs lina ve ege... her ne kadar ilişkileri bir aldatma ile başlasa da çok güzeller. ama işte başlangıçları iyi değildi. benim kesin ahlaki ölçülerim var o yüzden maalesef bu aldatma olayında çok netim. bu da benim öznel görüşüm. ve gelelim katile yani tunaya... arkadaşlar ben mi körümde okurken görmemişim anlamamışım ama katil nasıl tuna olabilir ya? hani bana hiç mantıklı gelmiyor. hiç işaret almadık. tunanın o ilk bölümlerdeki Yakamoz'da olan mira ile bakışmaları dışında hiçbir şüpheli davranışını hatırlamıyorum.(ki o da lina bıçaklanmadan önceydi) ben rüzgar sanmıştım çünkü bilmeceleri çözebiliyordu falan ne biliyim. eğer katilin tuna olduğuna dair bir işaret varsa bana söyler misiniz? hâlâ anlamıyorum. kitaba bayıldım ama genel olarak bakarsak acı-tatlı, kriz geçirmelik-romantik bir
Kayıp YansımaDilara Keskin · İndigo Kitap · 2025261 okunma
Yerli En İyi Distopya Mıdır Peki?
10/10
·496 syf.·
2026 26. kitabı
Bu kitaba başlarken beklentim gerçekten çok yüksekti. İlk iki kitap çıtayı zaten fazlasıyla yükseltmişti ve açıkçası üçüncü kitabın bu beklentiyi karşılayıp karşılayamayacağını merak ediyordum. Fakat kitabı bitirdiğimde şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki beklentilerimin tamamını karşıladı, hatta birçok noktada onları aştı. Her şeyden önce Övgü'nün kalemindeki gelişim inanılmaz belirgindi. İlk iki kitapta da anlatımı oldukça güçlüydü fakat üçüncü kitapta adeta şov yapmış. Betimlemeler, diyaloglar, karakterlerin duygu aktarımı, aksiyon sahneleri... Her şey çok daha oturmuş ve çok daha etkileyiciydi. Sayfaları çevirdikçe bunu hissetmemek mümkün değildi. Bu kitapta olaylar, ilk iki kitabın ardından karakterlerin ulaştığı Gizliman etrafında şekilleniyor. Dışarıdan bakıldığında güvenli ve ihtişamlı görünen bu başkentin ardında ise yıllardır biriken öfke, sırlar ve çökmeye yüz tutmuş bir düzen yatıyor. Eski ittifaklar sarsılırken yeni dostluklar kuruluyor ve yaklaşan savaşın ayak sesleri her geçen sayfada biraz daha hissediliyor. Karakterler artık yalnızca hayatta kalmaya çalışmıyor; hangi tarafı seçeceklerine, ne uğruna savaşacaklarına ve neyi feda edebileceklerine karar vermek zorunda kalıyorlar. Kitabı gerçekten soluksuz okudum. Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken bir distopya okumamıştım. Fakat bu kitabı benim gözümde özel yapan şey yalnızca aksiyonu değildi. Asıl etkileyici olan, satır aralarına ustalıkla yerleştirilmiş alt metinlerdi. Kitabı okurken yalnızca fantastik bir dünyanın içinde dolaşmıyorsunuz. Aynı zamanda günümüz dünyasına, güç kavramına, sınıf ayrımlarına ve özellikle kapitalist düzene yapılmış çok güçlü göndermeler görüyorsunuz. İsimler değişiyor; Giz oluyor, Kayalı oluyor, Gezgin oluyor... Ama sistem değişmiyor. Gücü elinde bulunduranlar, sırf
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202668 okunma