8/10
·250 syf.··
2023 12. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2023 11:28
Bazen, yaşamın en büyüleyici anları, beklenmedik yerlerde, sıradan bir günde karşımıza çıkar. 2007'de dünyaca ünlü keman virtüözü Joshua Bell, Washington D.C.'deki bir metro istasyonunda, kimliğini gizleyerek, bir sokak sanatçısı gibi performans sergiledi. Bell, milyon dolarlık Stradivarius kemanıyla Bach'ın eserlerini çaldı, ancak o sabahın acele saatlerinde binlerce kişi yanından geçip gitti. Sadece birkaçı durup dinledi, ve sadece bir avuç insan onun kovuğuna para attı. Bu deney, sanatın değeri ve günlük hayatın monotonluğunda güzellikleri fark etme kapasitemiz üzerine düşündürücü soruları beraberinde getiriyor. #EsrarengizKemancı kitabı, bu olaydan esinlenerek, hayatta anda kalmak ve çevremizdeki mucizelere dikkat etmenin önemini vurguluyor. Mindfulness, ya da bilinçli farkındalık, bize anın içinde daha derin bir huzur ve tatmin duygusu bulmamıza yardımcı olabilir. Joshua Bell'in metro performansı, bu anlayışın canlı bir örneği olarak, sanatın ve güzelliklerin her yerde bulunabileceğini, ancak bunları görebilmek ve takdir edebilmek için "anda" olmamız gerektiğini hatırlatıyor. Çocuklar, bu bilgelikte doğal bir yeteneğe sahipler; merak ve hayal güçleriyle dünyayı keşfederken, her anın tadını çıkarırlar. Bu kitap, çocuklarınızla birlikte okumanız, onlarla müzik dinlemeniz ve birlikte yaşamın sunduğu güzellikleri keşfetmeniz için değerli bir fırsat sunuyor. 5 yaş ve üzeri için ideal olan #EsrarengizKemancı, yetişkinlere de önemli bir hatırlatma yapıyor: Belki de, çocukların gözlerindeki merak ve kalplerindeki coşku, hayatın gerçek anlamını bulmamıza yardımcı olabilir. Unutmayın, bazen en büyük dersleri en küçük öğretmenlerimizden alırız. #EsrarengizKemancı, sadece bir hikaye anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda, mindfulness'ın ışığında, çevremizdeki dünyayı daha
Mindfulness
Esrarengiz KemancıKathy Stinson · Ötesi Yayıncılık · 20166 okunma
Sen hiç uyanma Mozart, zamanların en kötüsü bu çağ
10/10
·320 syf.·
2023 82. kitabı
2007’de New York’da sosyal bir deney yapılır. Metro istasyonunda bir keman virtüözü kemanını eline alır ve çalmaya başlar. Önünden bine yakın insan geçer. Bach’tan Schubert’ten ünlü parçalar çalar. Toplamda sadece altı kişi durup müziği dinlemiş, yirmi kişi de para bırakmıştır. 32 dolarla metrodan ayrılan müzisyen, dünyaca ünlü keman virtüözü Joshua David Bell’dir. Elindeki çalgısı da değeri 3 milyon doların üzerinde olan Stradivarius kemanıdır. Bu deneyden bir kaç gün önce verdiği konserde boş yer kalmamış, yüz dolardan aşağı da bilet satılmamıştır. Fakat metro istasyonunda bu ünlü virtüözü kimse tanımamıştır. Sokak çalgıcısı muamelesi görmüştür. Aktardığım bu deneyin bu kitapla ilgisi nedir? İncelememi okuduğunuzda anlayacaksınız. Charles Dickens ın İki Şehrin Hikâyesi romanına başlarken “ zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü. Hem akıl çağıydı, hem aptallık…” dediği çağı içinde bulunduğumuz 21. Yüzyıl için de söyleyebilir miyiz? Ya da Dickens bu yüzyılı görse nasıl bir karşılaştırma yapardı? Hem her saniye yeni bir bilginin, keşfin dijital dünyaya eklendiği, hem de kabalığın, cahilliğin, bayağılığın çağındayız. Popüler kültürün neredeyse bir din kabul edildiği, ilahlaştırıldığı bir çağ bu çağ. Tuhaf olan şu ki; popüler kültürün içinde o kültüre adanmış yaşayanlar da bu durumdan şikayet ediyor. İşte yazar tam da böyle bir dönemde , günümüzde Mozart’ı uyandırır. Mozart’ın Viyana sokaklarında çaresiz dolaşırken sokaklara, kaldırımlara, binalara bakarak “ ne olmuş buralara böyle, sokaklar bu kadar insanın ayağını acıtmazdı, binalar böyle değildi… “Tanıdığı Katedral binası için “ yine de bir şeyler eksik, bu binaya bir şey olmuş, değişmiş…” sözleri bana Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor kitabını hatırlattı. Artık her şeyin hızla değiştiği, değerlerin de yozlaştığı bu dünyayı mükemmel aktarıyordu
Bay Mozart UyanıyorEva Baronsky · Kırmızı Kedi · 201581 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·207 syf.··
2021 12. kitabı
Leyla Mihrinaz Engin Yıllarca kitaplığımızın en nadide köşesinde durdu “Hasretinden Prangalar Eskittim” adlı şiir kitabı. Kitaptan ezberlediğimiz, sevgili ile paylaştığımız, şarkılaştırdığımız şiirleri oldu Ahmet Arif’in. Mevcut şiir kitabından isyanı, zulmü, zindanı, direnişi, devrimciliği ve hasreti zaten biliyorduk. Kimimiz devrimciliğe yordu, kimimiz Kürt oluşuna, kimimiz tutsaklığına, bütün bu yorumlarımız bir yana, şimdi de bir hayalin tozunu alır gibi, bir perdeyi aralar ve içeriye loş bir ışık alır gibi yol alıyoruz hasretten pranga eskiten Ahmet Arif’in yaşamına.  Ve bize ışık tutacak kitabın ismi Leylim Leylim. Ahmet Arif’in 1954-1959 ve 1977 tarihinde şair ve yazar Leylâ Erbil’e yazmış olduğu mektupların yer aldığı bu değerli kitaba çok yönlü bakmak gerekir. Mektuplar, yazıldıkları dönem itibariyle Ahmet Arif’in içsel, maddi ve siyasi yaşamını, yayın ortamı ve aşkını belirgin bir şekilde gözler önüne serer. Bütün bunların yanı sıra şiirlerinin kime atfen yazılmış olduğunu bilmek, şiirlerin başlangıç ve bitiş süreçlerine tanık olmak okuyucuda tüyler ürpertecektir. Mektupların içeriğinden yola çıkarak, kitabın edebi anlamda değerini, Leylâ Erbil’in Ahmet Arif’e göre durduğu yer ve konumunu, Ahmet Arif’in bilinmeyen yönlerini, Hasretinden Prangalar Eskittim adlı şiir kitabını, bir daha irdelemek gerekir. Edebi Anlamda Değeri Söz konusu mektup olunca, hele ki edebi içerikli mektuplar hep ilgilendirdi bizi. Çünkü özel ve gerçektirler. Bu düşünceyle Ahmet Arif ve Leylâ Erbil ilişkisinin üzerindeki sırlı perdeyi yavaş yavaş aralayalım. Kitabın ilk mektubu olan 5 Mayıs 1954 tarihli mektupta buram buram şiir, ilham, dünya edebiyatından bilindik isimler, şiir çeşitlerinden örneklemelere rastlıyoruz. Yine bu ilk mektuptan, Hasretinden Prangalar Eskittim kitabının
Edebiyat
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,7bin okunma
Ölümü Düşünmek
9/10
·120 syf.··
2021 3. kitabı
Gizem ve sırrı birbirinden ayırmak gerekir. Ölümün bir gizemi var, ama bu gizemin özelliği, atom bombasının, felsefe taşının, Stradivarius kemanlarının vs. bir sırrının olması türünden bir sır olmamasıdır. İnsanlar bu tip sırlara pek tutkundurlar. Fakat kimse ölümün sırrına sahip değil. Bir sır yok. Bu bir sır değil ve işte ölüm bu bakımdan bir gizemdir. Yani bu masumiyet gizemi gibi apaçık, gün gibi ortada bir gizemdir. Saydamlık içinde, bizzat varoluş olgusu içinde var olan bir gizemdir. En gizemli olanın gecenin zifiri karanlığı, değil öğle vaktinin aydınlığı olduğu söylenir mesela, o vakitte her şey kendi apaçıklığı içinde sergilenir, bizzat şeylerin var olması olgusu örtüsünden soyunarak çıplak kalır. Orada oldukları gerçeği, sır düşüncesini uyandıran geceden daha gizemlidir. Bir sır keşfedilir, ama bir gizem kendini açığa vurur ama onu keşfetmek mümkün değildir. Vladimir Jankélévitch
Ölümü DüşünmekVladimir Jankelevitch · Monokl · 201267 okunma
karşılıksız aşk
10/10
·207 syf.··
2019 78. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2019 09:19
Ahmet arifin leyla erbile yolladığı mektuplar, bu hayatta kimbilir belki kaç milyon insan adını koyamadığı aşklara veda etmek zorunda kaldı. Mektuplarında şiiri, zulmü hasreti, sevgiyi, zindanı ana tema olarak görüyoruz. Ahmet arifin büyük bir tutkuyla sevip asla kavuşamadığı leyla erbile gönderdiği mektuplarında cennet ceheneme, cehennem cennete dönüşüyor. Yasadigi aşk öyle bir aşk ki leyla erbil evlendiğinde kendisine duğun hediyesi olarak bu şiiri yoluyor Sus, kimseler duymasın. Duymasın ölürüm ha. Aydım yarı gecede Yeşil bir yağmur sonra Yağıyor yeşil.    En uzak, o adsız ve kimselersiz,    O yitik yıldızda duyuyor musun?   Bir stradivarius inler kendi kendine,    Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.    Önce bendim diyor ve sonra benim...    Ölümsüz, güzel ve çetin.    Ezgisidir dolaşan bütün evreni,    Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.    Canımı, tüylerimi sarmada şimdi    Kendi rüzgarıyla vurgun...    Sarıyor yeşil.    Rüya, bütün çektigimiz.    Rüya kahrım, rüya zindan.    Nasıl da yılları buldu,    Bir mısra boyu maceram...    Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,    Bilmezler nasıl sevdik,    İki yitik hasret,    İki parça can.    Çatladı yüreği çakmaktaşının,    Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde    Çağlardır boğulmuş bir su...    Ağıyor yeşil.   
1000Kitap
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,7bin okunma
Haberden Taşan Resimler
Puan vermedi·188 syf.··
2018 259. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2018 17:26
Makyaj Yapan Ölüler; elimde olan ama tüm diğer eldeki kitaplar gibi ne zaman okunacağına dair akıbeti belli olmayan kitaptı. ‘Sevgili Dost’ hitabıyla bizlere seslenerek dostluktan yana güzel bir aksin meydana gelmesine vesile olan https://1000kitap.com/incierdem Hoca’nın büyük emek sarf ederek oluşturduğu etkinlik (#35410111) sayesinde kitabı okumuş oldum. Dolayısıyla kendisine teşekkürle ithaf olunur. Ali Ural edebiyatın çeşitli türlerinde eserler veren bir yazar. Şiir, deneme ve öykü çalışmaları var. Denemelerinde akıcı ve anlaşılır bir dil tercih ediyor. Bununla birlikte denemelerinde türler arası geçiş yapması da dikkat çekici. Yani kullandığı dil ve üslupla kimi zaman öyküye kimi zaman da şiire göz kırpıyor. Bu da okurun, eseri sıkılmadan kolaylıkla okumasını sağlarken, yazarın edebiyat alanındaki maharetine de işaret ediyor. Kitaptaki denemeler, gazete haberlerinin yazarda uyandırdıklarından oluşuyor. Her bir deneme kaynağını zamanında yayınlanmış gazete haberinden alıyor. Günümüzde hızlı bir hayat yaşadığımız için genellikle gazete okumalarımız da kısa anlara sıkışıyor. Elimize gazeteyi alıp şöyle hızlıca bir bakıyoruz. Dikkatimizi çeken haber olursa içeriğine şöyle bir göz atıyoruz. Ama artık her şeyi kanıksamaya başladığımız için arada geçen bazı haberler de bizlerde dikkat uyandıramıyor maalesef. Yazarın çabası da bazen trajik bazen ilginç olan haberler üzerinden insanın hikâyesini anımsatarak vicdanlara dokunmak üzerine. Çünkü bizler dediği gibi şairin, hızlı yaşadığımız için durup o incelikli şeyleri görmeye vakit bulamıyoruz. Kalp terazisi hassas olan birilerinin durup, bizi durdurup o ince tarafı göstermesi gerekiyor ki o noktaya teveccüh gösterebilelim, tabi hala aklımız ve kalbimiz bu hengamede onarılamaz bir hasar almamışsa. Bu açıdan bakarsak Makyaj
Etkinlik
Makyaj Yapan ÖlülerA. Ali Ural · Şule Yayınları · 20212,333 okunma