Evlilik, insanların birbirini yük misali taşıması değil evlatlarım... Evlilik, iki insanın sevgi bağıyla aynı yolda yürürken birbirini Allah'a taşımasıdır. O ne der, şu ne düşünürü kenara bırakıp bu birlikteliğe hakkını verirseniz o evlilik dünyadaki cennet olur. Evlilik bir kuş gibidir, karı koca bu kuşun kanatlarıdır. Tek kanatla uçulmaz, bunu da aklınızdan çıkarmayın ki o evlilik size dünya ve ahiret saadeti getirsin.
Sayfa 405
Dinsizlik insana neyi vadediyor?
Karış karış acayipliklerle ve ibret tablolarıyla dolu şu dünyada aklı olmayan bir hayvan misali şehevi dürtülerine göre bilinçsizce bir hayat yaşamayı vadediyor.
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ah, insan kardeşlerimizi baskı altında tutup ezerken insansal hataların karanlık sonuçlarını bir kezcik aklımıza getirsek... bu karanlık sonuçların, yoğun ağır bulutlar misali, evet, yavaş yavaş, gene de önlenemez biçimde göğe yükseldiklerini ve zamanı gelince gereken intikamı başımıza yağdıracaklarını bir kez düşünsek... hayalhanemizde ölmüşlerimizin seslerinin, hiçbir güçle bastırılamayan, hiçbir buyurganlıkla susturulamayan köklü kanıtını tek bir an işitsek, şu hayatın her bir gününün beraberinde getirdiği eziyet ve haksızlıkların, ıstırap, sefalet, zulümlerin biri bile ayakta kalır mıydı hiç?
2010 yılının Mayıs ayında Meksika Körfezi'nin ta derinliklerindeki bir kuyuda oluşan patlama sonucu, hiçbir doktorun durduramadığı kanama misali okyanusa aylarca sızan petrolü hafızamdan silemiyorum. Artık kimsenin hatırlamadığı bu haber ötekiler gibi arşive kaldırılmış olabilir ama zehirlenmiş bir okyanus ötekiler gibi bir haber sayılamaz. Değişen bizim hayatlarımızdır, zehirlenmiş binlerce cansız hayvan bedeni İzlanda yanardağının külleri gibi günlerimizin hızlı koşuşturmasına yayılmıştır. Petrolden oluşmuş devasa mürekkepbalığı, mürekkebiyle turistik cennetlerin billur sularını karartır, ölümcül dokunaçlarıyla yunusları, kaplumbağaları, balinaları, balıkları, kabukluları, yosunları, deniz kuşlarını boğarken, biz teknolojinin ne kadar güçsüz olduğunun kanıtına bakakaldık. Olmaması gereken bir şey oldu ve biz buna bir çare bulmaktan âciziz. Benzeri bir durumu anımsamak için Çernobil'e uzanmak gerekiyor: Orada da olmaması gereken bir şey olmuştu ve orada da yıllarca etkisi süren uzun hastalık, yıkım ve ölüm gölgesini gözlemekten başka bir şey yapamamıştık. Ne var ki o patlama uğursuz atom bombası yüzünden ortak duyguları daha ciddi biçimde etkilemişti ve zehir havaya yayıldığından kimsenin kendini muaf tutmaya hakkı olmamıştı. Atlas Okyanusu'nun kara suları biz Avrupalılar için uzak görünebilir, kirlenen hava değil su olabilir, ama temelde ne değişir ki? Olsa olsa daha az suşi yemek zorunda kalabiliriz! Aslında bu felaketin bize anımsattığı, insanın teknik ve biliminin Kadiri Mutlak olmadığıdır; ileri ve şahane umutlar şimdilik belirsizliğin egemen olduğu bir geleceğin pusları arasındadır.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Gökyüzünün başka rengi de varmış Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış. Ayva sarı nar kırmızı sonbahar! Her yıl biraz daha benimsediğim. Ne dönüp duruyor havada kuşlar? Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim? Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar? N’eylersin ölüm herkesin başında. Uyudun uyanamadın olacak. Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında? Bir namazlık saltanatın olacak. Taht misali o musalla taşında.
Sayfa 186·Kitabı okudu
Bir gün kurmay başkanı bana demişti ki: - Suriye'de bizim ne kadar temelsiz olduğumuzun en iyi misali nedir, bilir misiniz? Yüzüne baktım. - Şu sekiz yaşındaki çocuğun, korkudan bana selam duruşu!
Sayfa 90 - Pozitif Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı