“İhtilâf-ı metâli’ sebebiyle küre
üzerinde ezansız zaman yoktur.”
(Güneşin doğuş zamanındaki farklılıklardan dolayı, dünya üzerinde ezanın okunmadığı bir an yoktur…)
Eğer konuşmaya ayırdığın zamanı tefekküre ayırırsan belki sana Allah’ın rahmetinden bazı ikramların önü açılabilir. Sen belki La ilahe illallah, sübhanallah desen veya başka bir zikir söylesen senin için daha hayırlı olurdu. 
Neymiş, Kur'an Elifbasiyle terennüm edilen Türkçe, Türkçe değilmiş. Ya? "Osmanlıca" imiş. Sübhanallah! Nerede Osmanlı lafzı geçse tahkir ve tezyif edilen bir devirde Türkçe de tahkirden ve düşmanlıkdan nasibini aldı. Bre gafiller, ne "Osmanlıca" ne de “Osmanlı Türkçesi" deye bir şey vardır. Kur'an elifbasiyle teşekkül etmiş, kavaidi tahkim edilmiş muazzam ve muhteşem bir Türk lisanı vardır.
Birinci safta olan melekler, sürekli secdeye varıp: "Sübhanallah" derler,
ikinci safta bulunan melekler, daima oturup: "Elhamdülillah" derler. Üçüncü safta
duran melekler, hep rükua varıp: "La ilahe illallah" derler. Dördüncü safta kalan
melekler, kıyamda durup: "Allahü ekber" derler.
Bir adamı namazı terk ettiği için ayıpladığımda bana “Ben kendimi Allah’ın evine girmeye ve ona ibadete ehil görmüyorum” demişti. Sübhanallah! Şeytanın bu adamla nasıl oynadığını görüyor musunuz?