İstanbul hanımlarını hayatlarını bütün zevklerini oluşturan dedikoduya adamışlar, ihtiyaçsız , kendilerinden memnun , komşularına , eğlencelerine devam ederek , herkes mevsimine ve köyüne göre çayırlarda , Rıhtım taşlarında , dere kenarlarında toplanıp, bağdaş kurup , birbirine eleştirmekle yetinerek yaşıyorlar. Hiçbir yerde kadınlık Bu kadar adileşmemiştir, buna eminim.
İki taraf çayırlarda o malum rengarenk çuval yerdirmelerle karıncalanan bir sürü kadın , çoluk çocuk ! Ah o erkeklerin kadınlara attıkları baygın bakışlar ve o kadınların o beylere karşı aldıkları naz ve cilve tavrı... İnsanın naz ve cilveden , aşktan , hatta insanlıktan iğreneceği geliyor!