....önemli olan sevgili değil, bizzat aşkın kendisidir. Onun aşk ile olan bağı, şiiri süsleyen ve güzelleştiren bir konu olmasıyla değil, bilâkis varlığının anlamını seyrettiği bir ayna olmasıyla pekişir. Bir ışık, bir renk, bir heyecandır onda aşkım anlamı ve hayatı yaşanılır kılmak ancak aşk ile mümkündür. Ona göre bir aşka, ancak aşk olduğu için aşık olunabilir, gerisi kuru lâftan ve asılsız görüntüden ibarettir. Sevgilinin kimliği, ister sufiler gibi Tanrısal, ister ozanlar gibi tensel olsun, değeri yoktur onun için. Kendi aşkı için kendi soyut sevgilisini de zihninde yaratır o ve ona aşk deseninden ruh biçer, güzellik kumaşından giysi diker. Güzel öyle güzelleşir ki onun dizelerin de, her âşık orada kendi sevdiği güzeli bulur, kendi aşk serüveninin acılarını, ayrılıklarını, hasretlerini hisseder. O, aşkın acısını ve ıstırabını anlatır durmadan. Ayrılık, dert ve üzüntüyü arar her dizesinde; kavuşmayı, neşeyi ve mutluluğu istemez, basit görür onları. Acı çekmekle olgunlaşacağına, yüceleceğine inanır insanın ve kendisi de acı çekmekte özge bir zevk bulur. Hamuru aşk ile yoğrulmuş birisi için bu pek de zor olmasa gerek. Aşk için geldiği dünyada yine aşk ile hüküm sürmek....
Sayfa 168 - Kapı Yayınları