Gelenekselcilikte olduğu gibi İslam, zahir ve batın arasında bir ayrım yapıyordu. Sufiler bazen Sufizm ile sufi olmayan hakim olan İslam anlayışı arasındaki farkı bu terimlerle ifade ediyorlar. Hakim İslam anlayışı zahir olanla ilgilenirken, Sufizm saf maneviyat anlamına gelen ezoterik/batın olana erişim sağlamaktadır. Sufi yolu'nun İslamın içinde bir yol olduğu vurgulanmıştır. Hakim olan İslamın daha titiz bir biçimde yaşanması batına girmenin ön şartı olarak kabul edilmiştir.
Sayfa 125·Kitabı okudu
İbn Arabi İslam dünyasındaki Sufiler için önemli bir şahsiyettir. Agueli'yi takip eden birçok Gelenekselci için son derece önemli hale gelecekti. Sonraki Gelenekselciler İbn Arabi'ye vurgu yapmakta ancak nihai anlamda Abdulkadir es-Sufi' den yararlanmaktadırlar.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Reklam
Sufiler, şükür nimeti değil nimeti vereni görmektir, derler.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Alıntı
Peygamber Kokusu
Taze çıkmış ekmek kokusunun insan ruhuna yaptığı etkiyi gayet iyi bilen Aşçıbaşı, kokuyu derin derin içine çekti. Bu koku başka kokular gibi ağzı sulandırmaz, insanı iştah ya da keyif gibi her an denetimden çıkabilecek hazlara boğmazdı. Sufiler boşuna "Peygamber kokusu gibidir" demiyorlardı ekmek kokusuna.
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Ekmek
Sufiler derler ki, nefse lezzet veren pek çok şey ruha acı vermektedir, ruhta tat bırakan pek çok şey de nefste keder olarak hissedilir. Oruç nefse acı verse bile ruh ve kalp için bir lezzet, bir gıda ve bir ihtiyaçtır.
Alıntı
....önemli olan sevgili değil, bizzat aşkın kendisidir. Onun aşk ile olan bağı, şiiri süsleyen ve güzelleştiren bir konu olmasıyla değil, bilâkis varlığının anlamını seyrettiği bir ayna olmasıyla pekişir. Bir ışık, bir renk, bir heyecandır onda aşkım anlamı ve hayatı yaşanılır kılmak ancak aşk ile mümkündür. Ona göre bir aşka, ancak aşk olduğu için aşık olunabilir, gerisi kuru lâftan ve asılsız görüntüden ibarettir. Sevgilinin kimliği, ister sufiler gibi Tanrısal, ister ozanlar gibi tensel olsun, değeri yoktur onun için. Kendi aşkı için kendi soyut sevgilisini de zihninde yaratır o ve ona aşk deseninden ruh biçer, güzellik kumaşından giysi diker. Güzel öyle güzelleşir ki onun dizelerin de, her âşık orada kendi sevdiği güzeli bulur, kendi aşk serüveninin acılarını, ayrılıklarını, hasretlerini hisseder. O, aşkın acısını ve ıstırabını anlatır durmadan. Ayrılık, dert ve üzüntüyü arar her dizesinde; kavuşmayı, neşeyi ve mutluluğu istemez, basit görür onları. Acı çekmekle olgunlaşacağına, yüceleceğine inanır insanın ve kendisi de acı çekmekte özge bir zevk bulur. Hamuru aşk ile yoğrulmuş birisi için bu pek de zor olmasa gerek. Aşk için geldiği dünyada yine aşk ile hüküm sürmek....
Sayfa 168 - Kapı Yayınları
Reklam
Reklam