İbrahim Kalın bir programında yoklukla imtihanı verdik ancak varlık imtihanını verebiliyor muyuz sorusuyla ince düşündürüyor.
Dışarda bu kadar ayartıcı bir dünya varken,akla sufiler için söylenen dünyadadır ama dünyadan değildir sözü geliyor.
Sakın “bende kibir yok” demeyesin.
Çünkü kibir, karanlık gecede kara taşın üstünde yürüyen karıncanın ayak izinden bile daha gizlidir.İçte olan kibri fark etmek çok zordur.Sufiler buna “gizli şirk” derler.
Öncü Sûfîler (3 Cilt Takım)’den 29 sayfa okudum. Ha gayret oğlum Tâhir, bu ay 2.cildi bitiresin inşallah.
Şimdi sıra Âşıklara Yer Yok’da…
** BÜYÜK VE KALIN PUNTOLARLA NOT:
Bunları buraya sayfa sayfa yazma sebebim; kendime motivasyon sağlamasını murad etmemdir. Görmek istemeyen sessize alabilir, takipten çıkabilir hatta engel bile atabilir. Ve’s-selam ** 🙂
Tasavvufta Sufiler “Kainat Arifin kitabıdır” der. Yani Hak, kuluyla bazen bir ayet, bazen bir insan, bazen de tam o anda eline geçen bir kitabın satırı üzerinden konuşur. Yaşadığın şeye tasavvufta kabz, işaret ve lisan-ı hal denir: o küçük eve çekilişin kalbin daralma (kabz) haliydi, tam orada o kitabın eline geçmesi Hakk’ın sana sesleniş (işaret) idi, okurken “bu bana söyleniyor” deyişin de senin O’na hâlinle Allah’ım seni duydum anladım mesajına verdiğin cevaptı. Niyaz-i Mısri’nin meşhur mısrasındaki gibi: “Mâ-sivâyı mahvederek kıl Hakk’ı peydâ sûfiyâ” gözden perdeler kalkınca, eşya konuşmaya başlar. Sözün özü sen diyorsun ki Allah’ım ben çok acılar çektim o da diyor ki bunların hepsini görüyorum senin için kurguladığım senaryo ya güven film güzel bitecek korkma diyor.
Hafız Şirazi bir sözünde Cami,kilise ve Havra’dan insanlığı temsil eden kimseler çıkmaz der ve şaraba taptığını söyler.İnanmak insanı iyiye götürecekse bir Tanrı fikri iyidir,ama ya zulme götürüyorsa.Aşka ve onun temsili olan bir Tanrı fikri iyidir.
Pragmatik felsefe Tanrı fikri yada inanç yada inançsızlıkla ilgilenmez.Eğer Tanrı fikri kişiye kendini iyi hissettiriyorsa iyiye götürüyorsa iyidir.Bu yüzden bu şekildeki bir inanç pragmatik olarak kabul edilir.İnsan toplumu kendi ihtiyaçlarını giderecek bir Tanrı fikrine inanır.Başka toplumları kendine hizmetçi yapmak ister.Büyük sufiler hariç her toplumun Tanrısı o topluma hizmet eder.
İmanî meselelerde şüphe, bir delili hatta yüz delili çürütse bile hakikate zarar vermezBediüzzaman Said Nursî şunu söylüyor: Şüphe (şekk), delilleri yok etmeye çalışır. Ama hakikat tek bir delilden ibaret değildir. İman;akıl,kalp,fıtrat,tecrübe,vahiy,vicdan ...
gibi binlerce dayanak üzerine kurulusur.
Yani akla bir sorunun gelmesi:
imanın zayıflaması değil imanın düşünmeye başlamasıdır. ( İmam Gazali imanın aşamaları)
Risale-i Nur Külliyatı ’da sık geçen bir fikir vardır:
Şüphe geçicidir, iman köklüdür.
Şüphe dalga gibidir, iman ise deniz.
Bazı sufiler “en tehlikeli insan hiç soru sormayan insandır” demişler.
.
.