Güzel! Çirkin! Uzun! Kısa! Zengin! Fakir! Şerefli! Şerefsiz! Bütün bunlar hiç, baştan aşağı saçma ve lüzumsuz... Ama tuhaf değil midir ki yaşayabilmek için bu evsafın iyilerini şahsında toplamak elzem ve elzemdir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
...burada Proust'tan şu parçayı tercüme ederek dolayısıyla kendi haletiruhiyemi de sana anlatmış olayım:
"Işığın kendisinden bile daha sürekli olarak yüzü gözümüzün önünde olan kadın -mademki gözümüzü yumduğumuz takdirde dahi güzel gözleri, latif burnu üzerine titremekten, onları tekrar görmek için her çareye başvurmaktan geri durmuyoruz- şayet ona rastladığımız şehirden başka bir şehirde olsaydık, başka mahallelerde dolaşsaydık, başka salonlara devam etseydik, başka bir kadının da bizim için bu biricik kadın olabileceğini gayet iyi biliyoruz.
Haydi Abbas, vakit tamam;
Akşam diyordun işte oldu akşam.
Kur bakalım çilingir soframızı;
Dinsin artık bu kalb ağrısı.
Şu ağacın gölgesinde olsun;
Tam kenarında havuzun.
Aya haber sal çıksın bu gece;
Görünsün şöyle gönlümce.
Bas kırbacı sihirli seccadeye,
Göster hükmettiğini mesafeye
Ve zamana.
Katıp tozu dumana,
Var git,
Böyle ferman etti Cahit,
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.
Ah dostum Tavy, dünyayı kendi ferdi ve şahsi ahlakını kuvvetlendirmeye mahsus kurulmuş ahlaki bir cimnastikhane farz etmekten ibaret olan İngiliz adet ve ananesine sadakatin dolayısıyla, başkalarının şiddetli ihtiyaçlarını göz önünde tutman lazım geldiği zaman senin gözlerin kör oluyor. Sen yalnız kendi külüstür prensiplerine bakıyorsun. Bu anın mübrem ihtiyacı mesut bir ana ve sıhhatli bir çocuktur vesselam. Enerjilerini bu gayeye yönelt, o zaman yürüyeceğin yolu iki kere ikinin dört etmesi gibi apaçık önünde görürsün.