Birilerinin nedensiz (en azından ben bazen öyle düşünuyorum) eleştirilerine maruz kaldığımda ya da beni dogallıkla kabul edeceğini düşündüğüm biri tarafından kabul edilmedigimde, her zamankinden biraz daha uzun mesafe koşarım. Her zamankinden daha uzun mesafe koşmak yoluyla, o ölçüde kendimi fiziksel olarak tüketmiş olurum. Üstelik, yeteneklerinin sınırları olan, güçsüz bir insan olduğumu bir kez daha idrak ederim. Bunu dibine kadar, fiziksel olarak idrak ederim. Dahası, her zamankinden daha uzun mesafe koşmak sayesinde kendi bedenimi de biraz daha güçlendirmiş olurum.
Belirttiğim gibi her şeyden önemlisi, yalnız yola çıkan kişi bugün yolculuğuna başlayabilir ama başkasıyla beraber yolculuk edecek kişi diğeri hazır olana kadar beklemek zorundadır ve belki yola çıkmaları çok uzun sürebilir.
Kim bilir belki eğer insanlar kendi evlerini kendi elleriyle inşa etselerdi ve basit ve dürüst bir şekilde kendileri ve aileleri için yeterli besini sağlasalardı, kuşların bir araya geldiklerinde evrensel olarak şakımaları gibi insanlar arasında da evrensel bir şiirsel yetenek gelişecekti. Ama ne yazık ki bizler, yumurtalarını diğer kuşların yaptığı yuvalara bırakan ve gevezelikleri ve ahenk siz nağmeleriyle hiçbir yolcuyu neşelendirmeyen inek ve guguk kuşları gibi hareket ediyoruz. Inşa etmenin keyfini sonsuz kadar marangozlara mı bırakacağız?