İnej kolunu kaldırdı. Kaz temiz kumaş parçasını özenle onun önkoluna doladı. Parmak eklemleri cildine değince içinde yıldırımlar çaktı, felç oldu, olduğu yere mıhlandı. Kalbi o sesi çıkarmamalıydı. Belki de Sunta'ya asla ulaşama yacaktı. Belki de buracıkta ölüp kalacaktı. Ellerine söz geçirmeye çalışıp sargıyı bir kez düğümledi, sonra bir kez daha. Bitmişti
Sayfa 426
Alıntı
(…)gerzek "ger(i)+zek(alı)"dan, sunta "sun(i) +ta(hta)"dan, ohal "o(lağanüstü) + hal"den, gensoru " gen(el) + soru"dan, akbil “ak(ıllı)+bil(et)"ten, karper "Kar(s) +pe(yni)r(i)”nden üretilmiştir. Askeri rütbelerde de karma yönteminden oldukça istifade edilmiştir. Orgeneral, "or(du) + general" birleşimi ile türetilmiştir. Ordu komutanını ifade eder. Orbay da "ordu beyi/ orgeneral" anlamına gelir. Korgeneral, "k(ol) +or (du) +general" kelimelerinin birleşimi ile türetilmiş olup kolordu komutanını belirtir(…)
Sayfa 212·Kitabı okudu
Etimoloji
Reklam
Sunta-Kereste-Nokia!
"Türkiye'de sunta, kereste üreten birçok firma uzun süre faaliyet gösterdi ancak sonrasında yeni bir ürün üretmeyip, kaybolup gitti. Gelecekte var olmanın yolu; dünyanın gittiği yeri görüp alan stratejinizi ona göre belirlemekten geçiyor... Finlandiya da var böyle bir firma, onlar da kereste ve kauçuk işiyle başlıyorlar, otomobil lastiğiyle de ilgileniyorlar... Ülkelerinde soğuk ve ormanlık alanlar nedeniyle telsiz kullanımı yaygın olunca, bu alana, yani haberleşmeye yönelirler. 1980'lerin sonunda kereste üreten bu firmanın adı, NOKİA! "
Sayfa 105 - Elma Yayınevi·Kitabı okudu
Demirel şu görüşteydi: " NATO'ya, CENTO'ya ve İNTO'ya bağlıyız." İNTO, Demirel kardeşlerin kurduğu bir şirketti. Hacı Ali ve Şevket, Ziraat Bankasına giderek "Biz, sunta ekip mobilya üreteceğiz. Bu sebeple küçük çiftçiyi desteklemek fonundan bize kredi açın." dediler. Banka yetkilileri "Alın size 26 milyon." deyip küçük bir yardımda bulundular. Hacı Ali parayı görüp "Üstü nü vereyim." deyince de banka yetkilileri "Sözü mü olur canım?" diyerek paranın üstünü almadılar.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Texas, Austin'deki otel odamda saatimin alarmı sabah 4'te sustu. Yataktan çıkıp Texas Üniversitesi'nin kampüsüne gitmem için yaklaşık bir saatim vardı. Üniversitenin pırıl pırıl yeni öğrenci aktivite merkezinin terasında ışık sanatçısı James Turrell'ın bir çalışması vardı. İçteki Renk ismindeki tertibat aldatıcı ölçüde basitti. Bu bir kapı açıklığı ve iç kısmın üç kenarını çeviren sunta bir oturma yeri olan küçük beyaz bir yapıydı. Ancak Turrell çatı yerine, ziyaretçileri doğrudan gökyüzüyle bağlantıya sokan bir göz pencere yapmıştı. Burada sanat o yapı veya yuvarlak pencerenin şekli değildi: Turrell'ın herhangi bir sistemi veya odak noktası yoktu. Çalışması özünde beni algıma farkındalık kazandırmaya zorluyordu. Ve en büyük gözlemlerin temelinde bu farkındalık yatar.
Alıntı
Hüseyin Kıran
şehir de... ben maddenin cürüm hali evet, yükselmektedir diyorum sunta sesleri yükselmektedir kilit ve sanduka yükselmektedir acil makina ve yükselmektedir tohumlu sinema asfalt, ceset ve köpek kokusuyla benzinli çocuk solukları, azgın kahkaha hah hah ha...
Sayfa 70·Kitabı okudu
Şiir
Reklam
Reklam