Konuş benimle, susma ne olursun, bir şey söyle. Bir kırık olsun, kalbinde yerim olsun. Sürgün etme, beni gönderme. Kaldır gözlerini, bir bak bana, ne haldeyim. Öfkelen, sitem et, bağır çağır ama böyle taş gibi durma, ne olursun.
Söz şiir, söz nesir. Söz susma, söz konuşma. Söz åfet, söz nimet. söz zaaf, söz meziyet. Söz ölüm, söz kalım. Söz dirim, söz sağaltım.
Hâle uyan söz güçlü. Hâli bilmeyen kelâmı neylesin, kelâmı bilmeyen hâli ne diye bilsin?
"Seni anlatıyorsam sendeki hâlimi gördüğümdendir", böyle miydi?
Sözü bilmeden hâl, hâl olmaz. Hâle girmeden kelâm kemål bulmaz.
Allah'ın hikmetini sorgulayacak olursanız kendinize şunu söyleyin: "Ben dönüp kendime bakmalı yım. Onlar Rablerini hiç kimseye şikayet etmediler. Onlar Allah'tan gelene razı olmuşken bana konuşmak düşer mi? Allah Teala onlara karşı benden daha merhametlidir."
Türk halkının en büyük zaafı dinini uyanma ve sorgulama aracı olarak değil de uyuma ve susma aracı olarak kullanmasıdır. Sadece türk halkının değil bütün Müslümanlığın en büyük zaaflarından biri belki de birincisi işte budur en büyük zaaflarından biri bu olmasaydı kuran Allah ile aldatılmayın! ihtarına gerek görür müydü?