Şevval

Şevval
Mesaj atmayınız! instagram.com/withthebook_
5/10
·304 syf.··
2026 1. kitabı
Bazen bir yolculuk planlamazsınız, o sizi bulur... Ya da en azından bu kitapta öyle oluyor Bugün biraz karışık hislerle bitirdiğim bir kitaptan, Bugün Kalan Hayatımın İlk Günü’nden bahsetmek istiyorum Hikaye aslında çok merak uyandırıcı başlıyor: Uzun süredir görüşmediği bir arkadaşıyla buluşan baş karakterimiz, onun kanser olduğunu öğreniyor ve arkadaşı, iyileşmesinin tek anahtarının Himalayalar’daki bir tapınakta bulunan gizemli bir el yazması olduğuna inanıyor ve ondan bu el yazmasını gidip almasını istiyor. Aslında hikaye tam olarak göründüğü gibi değil, sadece baş karakterimiz başlangıçta öyle sanıyor... Spoiler olmasın diye susuyorumm! Arkadaşının bu umuduna kayıtsız kalamayan baş karakterimiz de elinde yarın için bir uçak biletiyle, kimseye haber bile veremeden kendini bir anda Himalayalar’da buluyor Kulağa ne kadar merak uyandırıcı geliyor değil mi? Aslında kitabın dili akıcı ve çok kolay okunuyor ama dürüst olmam gerekirse kurgunun ilerleyişi beni biraz yordu O tapınağa ulaşmak için gidilen 4-5 günlük yol sanki hiç bitmeyecekmiş gibi hissettirdi; Kendimi “Hadi artık, ne zaman varacağız?” derken buldum. Üstelik bazı yerlerde karşılaştığım mantık hataları da hikayenin içine tam girmeme engel oldu Eğer kişisel gelişim türündeki romanlara ilginiz varsa ve bu türe bir kurguyla başlamak istiyorsanız şans verebilirsiniz Ama benim gibi sağlam bir kurgu ve yüksek bir tempo beklentisiyle okuyacaksanız, beklentinizi çok yüksek tutmayın derim. Benim beklentimi maalesef tam karşılamadı, ama yine de içinden hayatıma entegre edeceğim güzel öğretiler aldım. Peki siz ne düşünüyorsunuz? Kişisel gelişim temalı kurguları seviyor musunuz? Yorumlarda buluşalımmmm!
İnceleme
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·147 syf.··
2026 2. kitabı
“Bizim yolumuz, köprümüz yok; kitabı ne yapacağız?” diyen köylülere; “Eğer kitaplığınız olursa; yolunuz da, köprünüz de olur” diyen bir adamın hikayesi bu... Mustafa Güzelgöz, sadece bir kütüphaneci değil; imkansızlığın içinde bir aydınlanma mimarıydı. 1940’ların Ürgüp’ünde “Kimse kütüphaneye gelmiyor” diye pes etmek yerine; kitapları eşek sırtında köylere, yani halkın ayağına taşıdı. Fakir Baykurt’un kalemiyle ölümsüzleşen bu gerçek hayat hikayesi bize şunu fısıldıyor: “Eğer bir yol yoksa, yeni bir yol açmalısın.” Mazeret üretmek yerine imkan yaratan, uyuyan bir halkı kitaplarla uyandıran bu “sessiz devrimi” mutlaka okumalısınız. Hafta sonu tek oturuşta bitecek kadar kısa, ama bir ömür unutulmayacak kadar derin... Sizin de hayatınıza dokunan, “herkes okumalı” dediğiniz o özel kitap hangisi? Yorumlarda buluşalım!
İnceleme
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,2bin okunma
10/10
·277 syf.··
2023 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2023 21:23
Ümit Yaşar Oğuzcan'ın her bir kelimesi insanı o kadar etkiliyor ki bu kelimeler bir araya gelerek de muhteşem bir eser ortaya çıkıyor. Oğuzcan'ı okurken bütün duyguları iliklerinize kadar hissediyorsunuz kitapta altını çizmediğim yer kalmadı herkesin kendi acısına, kendi derdine, kendi aşkıyla ilgili bir şeyler bulacağı bir eser aşka dair nesirler; aşka, sevgiye, bekleyişe, umut etmeye dair her şey. Ümit Yaşar OğuzcanÜmit Yaşar Oğuzcan Aşka Dair NesirlerAşka Dair Nesirler
Şiir
Aşka Dair NesirlerÜmit Yaşar Oğuzcan · Everest Yayınları · 202110bin okunma
biraz geç bir inceleme oldu ama
Puan vermedi·360 syf.··
2023 5. kitabı
Önereceğim kitabı ilk sayfasından huzursuz olarak okuyacaksınız. Bu öyle bir kitap ki ilk sayfasından itibaren okurken duraksadığınız, sinirlendiğiniz hatta okumasam mı diyeceğiniz bir kitap. Bu saydıklarım eserin kötülüğünden değil, hayatta karşımıza çıkabilecek bu olayları açık-seçik bizlere sunduğu için. Kitabımız 11 yaşında ki Derdâ ile başlıyor. 11 yaşını daha çocuk olarak adlandırdığımız ve bu çocuklar ailelerinin güvenli kollarında, okullarda, parklarda olması gerekiyor ama bizim 11 yaşında ki Derdâmız kendisinden kaç yaş büyük sakallı, kendini dinci tavrına sokan her lafında Allah’ın adını anan ama dinle ilgili gram ilgisi olmayan bir adamla evlendiriliyor. Dini kullanarak bir şeyler yapmaya çalışanlardan gerçekten bıktığımız bir zaman da bunu bir de kitapta görünce daha da sinirlendim ve kitabın ilk sayfalarında bunları görmek beni huzursuz etmeye yetti. Evlendiği adam Derdâyı da alıp Londra’ya götürüyor ve böylelikle Derdâ’nın bitmez hayat hikayesi başlıyor. Kitabın ilerleyen sayfalarında öyle bir yere geldim ki cümleyi okuduğum an kitabı bir tarafa bıraktım ve kendime gelmeyi bekledim cümle şöyleydi; “Ve Derdâ’yı döve döve s****. Londra’da sabah olana kadar… O gece Londra tarihinin en uzun gecesi oldu, çünkü güneş bile doğmaya utandı.“ ben bu satırları bile okuyamazken gerçek hayatta bu tür olayları yaşayan o kadar kadın var ki ne kadar acı ve utanç verici. Zaten bu olayı yaşayan Derdâ’nın hayatı sonrasında nasıl ilerleye bilir ki. Şapkalı Derdâmızdan anlatacaklarım bu kadar kitabı okursanız hayatının nereye evrildiğini göreceksiniz. Bir de ikinci Derdamız var ama bu şapkasız a ile olan bu Derdamız da 11 yaşında babası gasptan dolayı cezaevinde ve mezarlıkta mezar sulayarak hasta annesine bakmaya çalışan bir erkek çocuğu. Bu Derda’nın hayatı da gariplikler
Edebiyat
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,8bin okunma
Aylak Adam
8/10
·192 syf.··
2023 1. kitabı
·
Aylak Adamını okumamdaki en büyük etken Oğuz Atay’dan Tutunamayanları okumak istememdi. Birçoğumuz aslında Tutunamayanları okumasak bile içerik olarak ne anlatmak istediğini karşımıza çıkan alıntılarla anlayabiliyoruz. Aslında bu büyük eserin ilham kaynağı Yusuf Atılganın Aylak Adam eseridir. Buna kanıt olarak da Aylak Adam sayfa 183’deki alıntıyla destekleyebiliriz. “-İnsanın bir tutamağı olmalı -Anlamadım. -Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamadığının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. İşte tam bu kısımla Tutunamayanlar gibi büyük bir esere ilham kaynağı oluyor. Karakterimiz C. kendisine böyle hitap ediliyor, toplumdan kopmuş yalnız biridir bunun en büyük sebebi de babasıdır. C.‘nin hayattan beklentisi toplumdaki ikiyüzlü insanları görmesiyle tek tutamağı olan birbirine yetecek kendisini seven bir kadın arayışıdır. Bu arayışı da Kış, İlkyaz, Yaz, Güz gibi dört bölüme ayrılmış şekilde görmekteyiz. Biz de bu bölümlerde C.’nin kendi gibi düşünen bir kadını ararken düşüncelerini ve kadınlara olan tutumlarını okuyoruz. Aynı zamanda kitapta C.’nin konuştuğu kadınların da yazdığı mektup ve günlük gibi bölümlere yer verilmiş böylelikle kadınlarında C hakkında ki düşüncelerini okuyabiliyoruz. Kitabı okurken fark edeceksiniz ki C. karakteri hiçte tutarlı bir karakter değil. Yazarın yazım tarzı hakkında konuşmam gerekirse kalemini sevdiğimi söyleyebilirim. Kitapta yapmış olduğun betimlemeler sayesinde kitabın içine çok rahat girebiliyorsunuz. Hiçbir şekilde okurken zorlanmayacağınız Türk Modern edebiyatının çok
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma